Size Sarılabilir miyim? Sarılmanın Dili

Sarılmak, insanın dünyayla kurduğu en eski iletişim biçimlerinden biridir. Üstelik gelişim psikolojisi ve pozitif psikoloji, bu sessiz temasın güveni nasıl kurduğunu, stresi nasıl hafiflettiğini ve iyi oluşu nasıl desteklediğini açıkça gösterir.

Sarılmak, konuşmadan önce başlayan bir bağ kurma biçimidir. İnsan, kelimelerden önce bedeniyle ilişki kurmayı öğrenir. Bebek için sarılmak yakınlıktan fazlasını taşır; hayatta kalmayı, sakinleşmeyi ve dünyayı güvenli algılamayı besler. Zaman geçer, dil gelişir; buna rağmen temasın anlamı yerini korur. Bu nedenle gelişim psikolojisi sarılmayı güvenli bağlanmanın bedensel izi olarak okur; aynı zamanda pozitif psikoloji sarılmayı iyi oluşun görünmez desteklerinden biri sayar. Bu yazı da sarılmanın güçlü dilini beden, ilişki ve psikoloji ekseninde anlamaya çağırır.

Sarılmak Nedir?

Sarılmak, bedenin yakınlık için attığı bilinçli bir adımdır. Düşünce şekillenmeden önce sinir sistemi bir seçim yapar; yakınlaşır ya da uzak durur. Sarılma, yakınlaşmayı seçen tarafın sakin ve yumuşak ifadesidir. Bu yüzden güvenli bağlanmanın bedende bıraktığı iz olarak başlar, yetişkinlikte ilişkiyi taşıyan bir beceriye dönüşür. Üstelik insan sarıldığında yalnızca birine dokunmaz; kendini de düzenler.

Sarılma, romantik bir jestten önce gelişimsel bir ihtiyaçtır. Yetişkinlikte bu ihtiyaç biçim değiştirerek sürer. Vedalarda kendini gösterir, sevinçte görünür olur, yas ağırlaştığında ortaya çıkar. Ayrıca bazen insan hiçbir şey söyleyemez; tam o anda sarılma konuşur.

Gelişim Psikolojisi: Sarılma Nereden Gelir?

Gelişim psikolojisi sarılmayı bağlanmanın bedensel dili olarak okur. Bakım verenin tutarlılığı ve şefkati, çocuğun sinir sistemine “dünya öngörülebilir” bilgisini taşır. Böylece çocuk, zorlandığında kendini toparlama kapasitesini erken deneyimlerin üzerine kurar; zamanla bu kapasite içselleşir.

Sarılma isteği çoğu zaman bir duygunun ağırlığından doğar. Korku yükselince beden yakınlık arar. Sevinç taştığında beden paylaşmak ister. Yas ağırlaştığında beden tutulmak ister. Zihin gerekçe üretür; buna karşılık beden daha köklü bir yerden karar verir.

Pozitif Psikoloji: İyi Oluş, İlişkiyle Güçlenir

Pozitif psikoloji iyi oluşu yalnızca keyifli hislerle açıklamaz. İlişkiler, destek ve aidiyet iyi oluşun taşıyıcı kolonları arasında yer alır. Sarılma küçük bir davranış gibi görünür; yine de etkisi büyük bir mesaj taşır: “Yanındayım.” Dolayısıyla sarılma, stresle baş etmede sosyal güven duygusunu güçlendirir.

Sarılmanın biyolojik zemini de güçlüdür. Kerstin Uvnäs-Moberg, oksitosinin dokunma ve sıcaklık gibi zararsız uyaranlarla salınabildiğini; ayrıca olumlu sosyal deneyimlerin yararlarında rol oynayabileceğini özetler. Bu nedenle sosyal uyaranlarla salınan oksitosin, olumlu sosyal deneyimlerin yararını taşıyan biyolojik zeminlerden biri olabilir.

Sarılma Stresle Ne Yapar? Kortizol ve “Tampon” Etkisi

Sarılmanın stresle ilişkisi yalnızca “iyi hissettirdi” düzeyinde kalmaz; araştırmalar somut bir tablo sunar. Cohen ve arkadaşları, sarılmanın stres karşısında nasıl bir “tampon” işlev gördüğünü ayrıntılı biçimde gösterir. Katılımcılar iki hafta boyunca günlük çatışma ve sarılma bilgilerini kaydeder. Ardından araştırmacılar katılımcıları kontrollü biçimde soğuk algınlığı virüsüne maruz bırakıp izler. Bulgular, daha sık sarılan bireylerde stresin hastalığa yatkınlık üzerindeki etkisinin zayıfladığını gösterir.

Sarılma çatışmayı ortadan kaldırmaz; buna rağmen stresin bedende yarattığı yükü hafifletir. Bu nedenle sarılma, duygusal bir teselliden öte, bedeni zorlanmaya karşı daha dayanıklı hâle getiren bir düzenleme davranışı olabilir. Kısacası sarılma çözüm üretmez; fakat çözüme dayanacak kapasiteyi güçlendiren bir zemin kurar. Bulgular, sarılmanın sosyal desteği etkili biçimde iletebileceğini de düşündürür.

Çatışma Günlerinde Sarılma: Duygu Düzenleme

Murphy, Janicki-Deverts ve Cohen’in PLOS ONE’da yayımlanan çalışması, sarılmanın duygu düzenleme üzerindeki etkisini günlük yaşam bağlamında ele alır. Çatışma yaşanan günlerde sarılma alan bireylerde olumsuz duygu düzeyi daha sınırlı artış gösterir. Dahası etki yalnızca o günle sınırlı kalmaz; ertesi güne de taşar.

