Türkiye’de Şarapçılık

Eskiden içki içmek ve içki kültürü deyince aklımıza hemen milli içeceğimiz olan “RAKI” geliyordu. Oysa şimdi rakı ve bira kadar şarabın varlığını da göz ardı edemeyiz. Yılda kişi başına düsen şarap tüketimi ülkemizde 1 litredir. Şarapta dünya ortalaması kişi başına yilda 4 litre, bu oran Fransa’da ise 100 litreden fazladır. Görüldüğü üzere rakamlara göre fazla alkol tüketmiyoruz ve bizde yılda ortalama kişi başına 1.5 litre ile rakı hala öncülüğünü sürdürürken, şarap ve diğer alkollü içecekler de sırasıyla onu izliyor.

türkiyede şarapçılık1Türkiye’de 20 yıl öncesine göre şarap su anda olduğu kadar popüler değildi. Uzun yıllar Tekel’in ürettiği şaraplar,Kavaklıdere ve Doluca şarapları sektördeki bellibaşlı üreticiler oldular.Zamanla genç neslin, bazı şirket sahiplerinin ve CEO’ların şaraba ilgisinin artmasıyla Türkiye’nin bir çok bölgesinde şarap için bağcılık yapılmaya başlandı. Küçük ve orta çaplı şirketler kurularak şarap üretimine geçildi.

Son yıllarda artan popülerliğine ithal şarapların eklenmesi ile, üreticiler bu rekabet ortamında da birçok yönden kendilerini geliştirme yoluna gittiler.

Basta Doluca ve Kavaklıdere olmak üzere, Diren, Pamukkale, Sevilen, Turasan gibi orta büyüklükteki üreticiler de bağlarını genişleterek ve kaliteli şarap yapmak için gerekli ortamı hazırladılar.

Geçmiş yıllarla karsılaştıracak olursak, bugün birçok restorana gittiğimizde şarap menusu ile karşılaşmakta hatta bazı marketlerde çeşit çeşit şarapların olduğu özel bölümlere tanık olmaktayız.

Şarabın ilk nasıl ve nerede oluştuğu tarihçiler tarafından kesin olarak bilinmez iken, yapılan arkeolojik çalışmalar ile ilk asma ağacının anavatanının On Asya olduğunu söylemektedir. Kesin bulgularla M.O.4000 yılından itibaren şarap yapıldığı bilinmektedir. Tarihçiler Anadolu’da yasayan Lidyalıların, Hititlerin de şarap yaptığını söylerken, bati dillerinde şarabin ismi olan VIN -VINO yada VINE isminin de Hitit Dili’nden geldiği bilinmektedir.

Türkler Müslümanlığı kabul edene kadar Anadolu’da şarapçılık çok gelişmişti. Daha sonra bu üretimler azınlıklara devredildi ve Osmanlı döneminde de şarap zaman zaman yasaklanmış, zaman zaman saray sofralarında yer bulmuştur. Hatta 1800 ‘lu yıllarda dünyaca ünlü şaraplar üretilmiş ve Fransa’da Viyana fuarlarında pek çok ödül almışlardır. Cumhuriyetin ilanından sonraki yıllarda Tekel kurularak, Fransız uzmanlar yönetiminde Anadolu’nun birçok bölgesinde deneme evleri de kurulmuştur.

türkiyede şarapçılık2Bağcılığa elverişli iklim kuşağı arasında yer alan ülkemiz Dünyanın 4. en geniş bağ alanlarına sahip olup, 3.6 milyon ton üzüm üretimi ile Dünyada 6.sırada yer alır.

Üzümlerin büyük çoğunluğu kurutmalık olarak ayrıldıktan sonra diğer kısımları ile şarap, pekmez, pestil,sirke yapılmaktadır.Türkiye ayni zamanda kurutmalık üzüm piyasasındaki pazarın yarısından fazlasını da elinde bulundurur.

Neredeyse Amerika’nın sahip olduğu bağ alanlarının iki katı kadar bağlarımız mevcut olmasına rağmen, üretilen üzümlerin sadece %2-%5’i şarapçılıkta kullanılmaktadır. Bağcılıkta ilerlemiş ülkelerde üretilen üzümün % 80 ve daha fazlası şarap üretiminde kullanılıp, ekonomiye çok büyük bir fayda sağlarken bu oran ülkemizde ne yazık ki çok çok düşüktür.

Yeteri kadar geniş bağ alanları, iklim ve topraklarımız, bağcılığa çok elverişli olmasına rağmen, şarapçılıktaki bu oranın düşüklüğü “ şarap düzeyinde bağcılık yapamadığımız” gerçeğini oluşturmaktadır.

Ülkemizde üretilen 1200 civarındaki üzüm çeşidinden sadece 35 tanesi şarap üretimine uygundur.Türkiye Dünyadaki şarap üretiminin sadece %0.2sini gerçekleştirmektedir.

Üretim kadar şarap tüketimimiz de dünya standartlarının çok altındadır. Artan vergi oranları, fiyatlarda görülen hızlı artış, tüketicileri satın alma konusunda kararsız bırakmaktadır.

Son zamanlarda Dünyadaki trendlere uygun olarak;

şarap tüketiminde giderek,firma, marka, kalite, tat ve üzüm çeşidine bakarak satinalma kararı veren bir tüketici grubu da oluşmuştur.

Şarap tadımcısı Doç. Dr. Yunus Emre Kocabasoğlu’na göre, şarabın üretildiği bağda yapılması da önemlidir. Başka yere nakledilen üzümden yapılan şarabın kalitesi de etkileniyor.” Gerçek anlamda uluslararası şarapçılık düşünüyorsak, Elazığ-Diyarbakır-Malatya üçgeni alanı buna cok uygundur”.

türkiyede şarapçılık3

‘Öküzgözü ve Boğazkere Türkiye’nin en asil üzümleridir.İyi islendiğinde daha kaliteli şarap üretilecektir”

Şarapta aranması gereken kriterler:
Berrak ve temiz görünmeli
Koklandığında buruna rahatsız edici kokular gelmemeli
Şaraptaki alkol, tanen, meyve profilleri ve asit dengeli olmalı
Şarabın doğrudan ışık görmemesi
10-12 derecede korunması
Yüksek isi değişimine maruz kalmaması
Titreşimli ortamda bulunmaması
Şarabı tattıktan sonra tadı damağınızda hissedilmeli (iyi şarap tattı iseniz 1-1.5 dakika tadı damağınızda kalmalı, kötü şarabın tadını damağınızda hissetmezsiniz)

“ En iyi şarap tadı size en iyi gelendir”
Şarapçılıkta ülkemizde ne yapılmalı?

Şarap Dünyadaki yeni trendlere uymalı
Yerli üzümde eski bağlar bulunmalı, araştırılmalı
Fiyat politikası şarabın kalitesine göre belirlenmeli
Aşırı fiyat politikası ile restoranlar müşteriyi kandırmamalı
Volkanik bölgelerin toprağı şarapçılık için uygun olduğundan, bağlar ,üzüm yetiştirme bu alanlarda yapılmalı
Devlet bağcılığı ve şarap üreticilerini desteklemeli, teşvik etmeli
Üniversitelerde şarapçılık konusunda bölümler oluşturulmalı
Bu alanda nitelikli işgücü yaratılmalı
Yurt dışındaki şarap uzmanlarından yardim alınmalı
Şarapların kalitesini arttırmak için caba sarf edilmeli
Restoranlar sadece anlaştıkları birkaç firmanın şaraplarını satmamalı
Tüketici gerektiğinde hakkini aramalı, bilinçlenmeli
Yabancı ithal şaraplarda vergi düşürülmeli
Tüketiciler kaliteli şarapları uygun bir fiyattan içebilmeli
Yerli üreticiler kaliteye de, pazarlama kadar önem vermeli

Türkiye’nin bazı bölgeleri şarapçılık konusunda bir NAPA vadisi gibi olabilir mi? Türkiye’de Şarap turizmi yapılabilir mi?

Son istatistiklere göre bugün Amerika şarap ihracatında Dünyanın 3. ülkesi durumuna gelmiş ise, bu yıllar önce devletin verdiği devlet kontrollü destekler, teşviklerle v.b. yardımlarla ve şarapçılıkta izlediği politikalar sayesindedir.

türkiyede şarapçılık4

Öncelikle üniversite-devlet-yatırımcı-üretici işbirliği ile Şarapçılık konusu ciddi olarak ele alınmalı ve devlet yeni yasalar, teşvikler ile üreticilere destek olmalıdır.

Hükümetlerin ideolojisi ne olursa olsun, coğrafi, tarihsel, tarımsal ve turistik nedenlerle, şarapçılık öncelikle önem verilmesi gereken bir sektör olmalıdır. Şarap gibi katma değeri yüksek olan ürünleri üretip ihraç etmek Türk ekonomisine çok büyük bir katkı sağlayacaktır.

Bence Türkiye’nin bazı bölgeleri bir Napa Vadisi ve civarı gibi olabilir. Ülkemizin zengin olan yemek kültürünü -Osmanlı-Türk ve Akdeniz mutfağı- yine ülkemizde üretilen harika şaraplarla eşleştirebilirsek ve o bölgelerde otellerin ve restoranların yapılmasına izin verir ve teşvik edersek neden olmasın?

Amerika’da ve Dünyanın pek çok ülkesinde yapılan şarap ve yemek festivalleri ( Food and Wine Festival) gibi, bu festivallere müzik konserlerini ve sanat gösterilerini de ekleyebilirsek ,bizde yerli ve yabancı turisti bu bölgelere çekebiliriz.

Sonuç olarak diyebilirim ki; bugün yapılan yatırımların sonucu gelecekte alınacaktır.

Bağcılık başlı başına zahmetli, uzun ve zor bir istir, zaman ve emek gerektirir. Ancak potansiyeli çok fazla olan böyle bir yatırım olanağı göz ardı edilmemelidir.

Katma değeri yüksek olan şarapçılıkta, hükümetlerin desteği ile bugün yaptığınız bir yatırımdan zamanla verim alınır .İleride Türk ekonomisi ve gelecek nesiller, çocuklarımız, torunlarımız bu kararı verdiğimize minnettar olabilir.
Kim bilir?


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: