Panter Yaralarını Kendisi İyileştirir

Otobüs, Meksika’da bir küçük köye gelince, köy meydanında durur ve içinden, sırt çantalı bir genç çıkar. Genç adam otobüsün şöförüne tamam işareti yapar, otobüs bir toz bulutu içinde kaybolur. Yolcu etrafına şöyle bir bakar …

Otobüsten inen gencin adı Carlos Castenada idi ve bu yolculuk sonunda yazacağı kitaplarla, modern dünyaya , çok değişik bir kültürü, Toltec öğretilerini tanıtacaktı. O sırada Castenada, Meksika Üniversitesi’nde antropoloji bölümünde okuyor ve “Bilinç açıcı otlar” üzerine bir doktora tezi hazırlıyordu. Bu otlar tıpkı tütün gibi önce kurutuluyor sonra, sigara gibi sarılıp içiliyordu.

Meksika Kızılderilileri’nin büyücüleri “Peyote” dedikleri bu otlarla insanları bu dünyanın gerçeklerinden çıkartıp, zihinsel, ruhsal ve hatta bedensel olarak başka bir gerçekte yaşatıyor ve insanlara doğa üstü güçler kazandırdıkları söyleniyordu.

Castenada bu Meksika köyüne, Don Juan adlı bir Kızılderili büyücü ile tanışmak ve ondan, büyülü otlar hakkında bilgi almak için gelmişti. Ama, Don Juan onu hiç bilmediği büyülü bir dünya ile tanıştırdı. Castenada artık bir Toltec Savaşçısı olmuştu. Artık olay bir doktora tezi olmaktan çıkmış, ömür boyu süren bir hoca-öğrenci ilişkisine dönmüştü.

Toltec’lere yaşam savaşçıları da deniyordu. Toltec’ler, İnsanın şartlanmalardan kendini kurtarıp, asıl benliğini bulması, gerçek bağımsızlını elde etmesinin yollarını gösteren, mistik bir okul gibiydiler. İspanyolların Amerika’ya gelişi ile öğretilerini gizlemek zorunda kalmışlar, ve bu gizliliği günümüze kadar koruyabilmişlerdi. Ne varki, Carlos Castenada, Don Juan, don Miguel Ruiz gibi isimler bu gizli öğretileri yavaş yavaş ortaya çıkartıyordu. Bu öğretiler çok güzel sistematize edilmiş, etkili bir kişisel gelişim çalışmasıydılar. Ve günümüzde çok etkili bir anti-stress uygulaması olarak da kullanılabilirdiler.

Bu öğretilerin bir bölümünü burada özet olarak tanıtmaya çalışacağim

TOLTEC ÖĞRETİLERİ

Ruhsal bağımsızlığın ve şartsız mutluluğun sırları

İnsan doğduğu andan itibaren başkaları tarafından yaratılmış bir rüya aleminde yaşamaya başlar. Toltec’ler bu rüya alemine Yeryüzü Rüyası diyor ve her insanın bir yaşam savaşçısı olarak, bu büyüden kendisini kurtarması ve kendi sınırsız gerçeğini yaşamak için savaşması gerektiğini söylüyorlar. İçinde olduğumuz dünya önce aile içinde anne-baba ve diğer aile büyükleri, sonra okul mahalle, cami, arkadaşlar ve iş yerlerinde bize yüklenen “soft ware” le şekilleniyor. Toplum bizi kontrol edebilmek için belli şekillerde davranmaya önceden şartlıyor. Buna, Toltec’ler Ehlileştirme diyorlar. Tıpkı bir hayvanı ehlileştirir gibi, ceza ve ödüllendirme ile insan belirli durumlarda belirli şekillerde davranmaya şartlanıyor.

İnsanın ömür boyu bu şartlanmalarla yaşaması için de, kafasının içinde bir radyo istasyonu kuruluyor. Bu istasyonun iki spikeri var. Biri Yargıç – Cezalayan diğeri Kurban – Cezalanan bu iki ses insanın kafasında her gün 24 saat yayında oluyorlar. Biri yaptığı her şeye engel oluyor, suçluyor, hata buluyor, korkutuyor. Diğer devamlı ağlıyor, hakkı yenmiş, kıymeti bilinmemiş. Kaybetmeye mahkum bir zavallı oluyor.

