Mizacın Doğası ya da Kişiliğin Doğallığı: Her İnsan Farklı mıdır?

Zayıf bir kişilik asla bir günah değildir ama insanı günaha götüren en önemli araçtır.

Bir Herbert Gasson anekdotu vardır, zorluklar üzerine. Zorlukların bizi nasıl güçlendireceğine ilişkin bir hikâye… Mizacın önemini anlatan… Meksika Körfezi ile Antil Adaları arasındaki Yakutan’da yaşanır bu olay:

“Dünyada kullanılan sisal bitkisinin (kenevire benzer büyük yapraklı, bol elyaflı, dokuma sektöründe kullanılan bir bitki) büyük kısmı Yakutan’da üretilirmiş. Bu bitki taşlı, sert ve faydalı organik maddesi az toprakta yetişirmiş. Bir müddet önce bir Amerikan şirketi Florida’da sisal üretmeye karar vermiş ve iyi bakılmış, mükemmel açılmış bir araziye tohum atılmış. Vakti gelmiş, bitki büyümüş. Amerikalılar sevinmişler, “Yaşasın! Sisal ticaretini Yakutanlıların elinden aldık!” demişler.

Mizacın Doğası ya da Kişiliğin Doğallığı Her İnsan Farklı mıdır

Ardından mahsulü biçmişler ve yapraklar içinde bulunması lazım gelen elyafı aramaya başlamışlar. Fakat o büyük yapraklarda bir gram elyaf dahi bulunmadığını büyük bir hayretle görmüşler. İşte o zaman mesele anlaşılmış: “Hayatının kolaylaştırılması, bu bitkiyi mahvediyormuş.”
Bir sisal bitkisi mücadele ederek büyüyor. Sisal; sert toprak, soğuk rüzgâr, sıcak güneş ve bunlarla mücadele ederek mükemmel formuna ulaşıyor. İnsanlar için de, bu söz konusu mücadele çok önemli. Aklın, bedenin, en nihayetinde insanın olgunlaşması için zorluklar içinde mücadele etmek elzem. Bir sisal bitkisinin özü nasıl bir elyafsa, insanın cevheri de, mizacı ve kişiliğidir. Bunların her ikisi de, doğuştan gelen faktörlerden etkilenir, zorluklarla gelişir, olgunlaşır. İnsanın tutum ve davranışlarının kaynağı haline gelir.

İnsanlar doğuştan farklı mizaçlara sahiptirler. Kişilikleri de mizaçlarına bağlı olarak oluşmaktadır. Mizaç ve kişilik birbiriyle ilişkili ancak birbirinden farklı iki kavramdır. Mizaç, en bilinen kelime karşılığıyla huydur. İnsanın doğuştan getirdiği temel özellikleridir. Fıtrat kelimesi de, mizacın bir başka karşılığıdır.

UB1Mizaç ya da huy; gündelik yaşam içinde belirli-tanımlı duygusal tepkilerin nitelik ve nicelik bakımından değişmesidir. Bir insanın doğuştan getirdiği artı ya da eksi değerlerin içinde yüklü olduğu bir alt yapıdır. Kişinin duygulanımının ifadesidir. Heyecanlanmak, kızgınlık duymak, çabuk samimiyet kurmak, sıkılmak vb. bireylere göre değişen durumlar, kişinin mizaç ya da huy özellikleridir. Belirli sınırlar içinde değişkenlik gösterir. Tekrar eder. İnsanlar karakterlerini, şahsiyetlerini kişiliklerini çoğunlukla buna göre belirler. Herkesin ideal ‘kabul ettiği’, dolayısıyla düzeltilmesi ve olgunlaştırılması zorlu olandır. Belirtmek gerekir; huy ya da mizaç, kişiliğin sadece bir yanını ya da bir öğesini oluşturmaktadır.

Mizaç, kişilik gelişiminde bir eğilim etkisine sahiptir. İnsanın yaşamında baskın rol oynayacak karakter özelliklerinin oluşmasında ilk basamaktır. Mizacın bu etkisi bebeklik döneminden itibaren aile ve çevre ortamında gelişmeye başlar. Bu noktada, genetik faktörler devreye girer. Bunun sonucunda, çocuk büyüme sürecinde anne ve babanın kişilik özelliklerini modellemeyi tercih eder.

