Kadın Olmak…

Günlerden 27 Aralık… Saat yine geçe kaldı ama henüz gün devretmedi. Öyle sessiz bir zaman… Martı için hazırladığım yazı kabaca bitmişti, birkaç kez daha okuyup, kontrol ettikten sonra bu akşam Sevgili Yasemin’e (Sungur) mail atacaktım. Fakat yaklaşık bir saat önce, etkilendiğim bir programdan döndük. İsmi: NİSVAN. Osmanlıca ‘Kadınlar’ anlamına geliyormuş. Tarihe adını yazdıran kadınların belgesel gala programı İstanbul Kongre Merkezi’nde yapıldı. Önce, kısa bir tanıtım filmi izledik. Her bir değerli hanımefendinin hayatlarından kesitler sanatçılarla canlandırılmıştı.

Bu videoyu etkilenmeden izledim desem yalan olur. Hatta şöyle diyeyim, uzun zamandır izlediğim samimi ve bir o kadar içe dokunan çalışmaydı. Bu tarihi kadınların evlatları, çocukları da oradaydı. Gün yüzüne çıkan hikâyeleri ile cumhuriyetin ilk kadın öğretmenleri, ilk beyin cerrahı, ilk sinema oyuncusu, ilk romancısı ve felsefecisi, ilk emniyet müdürü, ilk belediye başkanı, ilk orkestra şefi,

nisvan

ilk FİFA kokartlı hakemi, ilk heykeltraşı, ilk otomobil yarışçısı, ilk milletvekili, ilk makinist, ilk savaş foto muhabiri, ilk avukatı, ilk fotoğrafçısı on dokuz değerli hanımefendinin hayatlarına dokunduk. Hepsindeki ortak nokta bana göre çok çalışmak, kendini geliştirmek, yılmamak ve mutlaka cesaret olarak öne çıkıyor. Zaten cesaret yoksa nasıl adım atacaksın!

Programın tanıtımlarında yer alan “Hatırladığımız sürece hiç kimse gerçekten gitmiş sayılmaz” ifadesi size de anlamlı geldi mi? Atatürk’ün “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir; benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir.” sözünü anımsadım. Zaten bazı hanımların hikâyelerini dinlerken, onların öne çıkışlarında, cesur davranışlarıyla bugün isimlerinden bahsettirmelerinde Atatürk’ün izlerini gördüm ve bize, toplumumuza ne büyük bir pencere açmış olduğunu bir kez daha idrak ettim.

müfide ilhanİlk kadın belediye başkanı Müfide İlhan, cesur ve güçlü duruşuyla etkiledi beni. Hitabet yeteneği çok iyi olduğu için, mitingleri kalabalık olurmuş ve coşkuyla geçermiş. Bir gün, partililerin çılgınca alkışları karşısında “Keşke dinleseydiniz de öyle alkışlasaydınız” diyecek kadar sözünü sakınmayan biriymiş.

İlk kadın milletvekili Satı Kadın ise meclise sokulmayan vatandaşları görmüş, görevliden “Bugün milletvekili günü, halk giremez” yanıtını duyunca “Onlar, milletin vekilleri değil asıllarıdır.” diyerek vatandaşını yüceltmiştir. Daha doğrusu, kendi yerinin neresi olduğunu bilecek kadar erdemli olduğunu göstermiştir.

HDR tonemappedEn sevdiğim şair Özdemir Asaf’ın eşi, ilk kadın fotoğrafçı Yıldız Moran, her zaman resmini çektiği kişilerin iznini almış, onlarla sohbet etmiş ve yaşantının tam özünü ortaya çıkarmaya çalışmış.

İlk halkla ilişkiler uzmanı Betül Mardin’in babası bir gün havaalanında kontrolden geçerken polis uzun süre pasaportunu incelemiş, sonra sormuş “Siz Betül Mardin’in neyi olursunuz?”

Görevli babası olduğunu öğrenince “Niye söylemiyorsun, geç bakalım” diyerek hiç bekletmeden işlemi hızlandırmış. Babası bununla gurur duyacağı yerde “Ne yaptın da polisler seni tanıyor?” dediği hikâyesini ekranda izledik.

Nisvan belgeselini hazırlayan kadınlar var… Belgeseli izledikten sonra her bir tarihi kadını resmetme projesini gerçekleştiren Şirket-i Hayriye sanat galerisi yönetmeni Ayşegül Abay var… Bu satırlarda buluşabiliyorsak, Martı Dergisi’ni hayata geçiren Yasemin Sungur var… Dergiye soluk veren, paylaşan kadın yazarlar var, bizden yazılarımızı aldıktan sonra derleyen, tasarımını yapan, yayınlayan kadınlar var.

Düşünen, fikir veren, fikir alan, adım atan, dinleyen, söyleyen, tartışan, dik duran, koşan, yorulan, risk alan, inanan, seven ve üreten kadınlar var. Siz varsınız! Aile ve sosyal politikalardan sorumlu bakan Fatma Şahin bu gece güzel bir cümle kurdu: “Benim ülkemin kadınları aklıyla, cesaretiyle, kapasitesiyle her şeyi yapabilecek güçte.” dedi. Ben buna tüm kalbimle ve aklımla inanıyorum.

tarihe-adini-yazdiran-kadinlarProgramda yer alan değerli kadınlar, hayatlarını yaşarken tarihe geçeceklerini bilmiyordu. Onlar sadece inandıkları işlerin peşini bırakmamışlardı. Adım atmışlar ve yılmamışlardı. Onları tarihe taşıyan bana göre bu cesur ve kararlı adımları oldu.

Bu akşam programı izlerken kadın olmaktan gurur duydum ve sosyal medyaya şu mesajı yürekten gelerek yolladım:

Kadın olmak;

Güzel bir şey, akıllı bir şey, derin bir şey…

Kadın olmak;

Güçlü bir şey, cesur bir şey…

Kadın olduğum için iliklerime kadar mutluyum…

Sevgiyle,

sergi

Not: “Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar” ressamlar tarafından her biri eserleştirildi. Kadıköy vapur iskelesi üzerindeki Şirket-i Hayriye sanat galerisinde 15 Ocak 2013’e kadar ziyaret edebilirsiniz.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: