Mülakatlar ve Akılda Kalanlar

İş arayan bir aday olarak da, görüşmeyi yapan taraf olarak da hiç yabancı olmadığımız bir kavramdır “mülakat” … Peki nasıl olmalıdır? Mülakatların olmazsa olmazları var mıdır?

Mülakat; adaya sorular sorulması yoluyla, işe ideal olup olmadığının değerlendirildiği görüşmedir. İş görüşmesi de diyebiliriz buna.
Görüşmeye çağrılan kişi kadar , görüşmeci için de stres yaratabilir. Sınırlı bir zamanda , kısıtlı imkanlarla doğru işe doğru insan bulmak hedeflenir çünkü. Bu sebeple görüşmeye gelen kişiden sadece rahatlık ve dürüstlük beklenir , doğru insan olduğu intibasını uyandırırsa zaten iş, onun olur…

Bir mülakat örneğinden bahsedelim. İlk mülakatta şöyle durumlar olabilir:

-Kendinizden bahseder misiniz?

-1988 Ankara doğumluyum, İstanbul Üniversitesi İşletme’de 3. Sınıftayım. Yani tam değilim de, iki yeni bitti işte… İlanınıza daha öncde de başvurmuştum ama kısmet bugüneymiş…ha bi de bölümümde ikinciyim.
-Daha önce hiç çalıştınız mı?

-Hımm..… Şey… 1 ay staj yapmıştım ama kağıt üzerinde, gidip gelmedim yani. Halamın bir kozmetik dükkanı var, yazları orada durdum. Bazen de, turistlere rehberlik yapmaya çalıştım. Tam olarak rehberlik denemez tabii, sadece civar yerleri gösterdim. Şey yani.. Baştan başlasam olur mu acaba?

İlk mülakatlar böyledir işte… Düşünceler kopuk olur, soru geçtikten sonra ya da görüşme bittikten sonra, aklınıza şahane fikirler gelir. “Keşke baştan böyle söylemeseydim” ya da “Şunu anlatmayı unuttum” dersiniz.

Mülakatlarda önemli olan, adayın kendisi gibi olması, kendisini doğru ve yerinde ifade edebilmesidir.
Mülakatla ilgili diğer kavramlara da kısaca değinelim:

Planlı mülakat: Genellikle iş analizleri ile elde edilen bilgilere dayalı olarak yapılır. Mülakat süresi, sorularacak sorular, soruların sırası dah önceden belirlenmiştir. Mülakatın verimli geçmesi için, bu plana uymak gerekmektedir. Çoğunlukla adayların sayısı fazla olduğunda yapılır.

Planlı olmayan mülakat: Belli bir plan yapılmadan gerçekleştirilen mülakat tipidir. Konuşmanın seyrine göre sorulacak sorular belirlenir.

Panel tipi mülakat: Bu durumda birden çok mülakatçı ve birden çok adayla görüşme yapılır. Zaman alıcıdır. Ancak adayların grup içerisindeki davranışları, tartışma yeteneği, kişileri etkileme becerilerini öğrenmek için uygundur.

Sorun çözme mülakatı: Çoğunlukla yeni işe girenlere değil de, işyerindeki kademesini yükseltmek isteyenlere ve yönetici adaylarına uygulanır. Burada adaya bir olay / vaka verilir ve onu çözmesi istenir.

Stres Mülakatı: Bu tür, adından da belli olacağı gibi stresli bir ortamda gerçekleştirilir. Mülakatçı kasıtlı olarak sinirlendirici, kızdırıcı sorular sorarak, adayın nasıl tepkiler vereceği bu tip durumlarda soğukkanlılığı ve strese dayanıklılığı ölçülür.

Çapraz Mülakat: Farklı türden soruların iki mülakatçı tarafından adaya karşılıklı sorularak yapıldığı mülakat türüdür.

Bu tanımlamalar, biraz sıkıcı ama iş dünyasında birçoğu uygulanıyor. Çünkü iş imkanları kısıtlı ve aynı işe müracaat eden yüzlerce aday var. Hal böyle olunca da, bazı noktalara değinmeden geçemiyor insan.

Öncelikle, mülakatlarda sizin yeteneklerinizle şirketin beklentilerinin kesisip kesişmediğini düşünmeniz gerekmekte. Sizin yeteneklerinizin veya deneyiminizin göstermiş olduğu çizgi, pozisyonun beklentilerini oluşturan çizgiyle aynı hizada ise, o iş sizin için uygunudur demektir. Mülakat yaparken de, bu iki çizginin seviyesinin aynı olmasına dikkat etmeli. Ne siz daha üst bir seviye için çizginizi yukarıya zorlayın, ne de seviyenizin çok altındaki bir iş için “aman iş bulamam sonra” deyip seviyenizi düşürün.

Genellike, ülkemizde iş başvurusunda bulunan adayların, şirketlerin beklentilerinin altında yeteneklere sahip olmasından yakınılır. Aslında bu şikayetin temelinde büyük bir yanılgı var. Kötü bir mülakatçı, her zaman adaylardan istediği pozisyonla ilgili en iyisini seçmeye çalışır. Fakat seçeceği insanın yeteneklerinin pozisyonun gerektirdiğinden çok daha fazla olması durumunda, o adayda, işe başladığında oluşabilecek maddi ve manevi tatminsizliği asla düşünmez.

Bu da iş verimliliğini etkiler. Ama iyi bir mülakatçı bunun farkındadır. Karşısındaki adayın iş için fazla yeteneklere sahip olduğunu anlar ve adaya bunu yansıtır. Aday da bunu kavrar ve olumsuz bir cevabın sebebinin ne olduğunu anlar. Kendi yetenekleri/bilgisi seviyesinde bir pozisyon aramaya devam eder.

Mülakatlarda aslında her iki taraf da hem karşısındakini, hem kendini yeniden sorgulamış, yeniden öğrenmiş olur.Önemli olan kendinizi doğru ve iyi ifade etmek, gerçekten bu işi mi istiyorsunuz, bunun bilincinde olmaktır.

Bir mülakat iyi de geçebilir, kötü de. Mülakat kötü de geçmiş olsa, deneyimdir.

Eh … İyi geçtiyse, iş zaten sizindir :)


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikSosyal Medyanın Aslı Faslı Nedir?
Sonraki İçerikDinlemek
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…