Mutluluk mu? Şans mı?

Bu ay iki kelimenin peşine takıldım. Mutluluk ve şans.

Gördüm ki mutlu insanlar aynı zamanda şanslı. Yoksa şanslı oldukları için mi mutlu? Şanslı insanlar mı? Onlar hep mutlu! Şanslı olduklarından mıdır nedir, tüm fırsatlar ellerinde, hep kapıları çalıyor.

yaseminsungurKesin bir ilişki var bu iki kelime arasında. Şanslı olmak bir durum. Durumu belirleyen isteğinizi yaratacak düşünce, duygu ve davranışlar. İsteğinizi gerçekleştirmek için bu durumu yapacak davranışlar belirleyici. Davranışlarımızı etkileyen, yani bizi harekete geçiren şey ise duygularımız, duygularımızı ise düşüncelerimiz etkiliyor. Yaşadığımız durumu değiştirmek için anlık olaylara değil bu olayları yaratan düşüncelerimize bakmalıyız.

Aristippos “Her davranışın nedeni, mutlu olmak isteğidir.” der.

Seneca “Bir insanın mutluluğu, dıştan gelen mutluluklara bağlıdır diye düşünme sakın! Dıştan gelenden memnun olan insan, dayanıksız nedenlere sığınıyor demektir. İnsanın içine dışardan giren her sevinç, çıkar gider de. Ama kendi içinden doğup gelen sevinç, güvenli, kesin ve sağlamdır, gelişir, sürer gider…” demiş. İşte bu tanım beni en çok etkileyen tanımdır. Bana göre mutluluk kişiseldir, yani kişiye özeldir. Alınıp satılmaz.

Hislerle davranış arasında insanın seçme özgürlüğü bulunur.

Özgürlük sorumluluk almaktır. Sorumluluk alıp seçim yapın. Mutlu olmak seçimdir. Peki, seçimi belirleyen ne?

Pozitif Psikoloji kuramının yaratıcılarından Psikolog Martin Seligman’ın dediği gibi “öğrenilmiş çaresizlik” olduğuna göre “öğrenilmiş iyimserlik” te olabilir. Çevremde gördüğüm, her şeyin kötü gittiğini, şansız olduğunu, bu dünyanın kötü olduğunu düşünen insanlar kendileri için bile iyi bir şey yapmayı bırakmış, ‘iyi bir şey için, mutlu olmak, başarılı olmak veya anlamlı bir hayat için’ düşünmeyi, üretmeyi, denemeyi bırakmış insanlar.

Şanslı olmak, iyimser olmak, mutlu olmak öğrenilebilir, yeter ki birey bunu istesin. Bunu istediğinde tek yapması gereken kendi kaynaklarını görmesi, potansiyelini fark etmesidir. Var olan güçlü yanlarını fark edip, kullanması daha iyi bir yaşam için yeterlidir.

Şansınız bol ve seçimleriniz sizin olsun, sevgiyle…

Yasemin Sungur imza

ben@yaseminsungur.com


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikGerçek, Sadece Gerçekten İstemek Demektir! 4
Sonraki İçerikKader Çarkı Dönüyor…
Yasemin Sungur
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben hayatın tutkulu bir öğrencisi ve seçip aldıkları, özünden kattıkları ile sen izin verirsen ben bir rehber. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakmadım. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri enerjimle uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla, evrende hayat bir başka güzel. Şükür...