Zaman ve Değişen Doğrular

 

Her insan gibi ben de ergenlik yıllarıma yeni girdiğim zamanlarda büyümek için yanıp tutuşuyordum. Küçüklüğümden beri bana anlatılan hikâyeler, izletilen filmler geleceğin ve büyümenin muhteşem bir şey olduğunu söylüyordu. “Allahım, n’olur zaman çabucak geçsin de kocaman bir kadın olayım!” diye dua ediyordum her gün. Büyüdüğüm süreç içerisinde öyle hissettirmedi ama zaman gerçekten su gibi akıp geçmiş. Sonunda istediğime de ulaştım ve asıl hikâyenin bambaşka olduğunu fark ettim. Ne bize anlatılan aşklar doğru, ne de adalet doğru şekilde işliyor.

Öğretilen tüm doğrular değişiverdi. Çocukken herkese karşı adil ve cömert olmamı söyleyenler, şimdi bencil olmayı ve hayır demeyi öğrenmem gerektiğini söylüyorlar. Dedikleri şeylerin hepsi zamanına göre doğru söylenmiş gibi gözüküyor olabilir. Ancak bugün tanıdığım birçok kanser hastası, iyi yürekli, emektar insanlardan oluşuyor. Mesela çok çalışmanın en büyük doğru olduğunu söylerlerdi ama şimdi bakıyorum da çok çalışan insanlar kendilerini en az tanıyan insanlar oluyor. İşin en kötü tarafı ise bunun farkında olmamaları. Kariyer, para, kira, ev, araba, okul, derece, başarı, çalış, çalış, çalış… Derken bir ömür bitiyor.

İnsanlara hep mutlak doğrular olduğunu öğretmeye çalışıyoruz. Oysa doğru dediğiniz şey değişkendir. Çünkü insanlar değişkendir. Her söylem her bireyde farklı sonuç doğurur. Bu yüzden artık “doğru” öğretilerimizi biraz değiştirmemiz gerekiyor.

Eğer bir gün anne olabilirsem, çocuğuma şunları öğretmek isterim:

İyi olmaya çalışma. Kendin için iyi olan şeyleri yapmaya çalış. Tek şartın bunu yaparken bir başkasını üzmemek olsun. Ama eğer ki kararın sonucunda birisi üzülmek zorundaysa, o zaman kalbinin ve beyninin düetini dinle. Doğru sonuca ulaşacaksın.

Hiçbir zaman kendini unutma ve kesinlikle bildiğinden şaşma. Çünkü herkesin dünyası kendi birikimlerinden ibarettir. Bazen insanlar sana yanlış yaptığını hissettirebilirler ama belki de sen onların kaçırdığı bir detayı görüyor ve kendin için çok önemli bir şey yapıyor olabilirsin. Hayatın değişebilir.

Asla maddiyatı düşünme. Hiçbir istediğini, hiçbir planını erteleme. Maddiyat bir şekilde yoluna girer ama hiçbir para birimi geçmişe yolculuk yapma fırsatını sana sunmaz. Hiçbir şey için geç kalma.

Dünyanın büyüklüğü gördüğün yerler kadardır. Bu yüzden kendini, iş ve ders ile sınırlama. Çıkabiliyorsan Ay’a bile çık. Sınır tanıma!

Aşkı ve arkadaşlığı bulman hiç kolay değil. Unutma, herkes seni kendisi için sevecek. Seni değiştirmeye çalışacaklar, seni eleştirmeye başlayacaklar. Söylediklerini dinle, ancak her zaman kendi süzgecinden geçir. Sana uymayanı kabul etmek zorunda değilsin. Sevgiye çok ihtiyaç duyduğun zamanlar olacak, ancak sakın kendini insanlara sevdirmeye çalışma. Başkasının sevgisiyle var olmazsın, sadece ve sadece kendini sevmeyi başardığında var olursun.

‘Namus’ kelimesinden uzak dur. O senin en büyük zehirlerinden biri. Seni insanlara, insanları sana et parçası olarak sunar. İhtiyacın olan tek şey bireyi cinsiyetsiz olarak sevebilmek ve ona saygı duyabilmektir.

Hiçbir ırkı, dini, kimliği, cinsiyeti bir diğerinden üstün görme. Hayatın boyunca beynini yıkamaya çalışacaklar. Sen kulak asma. Adaletin ne olduğunu onlara göster.

Ve unutma, bugün ayağını bastığın tam o noktaya yüzyıllar önce bir başkası basıyordu. İsmini biliyor muyuz? Hayır! Senin de ismini kimse bilmeyecek belki. Belki de bilecekler ama ya bir rakı sofrasında birkaç kez anılacak, ya da bir internet geyiğinde iki espri olacak kadar… Vakti zamanında kitlelere korku salan firavunlar bile bugün oyuncakçılarda figür olarak satılıyor. O yüzden kendini yıpratma, sadece mutlu et.”

Çocuğuma söylemeyi planladığım şeyleri kendime de söylemek isterdim. Hayatımızı nereden düzeltirsek o kadar kâr kalır elimize.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: