“AYNEN ÖYLE” Başka Bir Deyişle: Hemfikir Olma Yalancılığı

Bu kavram tabii ki bir insan kaynakları terimi değil. Ama gündelik hayatta o kadar çok karşımıza çıkıyor ve kullanıldığını görüyoruz ki, değinmeden geçemedim.

Bugünlerde , her on kişiden neredeyse yedisi, bu iki kelimeyi kullanıyor.
Aklına yatsın ya da yatmasın, fikrine uysun ya da uymasın farketmiyor onlar için.
İşyerinde, otobüs beklerken, alışveriş yaparken, telefonla konuşurken, seyahat ederken adeta yeni bir alışkanlıkla karşı karşıya kaldığımın farkına vardım bugünlerde.

İsteseniz de, istemeseniz de kullandığınız, siz kullanmasanız bile karşınızdaki kişi, 3 cümlesinden birinde bu iki kelimeye yer verdiği için alıştığınız ve bir süre sonra da, kendinizi , mantıklı olduğunu düşünmeden bu iki kelimeyi söylerken bulduğunuz değişik bir söz öbeği.

Ağızdan ağıza yayılarak, adeta moda haline gelen, cümlelelerinizde yer vermezseniz şayet, ayıp olur dedirten bir şey bu.
Bir konu, bir fikir üzerinde konuşursunuz, siz anlatırsınız, karşınızdaki dinler. Siz kendinizce yorumlar katar, atıflarda bulunur, kafa yorar, çene çalıştırırsınız. On dakikalık konuşmanızın karşılığında, karşınızdaki muhattabınızdan, sizi eleştirmesini ya da desteklemesini bekleyen birkaç cümle duymak istersiniz. Siz bekleyedururken, iki kelime söyler, biter orada konuşma. “Ne yani, 10 dakikadır kendi kendime mi konuştum ben?” sorusunu sorarsınız içinizden. Dinlenmediğinizi, aslında o kadar da ciddiye alınmadığınızı zannedersiniz ve o kadar üstüne basa basa söylenir ki bu kelimeler, onaylandığınızla avutursunuz kendinizi.

Dile, tembellik veren bir görüntü sergiler. Kullananlar, aynı fikirde olsa da olmasa da,nezaketen hemfikir olma yalancılığı yapmış olurlar.

Baştan savmak,
Dinler gibi gözükmek,
Aynı fikirdeymiş gibi yapmak
Söyleyecek laf bulamadığı için söylemiş olmak
Yeni cümleler eklemeye üşenmek
Konuşmaya üşenmek veya konuşmak istememek
Fikir beyan etmeyi istememek
Karşı tarafın söyledikleri içinize işlediği için, konuşmayı kesmek,

gibi sebeplerden kullanırlar bu ‘moda’ ikiliyi.

Çoğunlukla işyerlerinde kullanılan bu söz ikilisi , otobüste, pazarda, asansörde, okulda, yemekte de karşımıza çıkar.

İşte günlük hayattan bazı örnekler :
Durağa yanaşan otobüse bir an önce binmek için can atarsınız ve şoföre sorarsınız:
– Kadiköy mü?
Kafa sallar şoför.
– Minibüs yolundan mı?
Şoför yine kafa sallar.
– Cevizlibağ’daan geçiyor değil mi?
– Aynen öyle !… 

Bir pastanede, arkadaşlarınızla buluşmuş, mönüye göz gezdiriyorsunuz ve canınız o nefis meyveli pastadan yemek istiyor. Garsona sipariş veriyorsunuz:
– Meyveli pasta, yanında da çay istiyorum.
– Malesef efendim, istediğiniz pasta şu an elimizde yok. Başka çeşitlerimize baksanız?
– O zaman… Çikolatalı pasta olsun ama bu mönüye “üzerine pudra şekeri dökülmüş, içinde muz parçaları olan, file bademli” diye yazmışsınız. Böyle değil mi, pasta?
– Aynen öyle efendim. (!)
– Hımmm…
(Gelen pasta öyle olmaz maalesef)

En yakın arkadaşınız size yatıya misafir gelmiş. Öyle bunalımdasınız ki, onunla sabahlara kadar dertleşmek, konuşmak, hatta omzunda ağlamak istiyorsunuz. Başlıyorsunuz anlatmaya.
– Hiç mutlu değilim Sibel. Ne yapacağımı da bilmiyorum. Ali’nin konuşmalarını duysan, şaşarsın. Süreki Didem’i övüp duruyor. Yok o kız şöyleymiş, ailesi böyleymiş…Bana ne, değil mi ama?
– Aynen öyle …
– Ali’ye güvenmesem, kesin aralarında birşey var diyeceğim. Amfide de , büyük salonda da onları yanyana görmedim hiç ama Ali’nin ondan hoşlanıyor olmasından korkuyorum işte. Kız da güzel olsa,içim yanmayacak..
– Aynen öyle valla.
– Geçen gün bana gelmiş diyor ki Didem; “Son ders notlarını senden alabilir miyim?” Ayy.Nasıl sinir oldum anlatamam. “Yok, o dersi ben de kaçırdım”dedim. “İyi, gidip Ali’ye sorayım” demez mi…Şeytan diyor, git kıza, “Bana bak kızım ayağını denk al” de, diyor.
– Aynen öyle şekerim.
– Senle de sohbete doyum olmuyor ha..Hep ben anlatıyorum. Sıkıldın mı?
– Aynen öyle.. (!)
……….////…………..
Yoldasınız, işyerine telefon ediyorsunuz. Karşınıza sekreter çıkıyor :
– Alo, iyigünler. Ahmet ben. Seyfettin Bey, orda mı?
– Hayır yok. Şirket dışında.
– Öğleden sonra mı gelir ?
– Aynen öyle.
– Bugünkü toplantı, 2.binada mı yapılacak?