İnsanın düşünsel ve fiziksel aksiyonların, alışkanlıklarını ve tutumlarını oluşturur. Bu tutum ve alışkanlıklar da, bilinçaltı düzeyde yer alarak kişilik dediğimiz davranış profillerini teşkil eder. Kişilik ve mizaç arasındaki ilişkiyi formüle edersek, basitçe şöyle bir denklem ortaya çıkar:

ub2Mizaç/Huy= Doğuştan gelenler
Kişilik/Karakter= Sonradan kazanılanlar

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır… İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur…

Gerçekten öyle midir? Bu sözler tamamıyla mizacı anlatmakla ilgilidir. Mizacın değişmezliğini anlatan sözler. Doğuştan gelen ve zaman içinde çevresel etkenlerle teşkil olan bu özelliklerini birey değiştiremez, ancak mizaç özelliklerini nasıl ve ne şekilde iyi ve doğru olarak kullanabileceğini öğrenmesi mümkündür. Bireylerin potansiyellerinin dengeli gelişimi için bireylerin mizaçlarını bilip, ona göre bir kişilik gelişiminin peşinde olması gerekmektedir. Bu demektir ki, kişilik geliştirilebilir olan tarafımızı ifade eder. Kişiye özgü olandır. Bu nedenle de, dünyadaki insan sayısı kadar kişilik özelliği vardır. Hiç birimizin kişilik/karakter özellikleri diğerine benzemez.

Mizaç doğuştan gelen ve değişmeyendir, dedik. Hal böyle olunca da, hiç birimizin kişilik/karakter özellikleri diğerine benzemez, dedik. Bir soru akla geliyor o zaman. Önemli bir soru:

O zaman, her insan farklı (mı)dır?
Evet, her insan farklıdır. Tektir ve özeldir. İnsanları değerli yapan da çoğu kez bu farklı özellikleridir. Her insanın da insanlık kültürüne katkısı farklı yönlerdedir. İnsanlar arasındaki fiziksel, zihinsel ve duygusal farklılıklar, sanıldığından çok fazladır. Bunlar, doğuştan ve çevresel faktörlerdendir. Eğitim süreçlerindeki durumlar ve hayattaki deneyimler de çok farklı olduğundan, insanlar arasındaki farklılaşma artarak devam eder. İnsanların yaşadıklarındanetkilenme biçimi de bu farklılaşmayı derinleştirir. Her insanın duyguları, düşünceleri, değerleri, istekleri ve gelecekten beklentileri farklıdır. İnsanların kişiliği, algılama kapasitesi, farklı durumsallıklara karşı koşullamaları ve davranış tarzları da farklılaşabilir. Üstelik yaşamda en büyük farklılıklar, kişilerin duygusal konumlamalarında oluşur.

İnsanlar açıkça izlenimlerine, daha önceki deneyimlerine ve beklentilerine göre farklı ve kendine özgü düşünceler üretir. Bu da insan sayısı kadar farklı koşullanmış insan olduğu anlamına gelir. Bir de insanların duygusal yaklaşımları; onların bilgileri değerlendiriş tarzını ve düşünceler oluşturma biçimini ciddi olarak etkiler.

Farklı olmak kavramsallığı, insan için çok önemli. Sonuç itibarıyla, her insan sahip olduğu zekâyla birlikte farklı bir öğrenme, problem çözme ve iletişim kurma yöntemine sahiptir. İnsanlar farklı, ayrıksı, ilginç ve özgün yönleriyle dikkat çeker, fark edilirler, tanınırlar ve hatırlanırlar. Bu nedenle, sıradan olmaktansa farklı olmak, pek çok durumda istenir bir durum olmuştur insanlar için.

Ya siz? Provakatif bir soru olarak mı düşündünüz bunu?
Siz gerçekten dünyadaki tüm insanlardan farklı mısınız?
Gerçekten eşsiz misiniz?


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: