Hep En İyisini Biz mi Biliriz?

Hep haklı olmak isteriz, hep biz biliriz. Hem de iyisini biliriz.

Bu konuda bazen kendinizi fazla bilmiş hissediyorsunuz? Peki ya, başkalarını?

Hiç kimseyi suçlamayın! Bu durum zihnimizden kaynaklanıyor.

Hep En İyisini Biz mi Biliriz


Eğitilmemiş, dingin olmayan bir zihin “haklı olmak” ve dolasıyla “statü”sünü korumak veya yükseltmek ister.

Bu dürtüler devredeyken, orta beynimizde yeralan limbik sistem sahnededir. Mantık merkezi neo korteksi devre dışı bırakan bu hisler, en küçük meseleden en kritik karara kadar tavırlarımızı ve kararlarımızı olumsuz yönde etkiler.

Göreceli olarak kendimizi başkalarına göre üstün gördüğümüz anda salgılanan dopamin ve serotonin insanı kendini daha mutlu ve güvende hissettirir. Stress düzeyi azalır.

Hatta erkeklik hormonu testesteronda artış gözlenir. İşte bu sebeple statü kazandıkça, kendimizi daha güçlü, daha güvenli, daha erkek ve hatta daha çekici hissederiz.

Bunun bir sonucu olarak “Herkes kendi çöplüğünü tercih eder” veya “kendi çöplüğünü oluşturmaya çalışır.”

İnsanların kendi statüleri için harcadıkları çaba inanılmayacak seviyeye çıkabilir. En küçük olay da bile iddialaşmanın sebebi budur. Eğer biraz taktik uygulamak isterseniz küçük meselelerde biraz kayıp vermek, size büyük konularda avantaj sağlayabilir.

Haftalık bir şirket toplantısı hayal edin veya ilk fırsatta gözlemleyin. Yapabiliyorsanız gizli kamera ile kayda alın. Göreceksiniz ki, kullanılan kelimelerin, cümlelerin ve harcanan enerjinin önemli bir kısmı, her bireyin ve ekibin kendi statüsünü korumak ile ilgilidir.

Bu tip durumlarda, saldırıyı kişisel almamak gerekir çünkü herkes “kendi” statüsünü korumak istemektedir. Konunun başkasıyla hiç ilglisi yoktur. Ayrıca varsayımlarda bulunmaktan sakınmak, kelimelerin arkasında başka başka anlamlar çıkartarak durumu daha da çözülmez bir hale getirebilir.

iyibiliriz1

Statü peşinde koşulan böyle bir durumda tüm bireylerin mutlu ayrılmaz. Statü oyunu kazananın ve kaybedenin olduğu bir oyundur. Statü çabalarının en aza indergenmesi performansı artıracak ve müzakerelerin “gerçekten önemli” olan konular üzerine yoğunlaşılması sağlanacaktır.

ÜST-ALT İLİŞKİSİ
Bir çalışan üstü ile konuşurken kendini tehdit altında hisseder. Bu farkı yönetici azaltabilir; insani yaklaşımlar, hayatı iş dışındaki konularda paylaşmak, üstün de hatalar yaptığını göstermek etkili olacaktır.

Bir kere tehdit algılayan beynin, limbik sistemi aktive olur, bu dürtüyü bilinçli kararlar aldığımız Ön Korteks’e almak enerji gerektirir ve farkındalık ister.

“Etiketleme” ve “durumun tekrar analiz edilmesi” bunu sağlayacak iki yöntemdir. Öncelikle duruma tepki vermeden “veto hakkınız”ı kullanmak gerekir.

iyibiliriz3

Veto hakkı, bilinçaltının, bilincimizden önce verdiği karardır. Bilinçaltı çok hızlıdır. Saniyenin onda üçü gibi zamanda sinyal yola çıkar, engellemek ve bilinç bir tepki başlatmak için geriye kalan sanyenin onda ikilik dilimi Veto hakkınızı saklı tutar.

Bu sebeple hemen cevap vermek yerine, önce detaylı notlar almak, hem ön lobu çalıştıracak, hem genel resmi gösterecek, hem de her konuyu hatırlamanızı sağlayacaktır.

STATÜ SENDROMU
Her şey farkındalık ile başlar; statü kaygısı, mücadelesi ve dolayısıyla umudu da her yerdedir.

Genellikle sıradan insanların başarı hikayelerini dinleriz. Bu bize umut verir. Ya da statü sahibi olmuş insanların sıradan işler yapışını seyrederiz. Bu bize o insanların bizden çok da farklı olmadığını gösterir ve bizi rahatlatır.

Bunların farkına varmak beyninimizde yeni nöral yollar oluşturacak ve ilgili veto haklarının farkında olacağız.

Liderlik Koçu David Rock’ın önerdiği bir yol daha var: Kendinizle rekabet etmek. 

Bir karting yarışmasında, sadece ön sırada yeralan kısıtlı sayıda insan mutlu olur. Ancak katılanları tek başlarında 3-4 tur atmalarına izin verdiğinizde, genellikle bir önceki sürelerini geliştirirler, bir de olumlu geri bildirim ve gelişim oranlarının ödüllendirilmesi ile sıradışı bir memnuniyet seviyesine ulaşılır.

Ayrıca, yarıştığınız kendiniz olduğunuz için olabildiği kadar objektif ve anlayışlı olursunuz.

Sonuç olarak, statü gereği haklı olmak istiyoruz ama her konuda biz biliyoruz.

Gelişim farkındalıktan geçiyor. Bugünden başlayarak şunları deneyimlebilirsiniz:

  • Çevrenizdekileri ve kendinizi gözlemleyin; statü oyunlarının farkına varın.
  • İnsani ilişkiler kurun.
  • Kendinizi geliştirmek için kendinizi zbaz alın ve her gün ufak gelişimler kaydedin.
  • Hem kendinize hem de başkalarına olumlu ve samimi geri bildirimlerde bulunun.

Deniz Öztaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikFarklı Bir Proje: Macera Sevenler Macerada!
Sonraki İçerikDoğu’da Kadın Olmak -1-
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.