İnsanın içinde bulunduğu rüyayı devam ettirmek için değişik oltalara takılmış Yemler önüne konuyor. Televizyon dizileri gibi. Maç yayınları gibi.
İnsanın bu kurulmuş olan tuzaklardan ve konulduğu kafesden çıkabilmesi, için, Tolteklere göre, bir Panter olması gerekiyor. Bedeninde, ruhunda ve zihninde öyle yaralar var ki, ancak bir panter gibi yaralarını bulup, kendisi yalaya yalaya iyileştirmesi gerekir. Bunu da ancak bir panter olursa yapabilir.

Panter, her şeyden önce bir savaşçıdır. Savaşçının hayatla yaptığı sözleşmeler vardır ve bir savaşçı için bunları gerçekleştimek bir ölüm kalım meselesidir. En başta, panterin yaralarını tedavi ederken yapması veya gerçekleştirmesi gereken 11 Sözleşmesi veya Görevi vardır.

Bu görevler:

  1. Farkında Olmak: Panter, yaptığı her şeyi %100 farkında olarak yapar. Bu yaşamın her anında, şimdi burada olmak demektir. Bir saati 60 dakika olarak yaşamak. Geçmişi ve geleceği olmayan biri olmak. Panter uyurken bile uyanıktır. Castenada, hocası Don Juan’la , tepedeki tapınağın yüzlerce taş basamaklı yolundan sohbet ederek inerlerken, hocası birden sorar: “Kaçıncı basamaktayız?”
  2. Disiplin : Panter ne yapacağını söylerse onu yapar. “Diyetteyim” derse, artık diyettedir. “Sigarayı bıraktım” derse, sigara bırakılmıştır
  3. Yargılamamak : Panter kendini suçlamaz ve affeder. Kendisini artı ve eksileri ile olduğu gibi kabul eder
  4. Saygı: Panter, önce kendisine saygı gösterir, kendisini olduğu haliyle kabullenir, değer verir ve saygı gösterir.Sonra çevresindekilere karşı saygı gösterir, onların varlığını kabullenir
  5. Sabır:Panter yaralarını tedavi ederken yavaş, nazik ve sabırlıdır. Zamanı en büyük iyileştirici olarak görür
  6. Güvenmek: Panter Evrenin kendisini koruyacağına ve yaşama güvenir. Hayatla mücadele etmek üzere kendisini yaşama teslim eder
  7. Sevmek: Panter önce kendini sever ve yaralarını da bu sevgiyle iyileştirir. Panter aynı zamanda en güçlü silahının sevgi olduğunu da bilir.
  8. Çevresine Zarar Vermemek: Panter,Özellikle konuşmasına ve kullandığı sözlere dikkat eder. Sözün gücünü bilir ve geri tepen bir silah olduğunun farkındadır.
  9. Dürüst Olmak: Panter dürüsttür önce kendisine sonra çevresine. Beyaz da olsa yalan söylemez. Özellikle kendisini aldatmaz.
  10. Uygulamak: Panter görevlerini eksiksiz yerine getirir. Hiçbir kuvvet önünde duramaz.
  11. Enerjiyi Boşa Harcamamak.

Toltek öğretilerinde buraya kadar olan kısım, panterin hayatla yaptığı en önemli sözleşmeleri, görevleriydi. Toltek savaşçısı panter olarak yapılması gerekenleri tamamlayınca, diğer bir boyuta geçer, havalanır. Bir kartal olur. Bundan sonrası ise Kartalın dünyasıdır ve kartalın görevleri başlar. Bu yazı, uçsuz bucaksız Toltek öğretilerine bir girişti. Bundan sonrası ile ilgilenen olursa değişik ortamlarda konuyu inceleyebiliriz.

Ahmet DURUL


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: