Çalışan Bağlılığı

Müşteri memnuniyetini sağlamak kadar, şirketlerin kendi içindeki çalışanlarının da memnuniyetini sağlamak gerekir. Bunu sağlamak için de, çalışanın, çalıştığı yere bağlılığı son derece önemlidir. Peki, bu bağlılık nasıl sağlanır? Aklımıza takılanlar ve bazı cevaplar…

Bağlılık, (loyalty) işlerin olumlu veya olumsuz gittiği durumlarda çalışma arzusunu kesintisiz destekleyen zihinsel ve duygusal bir süreç.

Çalışanların şirkete bağlılığını etkileyen pek çok unsur var. Ve bu unsurlardan bazıları öncelik taşımakta: Ücret, prim, terfi imkânları, çalışma ortamı gibi somut unsurların yanı sıra, yöneticilerin tutumu, iş arkadaşları ilişkileri gibi faktörleri de göz ardı etmemek gerekiyor.

Şirketler işlerine, kurumlarına bağlı, işini kendi işiymiş gibi sahiplenen çalışanlarla yola devam etmek veya bu mantık yapısıyla çalışmak isteyenlerle bir arada olmak istiyorlar. Peki, bu nasıl olacak? Birçok işverenin de aklında bu soru var.

Size bağlı bir çalışanınızın olmasını istiyorsanız, aşağıdaki kriterlerde neyi, nasıl değiştirebileceğinize bir göz atmalısınız:

  1. Ücret: Size bağlı olmasını istediğiniz çalışanınız, gerçekten hak ettiği ücreti alıyor mu? Maaşı, şirket politikasının altında mı, üstünde mi seyrediyor? Ona ne zaman zam yapmayı düşünüyorsunuz?
  2. Terfi: Önümüzdeki yıllık plan içinde, size ve kurumunuza bağlı olmasını, ayrılmamasını istediğiniz kişinin önüne nasıl bir yol haritası çizebiliyorsunuz? Başarılı bir çalışansa şayet, kendisine farklı bir görev, kendisini daha iyi ispatlayabileceği veya sorumluluklarının artabileceği bir alan önerebiliyor musunuz? Yoksa şirket prosedürü gereği, çalışma hayatında, önümüzdeki 3 yıl aynı pozisyonda mı olacak, yerinde mi sayacak?
  3. Sosyal Haklar: Her şirkette sosyal haklar aynı değildir. Sizin kurumunuz, çalışanlarınıza neler sunuyor? Bunları, nasıl iyileştirebilir? Çalışanlarınızın istek ve ihtiyaçları doğrultusunda ne gibi olanaklar sunuyorsunuz? Onları dinliyor musunuz?
  4. Takdir Edilme: Size bağlı olmasını istediğiniz çalışma arkadaşınıza, yaptığı işlerden ötürü, ne kadar teşekkür ediyorsunuz? Şirketinizde bir ödül mekanizması var mı? Yoksa, bunu nasıl gerçekleştirebilirsiniz? Ayın çalışanı, yılın en iyi performansı gibi çalışmalar yapılarak, çalışanların da işe daha sıkı sarılmalarına yardımcı olabilirsiniz.
  5. Yöneticilerle İletişim: Bu, son derece önemli bir konu. Çalışanınızla ne kadar sağlıklı bir iletişim içindesiniz? Çalıştığınız kişi/kişilere, kapınız her zaman açık mı? Yönetici-çalışan arasındaki iletişim nasıl sağlanıyor? Sadece asansörde veya kapıdan girerken mi “Günaydın” diyorsunuz birbirinize? Çalışanınıza, “sizin için özel” olduğunu, hissettirebiliyor musunuz? Çalışanlarının ismini bilmeyen ‘yöneticiler’ var maalesef… Yoksa onlardan mısınız? Çalıştığınız kişiye, siz ne kadar değer veriyorsunuz?

Bunun gibi pek çok şey sıralamak mümkün. Bu soruları, yöneticiler/işverenler/patron kişiler kendilerine sorduktan sonra, iyileştirme çalışmaları için, somut adımlar atmalılar. Ve bu somut adımlar atılırken de, İK ile birlikte ‘hassas’ davranmalılar.

Peki, nasıl sağlanabilir bu çalışan bağlılığı?
Çalışan bağlılığını sağlamak için öncelikle çalışanların tatmin edici bir ücret ve yan haklara sahip olmaları ve işlerini yapmaya uygun bir iş ortamlarının olması gerekiyor. Asgari ücretle çalıştırdığınız, sürekli fazla mesai yapmasını istediğiniz, fazla mesaisini ödemediğiniz çalışanınız, bir süre sonra, size “bağlı” olmayabilir… Dikkat…

Yönetim kültürü ve yönetici profilinin de çalışan bağlılığı üzerinde çok büyük etkisi var. Adil olan, birlikte çalıştığı kişileri yapılan işlere dâhil eden, takdir eden, haberdar eden, şeffaf bir yönetim anlayışı, çalışanların, kuruma bağlanması konusunda bir ivme kazandıracaktır. Çalışanlar ile yönetimin arasında doğru ve etkin bir iletişim kurulmaz, ancak çalışanın her şeyden sorumlu ve haberdar olması beklenirse, burada da, “bağlılıktan” söz etmeniz zorlaşır. Elbette ki, yapılan işler, kişilerin aynı zamanda, görevleridir, ancak, görevde başarı söz konusuysa, maddi olarak ödüllendirilemiyorsa bile, “teşekkür” edilmesinin, çalışan için ayrı bir önemi vardır.

Bunlardan başka, motivasyonu sağlayıcı keyifli iş ortamları, sosyal aktiviteler de, çalışan bağlılığının artmasında etkilidir.

Ve artık birçok şirket tarafından olmazsa olmazlardan biri: Sosyal sorumluluk projelerinin de çalışanların işyerlerine bağlılıklarında artık çok etkili. Çalışanlarının çocuklarının eğitimi için burs veren, farklı sağlık kuruluşlarıyla birlikte hareket ederek bağış konusunda yönlendiren, ağaç dikimi, Anıtkabir gezisi gibi aktivitelerle hem çalışanlarının, hem de onların çocuklarının gönüllerini kazanan şirketler var artık. Özellikle mavi yakalı personelin çocukları için bu tür aktiviteler daha değerlidir.

Fark yaratmak özellikle İK çalışanlarının elinde. Bunun gerçekleşmesi için de, yöneticilerin, prosedür ve imza silsilesini bir kenara bırakıp, yeni fikirleri, yaratıcı düşünceleri dinleyip, İK ile birlikte uygulamaya geçmesi gerekiyor.

Çok basit ve düşük maliyetli yaratıcı fikirlerle çalışanların kalpleri kazanılabilir ve bağlılıklarının sürekli olması sağlanabilir.

Ne dersiniz? Bir yerden başlasak mı?


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikSultanı Öldürmek
Sonraki İçerikDünya Mirası Kent “Divriği” için El Ele
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…