Dünya Mirası Kent “Divriği” için El Ele

Divriği’nin yerel mirasını korumak için belediye başkanı, kaymakam, ilçenin hayırseverleri, sivil toplum örgütleri ve uzmanlar el ele verdi, devletten de destek alarak kentin kültürel mirasının korunması konusundaki çalışmalara hız verildi.

Yaşadığımız yer, ülkemizin ve dünyanın birçok gezginini ve tatilcisini ağırlayan Antalya olunca, yaz tatilini “deniz-kum-güneş” şeklinde düşünmedik. Bu yaz da geçen yaz olduğu gibi, ailece, doğduğum topraklara doğru bir geziye çıktık.

Köyde geçirmeyi planladığımız bir haftalık sürede, annemin hala özenle sürdürdüğü “bulgur” ve “yarma”* hazırlığına yardım edecek, birlikte ekmek yapacak, bahçe sulayacak, kısa kır gezintileri yapacak ve Ulu Cami’nin bulunduğu, zengin demir yataklarıyla ünlü ilçemize günü birlik geziler düzenleyecektik. Öyle de yaptık…

İlçeden ayrıldığım 1987 yılından bu yana aralıklarla yaptığım ziyaretlerim sırasında, ilçenin çehresinin çocukluğumdan beri hiç değişmemesinden, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan çok önemli tarihi mirasa sahip bir kent görünümünde olmamasından yakınırken bulurdum kendimi… İlk kez geçen yılki ziyaretimde kentin girişine geldiğimizde, babama dönüp “bir şeyler değişmiş burada hayret, ne oldu? dediğimi hatırlıyorum. “yeni başkan genç, iyi çalışıyor” dedi. İlçede geçen bir yıl içinde yerel mirasın korunması koşunda ciddi adımların atıldığını öğreniyoruz.

Divriği’nin son yerel seçimlerde seçilen genç belediye başkanı Hakan Gök, yönetime geldiğinden beri kentin çehresini değiştirmiş. İlçenin girişi ve merkezi başta olmak üzere birçok yerinde çevre düzenlemesi çalışmaları yapmış. Belediye başkanının girişimleri ile bu yılın başında kentin tarihi ve kültürel değerlerinin ayağa kaldırılması için hızlı bir çalışma başlatılmış.

Kültür Bakanlığı, ÇEKÜL Vakfı, Divriği Belediyesi ve Divriği Kaymakamlığı’nın birlikte yürüttükleri çalışma sonunda Divriği Kalesi’nden başlayarak, 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Ahmed Şah Ulu Cami ile bitişiğindeki Turan Melek Darüşşifası’nın etrafını da içine alan Mengücek Alanı olarak belirtilen bölgede, yapılaşma yıkımlarına başlanmış. Amaç, alanın arkeolojik kazılar için yapılardan temizlenmesi. Ayrıca Divriği Kalesi ve çevresi öngörünüm tehlikesine karşı SİT Alanı kapsamına alınmış. Divriği Ulu Cami ve çevresindeki restorasyon çalışmaları sürüyor. Yapılacak düzenleme ile tarihi Divriği Kalesi arasında yürüyüş parkuru, hediyelik eşya satış alanları yapılması planlanıyor. Projede, ileride kentte bir de “kent tarihi müzesi” kurulması yer alıyor.

Tüm bu çalışmaların hararetle devam ettiği günlerde kent, bir de UNESCO’nun 40. Yılı dolayısıyla Sivas’ta düzenlenen etkinlik kapsamında çok sayıda UNESCO temsilcisini ağırlamış.

Divriği Ulu Cami’nin muhteşem taş oyma bezemeli kapısı

Tüm bu çalışmaların hararetle devam ettiği günlerde kent, bir de UNESCO’nun 40. Yılı dolayısıyla Sivas’ta düzenlenen etkinlik kapsamında çok sayıda UNESCO temsilcisini ağırlamış.

Bir diğer çalışma da kentin tarihi evlerinin restorasyonu. Yapılan çalışmalarda kentte 300’ün üzerinde görülmeye değer tarihi evin bulunduğu, bunlardan 120 evin tescillendiği belirtiliyor. Bir yandan da bu evler Divriği Kaymakamlığı’nın girişimleriyle yürütülen proje kapsamında aslına uygun olarak restore ediliyor. Mühürdarzade, Şeyhoğlu, Demiralay ve Sancaktar Konakları’nın restorasyon çalışmaları sürüyor. Çalışmalar tamamlandığında konakların butik otel olarak hizmet vermesi planlanıyor.

 

Restorasyonları tamamlanan Mühürdarzade ve Ayanağa Konağı

Tarihi Kentler Birliği üyesi de olan Divriği’nde, Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle belediye ve kaymakamlığın öncülüğünde sürdürülen çalışmalar, Türkiye’nin değişik şehirlerinde örgütlenmiş hemşerilerinden de destek görüyor. Mayıs ayında Sivas Hizmet Vakfı İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Mahir Tevrüz’ün çağrısıyla bir araya gelen Divriğililer ve Divriği Dernekleri “Dünya Mirası Divriği Çalışma Grubu” adıyla bir Danışma Meclisi oluşturmuş. Meclisin amacı, merkezi yönetimin Divriği için planladığı projelerin Divriği açısından daha verimli değerlendirilmesini sağlamak, takipçisi olmak…
Bu yılki ziyaretimiz sırasında, kentte girer girmez restore edilmiş konaklar hemen dikkatimizi çekiyor. Önceki yılki gezimizde uzun uzadıya, hayranlıkla gezdiğimiz Divriği Ulu Cami’ne uzaktan el sallıyoruz. Bu kez kentin pazarını ve benim çok merak ettiğim tarihi bakır atölyesini ziyaret edeceğiz. İlçe pazarına Divriği’nin tüm çevre köylerinde yaşayanlar alışverişe geliyor. Pazar, yerel turistlerin sadece günlük yiyecek ihtiyaçlarını karşıladıkları yer değil, aynı zamanda yanlarında yöresel lezzetlerle evlerine dönmek isteyenlerin de uğrak yeri. Pazarda, organik sebze-meyvenin yanı sıra, peynir, çökelek, tereyağı, bal, kaymak, bulgur, ceviz, kayısı kurusu, kuşburnu, ekmek, baklagil gibi yöresel ürünler de satılıyor.

