Yalancılık Hastalığı: Mitomani

“Yalancılık bozuk para gibidir, uzun süre geçindirmez.”

Çevrenizde mitoman birilerini tanımamış veya denk gelmemiş olabilirsiniz; ancak yalan söyleyenlere sıkça rastlamışsınızdır. O halde, söyledikleri yalanlara bir bakın, arka arkaya sürekli yalan mı söylüyor; söylediklerine kendi de mi inanıyor, yoksa istemeden düştüğü durumdan kurtulmak için, bahane ararken, yalan söylerken mi buluyor kendini?

Bunların ikisi de tamamen birbirinden farklı şeylerdir. Çünkü ilki, neredeyse kronik sayılabilecek derecede ciddi olan psikolojik bir rahatsızlıktır.

Mitomani, başka bir deyişle yalan söyleme hastalığı, kişinin ciddi boyutta yalanlar uydurması,sonra bu yalanlara kendisinin de inanması şeklinde ortaya çıkan bir çeşit histrionik kişilik bozukluğudur.

Mitomani çoğunlukla kişinin dikkat çekip, herkesin ilgi odağı haline gelmek için yapmaya başladığı yalan söyleme alışkanlığının giderek hiçbir nedene gerek duyulmadan devam etmesi ve dozunun artması halidir. Masumca başladığı sanılan yalanlardan kişi kurtulamaz ve sürekli arttırarak buna devam eder. Böyle olunca da kendisi de yalanlarına inanmaya başlar. Mitomani bazen diğer ruhsal hastalıklar ya da kişilik bozuklukları ile beraber gelişebildiğinden, hemen başlangıçta farkına varılamayabilir. Bu hastalığın tek amacı da odak noktası olmak, dikkat çekmek, beğeni toplamaktır. Bunlar yavaş yavaş gerçekleşince kişi, yalan söylemeyi abartır ve bambaşka bir alemde yaşamaya, olayları inanılmayacak derecede büyütmeye, abartmaya, dramatize etmeye başlar. Bunu sağlamak için de haliyle hep yalan söyler.

Kişi, yalan söylerken kandırma amacı taşımaz aslında. Çünkü genellikle yalanları gelişigüzel ve umarsızdır, bu sebeple nasıl toparlayacakları hakkında bir planları yoktur. Planları olmadığı için de, ardı ardına, uysun uymasın yalan söylemeye devam ederler.

Günlük hayattan bir örnekle başlayalım:

Ali, arkadaşlarıyla eğlenirken, ardı ardına onu arayanlar olur ve konuşmalar şu şekilde gelişir:
Annesi: “Oğlum, kaçıncıya arıyorum, neredesin?”
Ali : “Şirketteyim anne, çalışıyorum. Masamda değildim, görmedim aradığını…”
Babası : “Oğlum, arkadan gürültüler geliyor. Neredesin sen?”
Ali : “Müşteriye geldim baba, onun da misafirleri varmış, baya kalabalık burası”
Kardeşi : “Abi, arıyorum arıyorum açmıyorsun, arabayı isteyecektim.”
Ali : ”Toplantıdayım, kapatıyorum”
Sevgilisi : “Ali’ciğim nerelerdesin, hem bu gürültüler de ne?”
Ali : ”Bankadaydım sevgilim, şimdi çıktım, otobüse biniyorum.” ….

Bunu uzatmak mümkün… Tanıdık geldi değil mi bazı cümleleler size de…

Benzer durumun daha ciddi boyutlusunu iş hayatına taşırsak, bakın nasıl bir örnek çıkıyor karşımıza:

“Ayşe, işe başlayalı birkaç ay olmuştu. Bu firmaya girmek için çok uğraşmış, çok çabalamıştı. Sonunda istediği şirkette, istediği pozisyondaydı. Ancak aylar geçmişti, Ayşe mutlu değildi yeni işinde… Çünkü gruplara katılamıyor, öğlen molalarında bile yeterincde sosyal olamıyordu; farkedilmeyi bekliyordu ama farkedilmiyordu. İşe gitmek istemiyor, bazı günler gitmiyor ve bunu da yalanlarla geçiştiriyordu. O kadar çok yalan söylemeye başlamıştı ki, kimsenin başına gelmeyecek kötü olaylar ardı ardına onun başına geliyor veya kimsenin sahip olamayacağı güzellikte bir hayata o hemen sahip oluveriyordu. İlgi odağı olabilmek için, bir akşam trafik kazası geçiriyor, neyse ki yara almadan kurtulabiliyordu. Bir diğer gün teyzesi hastalanıyor, ona refakat edecek kimse olmadığı için, o kalıyordu. Kimi zaman da öğlen yediği yemekten dolayı zehirleniyor, midesi yıkanıyordu. Bunların sürekli olması artık onun için çok doğal olmaya başlamıştı. Genellikle sosyetenin gittiği mekanlara gidiyor, ‘yalandan’ erkek arkadaşının yeni Porche’sine biniyor, ona müstakbel kayınvalidesinden hediye edilen kolyeye gözü gibi bakıyordu… Artık bambaşka bir “yalan” alemindeydi, durum kurtarmak için söylediği yalanlar alışkanlık haline gelmiş, artık ilgi odağı olmak için palavralar atmaya başlamıştı…

Eskisi kadar yalnız değildi; onu dinleyenler vardı ama inanan yoktu! Zaten Ayşe, çevresindekileri inandırmaya çalıştıkça da, nasıl bir agresif tutum içine girdiğinin ve bir hastalığın pençesinde olduğunun farkında değildi…

İşe gelmemek için annesinin ağır hasta olduğunu söylediği bir gün, aksilik bu ya, annesi, cep telefonundan ulaşamadığı için,Ayşe’nin işyerini aradı. Böyle olunca da, genç kadının yalanı ortaya çıktı. Ertesi gün, müdürüne hesap vermesi gerekiyordu. Ama o, yalanını başka bir yalanla örtmeyi seçti…

Böyle bir kişiye, “Sen çok yalancısın, hastasın sen, senin yalanının kanıtı da yalanmış” gibisinden şiddetli bir çıkışma yapılırsa çok riskli sonuçlar doğurabilir. Kim bilir, belki de Ayşe bu rahatsızlığın farkındadır ve istemeyerek yapıyordur… Riskli sonuçtan kasıt, intiharın eşiğine kadar yolunun olma durumudur.

Mitomani, bir çeşit, dürtü kontrol bozukluğu olarak tanımlanabilir.

Kleptomani, yani çalma hastalığı, kumar bağımlılığı, kaş-saç yolma gibi… kişi, kendini yalan söylemekten alıkoyamaz. Bu, onun engelleyemediği bir dürtüdür. Yalan söylerken büyük haz duyar ama hemen peşinden pişmanlık gelir. Yani mitoman, yalanlarından sonra pişman olur, çevresindekilere bunu bir daha yapmayacağını söyler ama yapmaya devam eder. Çok basit şeyler için, gereksiz yere yalan söyler. Mitomanlar, birilerini kandırmak amacıyla yalan söylemezler. Zaten yalanları öylesine gelişigüzeldir ki, nasıl toparlayacakları konusunda bir planları yoktur. En büyük sorunu da eşleriyle yaşarlar.

Peki bir mitomana nasıl davranmak gerekir?
Sakin, sabırlı, mümkün olduğunca az konuşmasını sağlayarak ve ortak cümleler kuracak şekilde yaklaşabilirsiniz.

Kişinin mitoman olduğu nerden anlaşılır?
MİTOMANİ, hastalıktan ziyade, çoğu uzmana göre de, bir davranış bozukluğudur. Bilimsel olarak hafızadaki boşlukları doldurmak için bünyenin kendiliğinden edindiği bir huy olabileceği gibi, kişinin çocukluk (0-12) dönemlerinde hayal gücünü aşırı tetikleyen yahut aşırı bastıran tramvatik durumların neticesi de olabilir. Mitomaninin sebepleri genelde çocukluk dönemine dayanır. Çocukken ebeveynleri tarafından ilgi ve onaylanma amacı, aşağılık kompleksi, ebeveynlerin yalanlarına şahit olma durumu bu hastalığın nedenleri arasındadır.Bu davranış bozukluğu, kişide haz duygusunun beraberinde pişmanlık duygusunu da getirir. Kişi pişmanlıkla bir daha yalan söylemeyecegini söylese dahi, bu sözünü tutamaz. Yalanları gelişigüzeldir ve yakalandıklarında nasıl toparlayacaklarını bilemezler…

Mitomanlık nasıl tedavi edilir?
Bu sorunun tedavisinde psikiyatristler öncelikle hastayı tanımaya çalışır,yalan söylemeye dönük ihtiyacının neden kaynaklandığını anlar,altta yatan sorunlarla,konularla ilgili konuşmaya başlandıkça güven ortamı oluştuğunda yavaş yavaş ve adım adım hastadaki eksik olan duygu ve güveni yerine koyarlar.Eğer sağlam ve iyi bir tedavi yapılırsa hastalığın tekrarlama oranı düşüktür.Tekrarladığı durumlarda ise hasta hastalığının kendisi farkına varacak ve kendisi doktora gidecektir.

İşyerinde sürekli yalan söyleyen bir çalışma arkadaşına sahipseniz, üstlerinizle, insn kaynakları bölümüyle mutlaka paylaşın. Arkadaşınızla onun gerçek sorununun ne olduğu yönünde konuşmalar yapmaya çalışın. Hastalık drecesindeyse, psikolojik destek için, onu ikna edin. Hastalık derecesinde değil ama hep yalanları size denk geliyor ise , suistimale ve aptal yerine konmaya izin vermeyin. Aslında Bernard Shaw”ın dediği gibi:

Yalancının cezası kendisine kimsenin inanmaması değil, onun kimseye inanamayacak oluşudur.”

Kaynak: www.aktuelpsikoloji.com  , www.genelsaglikbilgileri.com  ve Arif Verimli’nin çeşitli röportajlarından yararlanılmıştır.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikSaklı Şiir
Sonraki İçerikKoşan Adam Kemal Özdemir Canavan Mağdurlarının ve Sarp’ın Umudu Olacak
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…