Bu bulgu önemli bir ayrımı netleştirir. Sarılma sorunu çözmek zorunda değildir. Bazen yalnızca duyguyu taşır. Duygu taşınabildiğinde konuşma daha mümkün hâle gelir. İnsanın en çok ihtiyacı olan şey çoğu zaman çözüm değildir; eşlik ediliştir.

Farklı İnsan ve Varlıklarla Farklı Sarılmalar

Her sarılma aynı yerden doğmaz; bu yüzden aynı cümleyi kurmaz. Anne sarılması çoğu zaman sinir sistemine emniyet hissi verir. Çocuklukta kurulan bu beden hafızası, yetişkinlikte de devreye girer; insan yorgunken ya da korkmuşken aynı güven dilini arar.

Baba sarılması birçok kişide dayanak hissi taşır. Üstelik konuşmadan tutan, uzun cümle kurmadan destek veren bir temas türüdür. Böylece bu sarılma, duygunun yanında durmayı öğretir.

Kardeş sarılması tanışıklığın rahatlığıdır. Bazen kısa bir sıkıştırma olur, bazen de “hadi tamam” diye biten bir işaret. Dost sarılması ise seçilmiş bağın beden hâlidir; kan bağı yoktur, karar vardır.

Sevgili sarılması, yakınlığın en çıplak biçimlerinden biridir. Şefkat, arzu, kırılganlık ve güven aynı anda bir arada durabilir. Süre uzadıkça bedenin ritmi değişir; kişi kendini bırakmayı daha kolay yaşar.

Evcil hayvanlara sarılmak ise yargısız bir temas sunar; insan, bir kedinin ya da köpeğin sıcaklığında karşılık beklemeden sakinleşir ve ritmini yeniden bulur.

Ağaca Sarılmak: Temasın Doğaya Dönük Yüzü

Ağaca sarılmak ilk bakışta tuhaf bulunur; buna rağmen psikolojik açıdan tanıdık bir iş yapar: Bedeni şimdiye çağırır. Ağaç cevap vermez, yine de tutar. Böylece insan bir kişiye değil, hayata temas eder. Sarılma isteği bazen sosyal bağdan gelir; bununla birlikte bazen de dünyanın sertliğine karşı sağlam bir şeye yaslanma ihtiyacından doğar.

Uygulama örneği basittir. Zihin dağınık, beden gerginken birkaç dakika bir ağaca yaslanmak ya da gövdesini kollarla sarmak yeter. Ardından nefesi zorlamadan izlemek, ayak tabanlarının yere basışını fark etmek, omuzların yavaşça düşmesine izin vermek iyi gelir. Böyle bir temas, bedeni aceleden çıkarır. Sonuçta ağaç sarılması, insana sosyal bağdan önce varoluşsal bir zemine tutunma hissi verebilir.

Sarılmanın Şartı: Rıza ve Zamanlama

Sarılmanın iyileştirici tarafı rızayla başlar. Karşılığı olmayan temas bedeni rahatlatmaz; aksine savunmayı artırır. Zamanlaması doğru bir sarılma ise kelimeye ihtiyaç duymaz. İki beden aynı anda “tamam” dediğinde sarılma yük olmaktan çıkar; desteğe dönüşür. Psikolojik fayda da bu karşılıklılıktan doğar.

Kendimize Sarılmak: Öz-Şefkatin Bedensel Dili

Sarılma yalnızca iki kişi arasında yaşanmaz; insan bazen kendine dönerek başlar. Öz-şefkat, zor anda kendine karşı insanca kalabilme becerisidir. Kristin Neff’in yaklaşımı, hata, kayıp ya da yetersizlik anlarında kişinin kendine daha anlayışlı ve destekleyici bir tutum geliştirmesinin psikolojik dayanıklılığı güçlendirdiğini vurgular.

Kendine sarılmak sembolik bir jest olarak kalmaz; bedene “tehlike yok” mesajı veren küçük bir düzenleme hareketine dönüşür. Örneğin kolları göğüste çaprazlayıp omuzlara hafifçe temas etmek işe yarar. Buna ek olarak bir elin kalp bölgesinde birkaç nefes kalması, gerginliği fark edip yumuşatmayı kolaylaştırır. Bu temaslar, dışarıdan destek gelmediği anlarda bile içte güven alanı açar. Üstelik insan kendine sarılabildiğinde, başkasına sarılabilme kapasitesi de olgunlaşır; çünkü yakınlık önce içeride öğrenilir.

Sarılma bir alışkanlık değil, bir farkındalık meselesidir. Kimle, ne zaman, ne kadar yaklaşacağını insan kendini dinleyerek seçer. Bugün kime sarılmak istiyorsun? O sarılma gerçekten karşılıklı mı? Kendine sarılmaya en son ne zaman izin verdin?

 

Kaynakça

  • Cohen, S., Janicki-Deverts, D., Turner, R. B., & Doyle, W. J. (2015).  Psychological Science, 26(2), 135–147.
  • Murphy, M. L. M., Janicki-Deverts, D., & Cohen, S. (2018). PLOS ONE, 13(10): e0203522.
  • Uvnäs-Moberg, K. (1998). Psychoneuroendocrinology, 23(8), 819–835.
  • Neff, K. D. (2003). Self and Identity, 2(2), 85–101.

 

Önceki İçerikTürkiye’nin Üçüncü, İlk İlçe Ödenekli Tiyatrosu 36. Yaşında!
Sonraki İçerikKafka’nın Gölgesinde Prag
Yasemin Sungur
Hayat Öğrencisi... Aşk ile evrende hayat bir başka güzel. Şükür...