Yeni Trend; İmovasyon ve Onu Sağlayan Memetik

İnsanları bütün diğer türlerden farklı kılan unsurun; “daha zeki olmaları” zannediliyordu. 1997 de IBM’in Deep Blue programı, Dünya Satranç Şampiyonu Garry Kasparov’u yenince hafif bir şok yaşandı, “insanların en özel yetenekleri zekadır” bilgisi çöktü. Çünkü basit bir bilgisayar programı dahi insanı yenebilmişti…
 
“Peki, o zaman nedir bizi diğer türlere karşı üstün kılan?“ sorusu ve yapay zeka konusundaki çalışmalar hızlandı.


 
Memetik
Araştırmacılar, insanların kolaylıkla ve refleks hareketlerle gerçekleştirdiği “ev temizlemek, süpürmek, çamaşır yıkamak, makyaj, çay yapmak basit işleri” robotlara yaptırabiliriz o zaman diye düşündüler ve adeta duvara tosladılar. Bu tür işleri insan gibi yapabilecek programlar geliştirmenin ne kadar zor olduğunu fark ettiler. İnsanın hiç zorlanmadan yapıverdiği ufak-tefek işlerin ne kadar karmaşık olduğunu, insan davranışlarının geri planında çoğu anlaşılamayan milyonlarca algoritmanın, etkileyicinin çalıştığını algıladılar.
 
O zaman insanlar bu işleri nasıl öğreniyorlardı, nasıl bu kadar kolay yapıveriyorlardı ve sürekli geliştiriyorlardı? Büyük soru buydu. Sıfır bilgiyle dünyaya gelen bebekler gülmeyi, konuşmayı, bir sürü, kolayca yapılıveren eylemi nasıl öğreniyorlardı? Neydi bizi benzersiz kılan? Bebekleri, çocukları, insana en yakın hayvan olan maymunları incelediler. Testler, araştırmalar yaptılar.

Sonunda bilim insanları; dünyadaki biyolojik evrimi genetiğin, kültürel iletiyi sağlayanın da “memetik” olduğunu keşfettiler. Memetik; Köken itibariyle Yunancadan, mimik’ten yani taklit etmekten geliyor. Kısaltılmış hali ile “meme” kuramı, “beyinden beyine atlayarak kendilerini çoğaltan ve başkasını taklit ederek öğrenilen her şeyi” kapsıyor. Kültürel, sosyolojik yapıların nesillerden nesillere aktarımını casino online açıklıyor.
 
Sonuçta, aranan yanıt bulunmuştu. İnsanları farklı kılan “taklit yeteneği” idi…


 
İmovasyon
Buradan hareketle son yıllarda, gelişme ve iyileştirmeler için buluşlar yapma gereğini ifade eden “inovasyon” un yerine yeni bir kavram popülarite kazanmaya başladı; “imovasyon”.
 
İmovasyon; imitasyon (taklit) ve inovasyon (yenilikçilik) dan türetilmiş bir kelime. Taklit ederek yenilikler bulmayı anlatıyor.

Aslında olumsuz anlamlar yüklendiği için, imitasyon, taklit, kopya yapmak kötü, zararlı, ayıp sayılıyor (du). Oysa şimdi “imovasyon” çok önemseniyor. Çin’in, Japonya’nın atılım yapmasının arkasındaki model, bu ülkelerin taklit ve kopyalama yapmasıdır” diye anlatımlar, sunumlar yapılıyor, konferanslar düzenleniyor, makaleler hatta kitaplar yayınlanıyor.

Bu konuda en dikkat çeken kaynaklardan biri Ohio Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Oded Shenkar’ın yazdığı “Copycats” kitabı. Okunmasında yarar var. İmitasyonla inovasyonun birlikte gitmesi gerektiğini savunuyor. “İmitasyon, yani taklitle işe başlamak önceki pek çok aşamayı atlatacak, yenilikler bulmak için kolaylık, avantaj ve düzeltme olanakları sağlayacaktır” diyor. Tamamen katılıyorum. Yıllardır adını koyamadan, bilmeden savunduğum bir şeydir. Hele geçen hafta TED Global’de duyduğum şu cümle ile tamamen beynime kazınmıştır; “fake it till become it – olduruncaya kadar öyleymiş gibi yap”… Şahane!

Neymiş? İnsanları farklı kılan özellik zaten “taklitçilikleri” iken memetik ve imovasyon’u anlamayan bizden değilmiş…

Coca Cola’nın 1885’deki, Pepsi Cola’nın 1940’daki
logoları bu konudaki tüm argümanları çürütecek kadar
etkileyici…
 
Zaten dememişler mi “taklitler asılları yaşatır” diye..


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: