Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bazı Şeyler

Son dönemde sıkça duyduğum ve aklımı alan bir kelime, beni iç uyumumu engelleyen olgulara odaklanmaya itti: Mükemmeliyetçilik.  

Mükemmeliyetçilik

Mükemmeliyetçi olduğumu ve bunun aslında berbat bir şey olduğunu, kendi işimi yapmaya başladığımda anladım. Ne komik! Mükemmeliyetçiliğin bizlerin çok küçük yaşlarda edinmiş olduğu bir düşünce sistematiği hatası olduğunu da eğitmen olunca fark ettim. Özellikle de suçlayıcı ebeveynlerle yetişmişseniz ya da ebeveyniniz de öyle yetiştiğinden kendini hep kabul ettirmek zorunda kalmışsa… Bu, belki bir genetik zincirin parçası olarak devam ediyor. Ta ki bu anlamsız döngüyü siz kırana kadar.

Hep derler ya, sen önce kendini kabul etmelisin, sevmelisin.

Çok doğruymuş.

43 yaşıma gelince anladım.

Mükemmeliyetçiliğin ayaklarıma bağladığım bir pranga olduğunu ve aslında kendimi kabul etmememden kaynaklandığını gördüm. Belki de o, başa çıkamadığım kendimi kabul ettirme isteğimin zavallı bir çırpınışıydı.

“İstemiyorum, yapamam, beceremedim” demenin dayanılmaz hafifliğini yaşamamakla geçen uzun yılların ardından “Ben mükemmel değilim” demeyi öğrendim.

Bir başka konu da başkalarını yargılamak.

Yargılayıcılık 

Başkalarını küçümseme eğiliminin, aslında kendimizi beğenmeyişimizden olduğunu gördüm. Etrafımdaki kişileri sürekli kendi terazimden tartmaya ve yargılamaya çalıştığımı fark ettim.

Üstelik, bunun en acımasız halini kendim için yapıyordum. Ben kendimi beğenmiyordum. Beğenmeyince de kendimi de takdir etmeyi de bilmiyordum.

Başka kişileri takdir etmek, benim için çok daha kolayken, kendi kendimi takdir edebilmek için gerçekten güven duyduğum kişilerin geribildirimine ihtiyacım vardı.

Artık yok.

Ben elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Yaptım ve yapacağım. Yaptığım her şey, o an için bildiğimin en iyisiydi. Bu, başkaları için de geçerli çoğu zaman.  Ve bazı insanlar, annen, baban, evladın, kardeşlerin ve en sevdiklerin bile olsa bencil olabilirler.

O, insanları değiştiremem. Ancak, onların bende yaratığı etkileri yönetebilirim.

Onlara bu konudaki görüş ve ihtiyaçlarımı aktarırım. Onlar da bana elbette…

Günün sonunda herkes kendi serüvenini yaşar. 

Beklentilerini İfade Edebilmek 

Şimdiye kadar hep kaçındıklarıma ve istemediklerime odaklandığım fark ettim. Ne istemediğini bilmek önemli olsa da ne istediğini bilmek ve etrafındakilerle açıkça paylaşmak lazım.

Aksi halde nasıl bilebilirler ki?

Artık korkmuyorum, sınırlarımı ve arzu ettiklerimi söylemeye. Uymazsa karşımdakine anlarım. Ama onlarda anlasınlar.

Akışına Bırakmak

Bu beceriyi henüz layıkıyla yerine getiremesem de artık önemini biliyorum. Zira, ne olacaksa o oluyor. Her şeyi kontrol etme çabam, beni yok ediyor.

Son zamanlarda hayatımda tabiri caiz ise bazı mucizeler gerçekleşti. Bunun tadını çıkarmayı ve kendimi ödüllendirmeyi öğrenmeliyim.

Ve en önemlisi: İç uyum.

  • Mükemmel olmadığımız ve olmak zorunda da olmadığımız
  • Başkalarını değiştiremeyeceğimiz ama üzerimizdeki etkilerini yönetebileceğimiz
  • Yapabileceğimizin en iyisini yapma konusunda tatmin olduğumuz
  • Beklentilerimizi net ifade ettiğimiz
  • Ve kendi yaşam alanımızla, başkalarınınki arasında bir daire çizebildiğimizde olur.

Hayattaki en önemli şey de işte budur.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: