Zihince’ye başlarken…

Beyin… 100 milyar nöron… Nöron başına 10,000 bağlantı… Milyarlarca elektrik dalgası… hayal edilemeyecek bir kadar güçlü bir organ… Ancak, beynimiz de, elimiz, kalbimiz, ciğerimiz gibi bedenimizin bir organı. Biz beynimiz, yani zihnimiz değiliz. Yaratıcılığımız beynimizden değil daha çok Ruhumuzdan geliyor. Dolayısıyla benliğimiz zihnimiz değil. Bizim Var’lığımız hakkında felsefeye girmeyeceğim, ancak zihni anlamaya, onun etkilerinin hayatımıza ve pazarlamaya neler olduğunu düşünürken yaratıcılığımızın kalbimizden veya ruhumuzdan geldiğini unutmamak gerekir.

Zihindeki olumsuz düşünceler, geçmişe ve geleceğe takılı kalan bakış açıları insanı ele geçirebiliyor. Önemli olan zihni bir organ gibi kullanıp dünyadaki hedeflerimize ulaşmak için kullanabilmek.
“Neuromarketing”, ki buna -Zihinsel Pazarlama- diyeceğim, tüketici davranışlarını beyin taramaları yaparak veya, beynin özelliklerini anlayarak “satınalma” süreçlerinin gizli nedenlerini araştıran bir bilim dalı olma yolunda ilerlemekte.

Zihinsel Pazarlama, birçok sapma ve çarpık sonuçların olabildiği Klasik Pazar araştırmalarının yerini almasa da kesinlikle tamamlayacak ve çok değerli bilgiler verecektir. Örneğin bir “televizyonda en çok ne seyredersiniz?” sorusuna cevabın büyük oranda “belgesel” olmaması gerekir. Veya çoktan seçmeli soruları verilen cevaplarda bilindik markaları “ilgisi olmasa” bile daha yoğun seçilmemesi gerekir. Zihinsel Pazarlamanın bu aşamasında soruların farklı yollarla sorulması, beynimizdeki doğru cevabı bulmamızı sağladığı gibi, direk zihin taraması ile hangi bölgelerin aktif çalışması gerektiğine bakarak gerçek cevaplara ulaşabiliyor.
Zihinsel Pazarlamada kullanılan yöntemlerin ucuzlaması ile daha yaygınlaşmaya başlamasını beklemekteyiz. Bu sayede yaygınlaşma ve kullanma olanakları artacak.

Geleneksel araştırmalardan çıkan sonuçlara göre “New Coke” (Yeni Coca-Cola) şu anda en çok satan gazlı içecek olmalıydı ama belki çoğunuz o nedir diye soracaksınız; veya Sony Walkman diye bir şey duymamış olmalıydınız çünkü araştırmalara göre kimsenin “Walkman” gibi bir cihaza ihtiyacı olmamıştır diye bir sonuç çıkmış. Ve yine geleneksel tüketici araştırmlarına göre “New Coke” un çok başarılı olacağı sonucu ortaya çıkmıştır. Allah’tan Sony yetkilileri bu riski göze almışlar. Ancak Coca-Cola o kadar şanslı olmayıp, büyğk bütçeleri boş yere harcamışlardır.

Arabanın icadından önce insanlara “nasıl bir ulaşım aracı isterdiniz?” diye sorsalar, cevap “daha hızlı ve yorulmayan bir at” isterdim derlerdi. Zihinsel pazarlamanın bir avanatajı da bir fikri veya piyasada olmayan bir ürünle ilgili de etkili bir şekilde araştırabilmek.
Tabii ki tüm cevaplar sadece zihnimizde değil, öyle olsaydı herkes üç aşağı beş yukarı aynı olurdu; veya sadece kadın ve erkek olarak iki temel davranış gözlenirdi. Beynimiz dışında, Kültür, cinsiyet, kalıtımsal özellikler, çevremiz önem kazanıyor.
Beynin çeşitleri de var: İç beyin, orta beyin, dış beyin, sağ beyin, sol beyin, kadın beyni, anne beyni… bunların üzerinden keyifle geçeceğiz.

Biz farkında olmasak da, beynimiz bir bilgisayar gibi “faydayı maksimize” etmek için belli süreçlerden geçiyor… Aşağıda belirtilen bu süreçler Zihinsel Pazarlama metodları ile devamlı takip edilebiliyor.
“Fayda/değer Odaklı Karar Verme Süreci”

Kararın belirmesi
Farklı seçeneklerde elde edilecek değerlerin belirlenmesi
Aksiyonda karar verme
Getirilerin değerlendirilmesi
Öğrenme

Bunların dışında, beynimizi “olumlu düşüncelerle” yönlendirip, geçmiş ve geleceğe takılmadan “an’a” odaklanarak kullanarak hayatımızı, kendimizi, işimizi, çevremizi nasıl değiştirebileceğimiz üzerinde duracağız.

Son zamanlarda “Evren’in Çekim Yasasına” dair bir çok kitap yazılmaya başlandı. Hayal ettiğimiz veya hedeflediğimiz şeyleri hayatımıza çekmemin en önemli adımlarından biri zihnimizde “vizyonlama” yapmak ve düşünce gücünü kullanmaktır.

Şimdi’lik çok sevdiğim bir sözü paylaşıyorum:

Gandhi nin sözü:

Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…

Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…

Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…

Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…

Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…

Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…

Deniz ÖZTAŞ


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikPanter Yaralarını Kendisi İyileştirir
Sonraki İçerikYeni İşe Başlamak
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.