Son Viyana gezimde yarım günümü Freud Müzesinde geçirdim. Öneririm, vakit yaratın ve mutlaka gidin. Etkileyici bir hayat hikayesiyle, etkileyici bir müze konumlandırması. İlham veren bir enerjisi var mekanın, okuma ve yazma isteğini artıran bir yer. Çalışma odası, koltuğu, kütüphanesi, hediyelik eşya ve kitap satış yeri, kafesi, kahvesi ve pastaları hepsi bende iz bıraktı.

Oğlum Can’a bir tişört, kendime bir defter ve İlhan’a bir şapka aldım müzeden anı hediye olarak. Ancak daha aynı gün kırmızı şapkayı ben takmaya başladım. Kalabalıklar içinde görünmemi, bulunmamı sağlıyordu. İlhan’la birlikte kullanıyoruz.

İşte bu kırmızı şapka, o kırmızı şapka. Tepesinde, yukarıdan bakan meraklı bir Freud portresi var. Sanki sadece bana değil, karşılaştığım herkese “Sen neden buradasın?” diye soruyordu.
Yürüyüş boyunca şapka baş rolde.
İnsanlar beni şapkayla tanıdı, şapkayla aradı, şapkayla hatırladı.
Bir şapka, bir simge oldu.
Ama sadece bir aksesuardan ibaret değildi.
Bu, “etki”nin somut bir haliydi.
Etki: Görünenin Ardındaki Şey
Bir nesneyle etki yaratmak, yalnızca dikkat çekmek değildir. Freud’a göre nesneler, bilinçdışımızın taşıyıcılarıdır. O kırmızı şapka, belki de bastırılmış bir görünme isteğinin oyunuydu. Ya da gerçekten bir oyundu. Buluşmayı kolaylaştırmak için. Uzaktan bile fark edilmek için. Ya da çocukluğumuzdan beri dinlediğimiz okuduğumuz Kırmızı Şapkalı Kız masalındaki metafora bir gönderme mi yapıyordu.
Jung devreye giriyor tam burada: Gölgemizle tanıştığımızda, görünürlük sadece dış dünyaya değil, içe dönük bir yansımadır. Belki de o gün şapka beni görünür kılmakla kalmadı, içimdeki görülme isteğiyle tanıştırdı. Jung’un “kim dışa bakarsa hayal görür, kim içe bakarsa uyanır” sözünden esinlenerek uyandığımız için şükredelim.
İmaj: Kendini Taşımak
Bir şapka nedir?
Bir seçim.
Bir ifade.
Bir sinyal.
Ben o gün başımda yalnızca bir şapka taşımıyordum; bir mesaj taşıyordum.
>”Ben buradayım.”
>”Ben düşünürüm.”
>”Ben görürüm.” Ve “Ben görünürüm.” Ve belki de “Ben görünmek istiyorum.”
Karşılaşmak: Şapka Tanıştırır
Şapkam o gün beni pek çok kişiyle tanıştırdı.
Adımdan önce şapkam konuşuldu.
Şapkayla başlayan sohbetler, denize uzandı.
İsimsiz tanışmalar, düşünce ortaklıklarına dönüştü.
“Sizi Freud şapkasından tanıdım,” diyen biriyle başlayan bir cümle,
nasıl bir arkadaşlığın kapısını aralayabilir?
Samimi, renkli, neşeli…
Çünkü nesneler sadece görünür kılmaz; yakınlaştırır. Hele kırmızı renk…
Şapka Etkisi: Yeni Bir Kavram mı Doğuyor?
Belki de “şapka etkisi” adını verdiğimiz bu hâl, görünürlüğün, özgünlüğün ve etkileşimin kesişimi ile doğan bir şey.
Tıpkı pazarlamada “logo etkisi”, psikolojide “ayna nöronlar” gibi…
#ŞapkaEtkisi, üstelik “Kırmızı Şapka Etkisi”
Bir nesnenin, bir tanışmanın ve bir hatırlanmanın aracı oluşu.
Ve ben artık biliyorum ve severek seçiyorum şapkalarımı:
“Bazen bir şapka, karşılaşmaların ilk samimi cümlesini söyletir.”
Kırmızı: Görünürlüğün, Canlılığın ve Cesaretin Rengi
Kırmızı…
Sadece dikkat çeken bir renk değil, bilinçdışına doğrudan seslenen bir çağrıdır.
Psikolojide kırmızı, enerji, tutku, canlılık ve uyarılma ile ilişkilendirilir.
Aynı zamanda tehlikeyi haber verir, hareketi başlatır, sınırları zorlar.
Benim için bu kırmızı şapka, bir ifade özgürlüğüydü. İçsel enerjimi dışa taşıyan bir semboldü. Kalabalıklar içinde görünmekten korkmayan, kendine yer açan bir adım.
Freud’a göre renkler de birer simgesel taşıyıcıdır; rüyada kırmızı görmek, genellikle arzularla, bastırılmış dürtülerle ilişkilendirilir. Ve bilinçdışı daima şiddetli olanı, belirgin olanı, kırmızıyı fark eder. Allahtan rüyamda değil, gerçek hayatta seçtim kırmızıyı:)
Şapka: Bir Başın Söylemi
Şapkalar sadece başı korumaz.
Onlar kişiliğin üst katmanı, sembolik bir “taç”, kültürel bir işaret, bazen bir meydan okuma, bazen bir aidiyet simgesidir.
Tarihte kadınlar şapkayla sınıf atladı, erkekler fikirlerini şapkayla temsil etti. Sanatta, modada, sinemada şapka her zaman karakterin niyetini söylerdi.
Benim şapkam da öyle yaptı. Bir başın ne düşündüğünü, nereye ait olduğunu, neye davet ettiğini söyledi. Üstelik konuşmadan.
Bir aksesuar, bazen bir anahtar olur. Kapalı olanları açar. Gizlenenleri görünür kılar.
Freud’dan Okuma Önerim Kitap
Mutlu Olma İhtimalimiz – Freud’un Eserlerinden Aforizmalar
Derleyen: Wilhelm Fink
İçinde geçen şu cümle bugün anlattıklarımıza gelsin.
“Bir objeye duyulan sevgi, ona sahip olma isteğinden gelir.”
Nesne, sadece dışsal bir şey değil; içsel eksikliğin yansımasıdır Freud’a göre. Bu kitap, sizi kısa ama yoğun cümlelerle Freud’un labirentine davet ediyor.
Son Söz:
Belki de kırmızı bir şapka takarak sadece görünür olmadım, içimdeki görünme isteğine, kendimle ve başkalarıyla karşılaşmaya açık hale geldim. Peki ya sen?
- Bir şapka takacak olsan, neyi temsil ederdi?
- Seni görünür kılan nesne ne olurdu?
- Hangi rengin enerjisini taşırdın?
- Senin şapkan ne?
- Seni hatırlatan nesne ne olabilir?
- İnsanlar seni neyle tanıyor, neyle konuşmaya başlıyor?
- Sen, görünür olmaya hazır mısın?
“Bir insanla tanışmak, bazen bir şapkayla başlar.”
Bazen de sadece bir bakışla. Bazen kendinle tanışmak bile bir nesneyle mümkün olur.
Sevgiyle,
Yasemin Sungur






