– Aynen öyle.
– Toplantı arası 16:00’da olacaktı değil mi?
– Aynen öyle.
– İyi madem, size iyigünler…
– Aynen .(!)

Sevgiliniz ya da eşinizle yeni açılmış restoranda buluşacaksınız. Sevgiliniz/eşiniz, geç kalıyor.
Akşam sekizde değil de, 9’a yirmi kala geliyor. Soruyorsunuz haliyle :
– Merak ettim canım, trafik mi vardı?
– Evet ya, hiç sorma.
– Ben aradım kapalıydı telefonun. Şarjın bitti heralde?
– Aynen öyle canım ya.
– Yüzün de bembeyaz olmuş. Çok mu üşüdün gelirken?
– Aynen valla. Dondum.
– Ceketine bayıldım. Yeni açılan butikten mi?
– Aynen öyle.
– Ben acıktım epey. Balık mı yiyelim? Sonra da üstüne tahinli tatlı söyleriz?
– Olur valla. Bana uyar. Aynen öyle yapalım.

Tamam, abartma Zeynep dediğinizi duyar gibiyim. Ama yaşamıyor muyuz? Duymuyor muyuz, söylemiyor muyuz ?

Biz zamanlar, özellikle de 2000’lerin başında, “Deermişim” deme hastalığı vardı. Bu kelime, özellikle bayanlar tarafından, e harfleri uzatılarak, r’ler ise yuvarlatılarak söylenir , sonra da “hihihi, hahaha” diye kıkırdamalara neden olurdu. Genellikle bulunduğu ortamda kendisine fazla güvenmeyen ama güveniyormuş gibi yapan kişilerin kullandığı sözdü bu.

“Böyle söylesem ne tepki verirler acaba” nın, ağızdan ağıza yayılarak adeta bulaşıcılık etkisi yapan haliydi. Televizyonlarda ‘Kankigiller’ meşhur etmiş, sonra da Beyazıt Öztürk’ün tiplemeleriyle, bu sözcüğe alışır olmuştuk.
“Deeermişim, sonra da seni yerrmişim.”

“Şimdi böyle dermişim, ortamı gerermişim” gibi uzatmalarla da, bunaldığımız, fenalık getiren ve kullananlar arasında alışkanlığa neden olan sözdü bir zamanlar.
“Aynen Öyle “ de, bugünlerin moda lafı işte.Ve kullandıkça da alışkanlık yapıyor.

“Aynen öyle” yerine neler kullanılabilir, bir de ona bakalım :
Size katılıyorum.
Doğru.
Haklısınız.
Ben de öyle düşünüyorum.
Dediklerinizi onaylıyorum.
Hak veriyorum.
Evet, bence de.
Doğru söylüyorsunuz.

Şeklinde bir çok örnekle çeşitlendirmek mümkün bunu. Böyle bir dil zenginliğine sahipken, neden, dilimizi tembelleştiriyoruz?
Çalışma hayatında da çokça kullanılıyor bu iki kelime, yanlış ya da doğru.
-Size konuyla ilgili mail atmıştım. Toplantı, saat ikideydi değil mi?
-Aynen öyle Ayşe Hanım.
-Oturma düzeninde değişiklik yapılmış. Pazarlama Müdürü, Lojistik Müdürünün yanında mı oturuyor?
-Hı hı. Aynen öyle.
-Size kahve söylememi ister misiniz?
-Aynen canım!

Yüze bakmadan, göz göze gelinmeden söylenen ifadeler bunların çoğu. Ve günlük hayatta, işyerinde, alışverişte, arkadaşlar arasında, akla gelebilecek birçok yerde de karşımıza çıkıyor.

Konudan sıkıldıysak, ‘sıkıldım’demek; aynı fikirde değilsek, “öyle düşünmüyorum” demek neden zor geliyor ? Doğrulamak, onaylamak istediğimiz şeyleri, neden kestirip atıyoruz? Karşımızdakini empati kurarak dinlememek için, “Aynen öyle” kaçış yolu olmamalı.

Şimdi, her söylediğime kafa sallayan, sonrasında da anlattıklarımla alakasız şeyler söyleyenlere sormak istiyorum :
Hani ,aynen öyleydi?
Değil işte.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikMartı Twitter’da ve Facebook’da…
Sonraki İçerikİki Gezgin, İki Motosiklet, 100 Gün, 1 Kıta:Hello Afrika
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…