Nostaljik bir lezzet “kurutulmuş kaymak”

Pazarın ardından, köy evimizdeki tüm bakır kapların en az bir kez götürüldüğü ilçe merkezindeki tarihi bakır atölyesine gittik. Mesleği babasından öğrenen ve ondan sonra da sürdüren Hüseyin Yılmaz Usta, eski haliyle koruduğu dükkânında halen aynı titizlikle bakırları elden geçiriyor, kalaylıyor. Niyetim zamanında dedemin babasıyla, şimdi ise ustanın babamla buluştuğu bu tarihi mekânda, ustayla uzun bir sözlü tarih görüşmesi yapmaktı. Ancak ustamızın hem en yoğun gününe denk gelmemiz, hem de oruç olması nedeniyle görüşme yapma imkânı bulamadık. Sadece görüntü alabildik.

İlçe ayrıca, son üç yıldır her ağustos ayında, Divriği Dernekleri ve Divriği Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Geleneksel Divriği Maden Kültür ve Sanat Festivali”ne ev sahipliği yapıyor. Festival gurbetçilerin, çevre köylerde yaşayanların ve şehir merkezindeki halkın geniş katılımıyla gerçekleştiriliyor.

Bütün bu sevindirici gelişmelerin yanı sıra Divriğili hemşerilerimi üzen bir konu var. O da Divriğili hayırsever Sadık Özgür tarafından 35-40 trilyon harcanarak yapılan Devlet Hastanesi’ne Sağlık Bakanlığı’nın yeterli sayıda doktor ve personel atamamış olması. Divriği’nde yeteri kadar insan yaşamadığı gerekçesiyle personel atanmayan hastanenin yoğun bakım ünitesinin de kapalı olduğu belirtiliyor. Umarız, Sağlık Bakanlığı en kısa sürede ciddi paralar harcanarak yapılmış bu hastaneye yeterli sayıda personel atayarak gerekli hizmetin verilmesini sağlar.

Divriği’nin tarihi güzelliklerini yakından görmek isteyenler, kenti ziyaretleri sırasında Taşbaşı Belediye Oteli’nde www.divrigi.bel.tr konaklama imkanı bulabilirler. Kente ulaşım için tren yolu en eski seçenekler arasında yer alırken İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerden direkt otobüs seferleri bulunuyor. Bir başka ulaşım yolu ise Sivas üzerinden mümkün. Uçakla ya da otobüsle Sivas’a ulaşmanız halinde otogardan her saat başı hareket eden dolmuşlarla da 2 saat içinde Divriği’ne ulaşmanız mümkün.

Umarız Divriği’nin yerel ve kültürel mirasının korunarak turizme kazandırılması yönündeki tüm bu çabalar öngörülen sürede tamamlanır ve Divriği en kısa sürede yerli ve yabancı misafirlerini ağırlamaya başlar.
*Yarma: Kabuğu alınmış buğdayın, değirmenden geçirilerek kırılması sonucu elde edilen ürün .

Kaynaklar: 1-Divriği Gazetesi – www.divrigi.com.tr , 2- www.divrigi.bel.tr
Fotoğraflar: Seher Özen Karadeniz

Seher Özen Karadeniz


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikÇalışan Bağlılığı
Sonraki İçerikDünyanın En Kapsamlı Uzay Sergisine Gidiyoruz Nasa – A Human Adventure
Seher Özen Karadeniz
İletişimci /Eğitmen. Okur, yazarım. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde lisans, Gazetecilik bölümünde de yüksek lisans eğitimi aldım. İstanbul’da gazeteci olarak başladığım çalışma hayatımı, halkla ilişkiler sektöründe medya ilişkileri yöneticisi olarak sürdürdüm. Yavaş kent olduğunu düşünerek 2007 yılında Antalya’ya yerleştim. Büyükşehir Belediyesi’nin Tarih Vakfı’nın danışmanlığında sürdürdüğü Kent Müzesi Projesi’nde görev aldım. Proje vesilesiyle hem kenti, hem de insanın geçmişle olan ilişkisini nereden kurması gerektiğini öğrendim. Belleğin kıymetini, tarihin sadece kahramanların hayatı üzerinden yazılamayacağını/yazılmaması gerektiğini kavradım. Bu kavrayışla kentimle ilgili fullantalya ve businessantalya kent bloglarında röportaj yapıp kent yazıları yazıyorum. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde iki yıl süreyle ‘Kurum Kimliği’ ve ‘Medya Planlama’, yaygın eğitim merkezlerinde ‘İletişim’ dersleri verdim. Halen kent içindeki en büyük yeşil alanı olan Zeytinpark’ta ‘Doğada İletişim, Doğayla İletişim’ başlılığıyla iletişim eğitimleri veriyorum. www.martidergisi.com’da 2012 yılından beri kitap yazıları, insan hikayeleri, kent yazıları, zaman zaman da gezi yazıları yazıyorum. Yaşam boyu öğrenme tam bana göre deyip AÖF Sosyal Hizmetler bölümünü bitirdim. Halen Sosyoloji bölümü 4. sınıf öğrencisi olarak öğrenim hayatımı sürdürüyorum. Evliyim ve 13 yaşında bir oğlum var.