Bir Dünya Belgeseli: 2040

2040 yılında Dünya nasıl bir yer olmalı?

Siz hayal etseydiniz nasıl bir 2040 gözünüzün önüne gelirdi?

Bu soruyu şu andaki yetkililere değil, o zaman yetişkin olan çocuklara sorsaydık neler derlerdi?

İşte tüm çocukların verdikleri cevaplar bu harika belgeselde: Daha çok kucaklaşma, eşit gelir dağılımı, eşit fırsatlar, daha çok çiçek, ağaç, daha temiz bir dünya, silahsız bir dünya, temiz bir okyanus, uyumlu bir yaşam, temiz bir suda yüzmek, ışınlanma, elektrikli araba… Daha temiz bir dünya yaratmak için işe yarayacak yeni icatlar.

En önemlisi başka bir çocuktan geliyor:

“Dünyayı temiz tutmanın bir insan içgüdüsü olmasını istiyorum.”

İnsanın doyumsuz bir şekilde dünyayı kendi arzuları doğrultusunda yaşanmaz bir hale getirmesine dair sayısız yayın var. Atmosfer ısınıyor, yeşil alanlar, buzullar azalıyor, hayvan cinsleri yok oluyor. Ümit ederim ki, birçok kişi artık bu gerçekleri biliyor. Ancak sabah kendi yaşamamıza uyandığımızda birey olarak ne yapabiliriz ki deyip, tüketmeye, benzin harcayan arabamızı kullanmaya, bolca deterjanla her dakika çamaşır makinası, bulaşık makinası kullanmaya, rekabetin körüklediği sistemi besleyen devam ediyoruz. Daha çok para kazanamak için daha çok satmak isteyen bir firmanın içerisinde bulunup, kazandıklarımıza birçok ihtiyacımız olmayan her türlü kıyafet, tatil, ev, araba, elektronik cihaz, botoks, yemek vs. Elbette sözümüz meclisten dışarı.

Oysa toplumları oluşturan bireylerdir. İnsanlığı oluşturan en minik yapı taşı bizzat kişilerdir. Biz değişirsek dünya değişir. Hepimiz bir zamanlar çocuktuk. Bugünün çocuklarının bakış açısına bizler de sahiptik. Tek yapmamız gereken şey içimizdeki çocuğu hatırlamak ve rekabet yerine iş birliğini, uyumu yeniden hayatımızın odağına koymak. Bizler kabileler halinde hayatta kalmış sosyal canlılarız. Sosyal bağlar bizleri mutlu ve sağlıklı yapmaktadır. Bireyselliğin ve rekabetin pompalandığı düzen, bizlerin sonunu getirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

2040 isimli filmde, mevcut küresel sıkıntıların yanı sıra somut çözümler sunuluyor. Ayrıca fikir ve çözüm önerilerinizi paylaşabileceğiniz bir web sitesi mevcut: https://whatsyour2040.com/

-Minik güneş enerjisi panelleri takmak ve enerjiyi evden eve paylaşını sağlayan bir sistem. Bu insanları birbirine bağlayan sıra dışı bir çözüm.

-Çörek şeklinde kendine yetebilen habitatlar kurmak.

-Tarımın yeniden ön plana çıkması.

-Okyanustaki yosunun artışını sağlamak hem karbonu çekmek hem de balıklar için bir habitat yaratmak.

-Sürücüsüz elektrikli arabalar ile araba sahibi olmayı bırakmak. Ortaya çıkan otopark alanlarını yeşillendirmek.

-Eğitimde çevrecilik ve ‘biz’ kavramlarının artırılması.

-Geridönüşüm ve yeniden kullanmaya ağırlık verilmesi.

-Fosil yakıtlara ayrılan dakikadaki 10,000 USD’lık bütçenin bu sektörde çalışan insanların güneş enerjisi ile çalışılacak işlere uyumu için harcanabilir.

Sonuç mu?

Birey olarak harekete geçmek ve hayat tarzımızın bir parçası olarak yaşadığınız alanları gözetip kollamak. Daha az tüketmek, karbon salınımını azaltacak bir yaşam tarzı. Güneş enerjisini daha fazla kullanmak. Daha paketli gıda ve et yemek…

Diğer bir çocuğun talebi: AZALTMA, YENİDEN KULLANIM ve GERİ DÖNÜŞÜM. Başka neler olabilir? Sizin fikirleriniz neler?

Deniz Öztaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKitap-Dizi İnceleme: The Queen’s Gambit
Sonraki İçerikKonuşan Hikâyeler: Tanışma
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.