Ana Sayfa Güncel Zafer, “Başaracağım” Diyenlerin Yoludur

Zafer, “Başaracağım” Diyenlerin Yoludur

“Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenindir. Başarı ise, ‘Başaracağım’ diye başlayarak sonunda ‘Başardım’ diyebilenindir.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, 30 Ağustos’un anlamını yalnızca birkaç cümleyle anlatabilecek kadar güçlü. Çünkü zafer, önce insanın zihninde başlıyor. Bir hedefi görüyor, ona inanıyor, sorumluluğunu üstleniyor ve harekete geçiyorsunuz. Sonunda söylediğiniz “Başardım” sözcüğünün arkasında ise uzun bir hazırlık, emek, direnç ve kararlılık duruyor.

30 Ağustos 1922’nin üzerinden 104 yıl geçti. Bugün Büyük Zafer’i kutlarken yalnızca tarihin görkemli bir gününü hatırlamıyoruz. Bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesini, bağımsız yaşama kararlılığını ve geleceğini kendi elleriyle kurma cesaretini de yeniden düşünüyoruz. Bu nedenle 30 Ağustos, geçmişte kalmış bir zaferden çok daha fazlasını anlatıyor; bugüne ve yarına uzanan bir sorumluluk taşıyor.

Zafer Önce Bir Kararla Başlar

Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922 sabahı başladı. Türk ordusu, Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığında yıllardır süren Millî Mücadele’nin belirleyici hamlesini yaptı. 30 Ağustos’ta kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, bağımsızlığa giden yolu açtı ve savaşın askerî sonucunu belirleyen büyük dönüm noktalarından biri oldu.

Bu zaferi yalnızca birkaç güne sığdırmak, arkasındaki emeği eksik okumamıza yol açar. Mustafa Kemal ve yol arkadaşları yıllarca hazırlandı, düşündü, planladı, örgütledi ve doğru zamanı bekledi. Millet büyük bedeller ödedi. Asker cephede savaştı, Anadolu’nun insanları imkânlarını seferber etti. Kadınlar cephane taşıdı, aileler sahip olduklarını paylaştı, bir ülke bütün gücüyle bağımsızlık için ayağa kalktı.

“Başaracağım” sözü tam da burada anlam kazanıyor. Söylemek başlangıçtır; o sözü eyleme dönüştürmek ise insanın gerçek sınavıdır. Zafer, yalnız cesaret istemez. Bilgi, hazırlık, disiplin, sabır ve birlikte hareket etme gücü de ister.

Bu tarihsel gerçek bizi bugünün dünyasına taşıyor. Çünkü “Başaracağım” ile “Başardım” arasındaki yol, yalnız savaş meydanlarında yürünmüyor.

Zaferden Cumhuriyet’e Uzanan Yol

30 Ağustos’un açtığı yol Cumhuriyet’e ulaştı. Askerî başarı, bağımsız bir ülke kurma iradesine dönüştü. Ardından yeni bir toplum ve yeni bir gelecek düşüncesi yükseldi. Eğitimden bilime, hukuktan sanata, kadınların toplumsal yaşamda güçlenmesinden ekonomik bağımsızlığa kadar uzanan büyük bir dönüşüm başladı.

Bu nedenle zaferi yalnız kazanıldığı gün üzerinden okumak yetmez. Asıl soru şudur: Kazanılan zaferin ardından ne yaptık, bugün ne yapıyoruz, yarın ne yapacağız?

Cumhuriyet bize tamamlanmış bir hikâye bırakmadı. Her kuşağın yeniden okuyacağı, geliştireceği ve geleceğe taşıyacağı büyük bir cümle bıraktı.

Bugün bağımsızlığı korumak, yalnız sınırlarımızı korumak anlamına gelmiyor. Bilimde üretmek, eğitimde ilerlemek, kültürü ve sanatı çoğaltmak, çocukların özgürce düşünebildiği ortamlar yaratmak, kadınların hayatın her alanında eşit biçimde yer almasını sağlamak, doğayı korumak ve adalete sahip çıkmak da bu mirasın içinde yer alıyor.

Tam bu noktada Atatürk’ün “Başaracağım” sözü yeniden önümüze geliyor. Cumhuriyet değerlerini yaşatmak, geçmişe duyulan saygının ötesinde bugünün sorumluluğunu üstlenmeyi gerektiriyor.

104 Yıl Sonra Bizim Zaferimiz Ne?

30 Ağustos’un 104. yılında Kocatepe’ye baktığımda büyük bir askerî başarı kadar güçlü bir insan iradesi görüyorum. Şartların ağırlığı karşısında teslim olmayan, geleceğini başkasının kararına bırakmayan, önce “Başaracağım” diyen ve ardından bunun için çalışan insanların iradesini…

Bugün savaş meydanında yaşamıyoruz. Yine de hepimizin önünde başka mücadele alanları var. Daha iyi bir eğitim sistemi kurmak, çocuklara daha güçlü bir gelecek bırakmak, bilim üretmek, kitap yazmak, sanat yaratmak, işini iyi yapmak, topluma katkı sağlamak, Cumhuriyet’in değerlerini korumak ve geliştirmek bu çağın sorumlulukları arasında yer alıyor.

Belki de 30 Ağustos’u kutlamanın en anlamlı yolu, her yıl aynı soruyu kendimize yeniden sormaktır:

Biz neyi “Başaracağım” diyerek üstleniyoruz?

Çünkü zafer, yalnız geçmişte kazanılmış büyük bir günün adı değildir. Zafer, geleceğe seyirci kalmamayı seçmektir. 104 yıl önce başlayan o büyük iradeyi bugün bilgiyle, emekle, üretimle ve sorumlulukla sürdürmektir.

Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bağımsızlık mücadelesinin bütün kahramanlarını saygı, minnet ve özlemle anıyorum.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Yasemin Sungur

Önceki İçerikDaniş Navaro’nun Yeni Kitabı: İş Dünyasında Etik ve Çakallaşma
Yasemin Sungur
Hayat Öğrencisi... Aşk ile evrende hayat bir başka güzel. Şükür...