Kara Ayna

aynaEvvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir ayna varmış. Bu ayna ne prensesin aynasıymış ne de kötü bir cadının. Evlerden birinin portmantosundaki bir boy aynasıymış. Evde yaşayan aile üyeleri evden çıkmadan önce son bir kez ona bakar, saçlarını düzeltir, ceketlerinin omuzlarını silker öyle çıkarlarmış. Bu yüzden ayna kendini hiç yalnız hissetmezmiş. Baba, anne, çocuklar giderken hep ona bakarlarmış. Ayna herkesin her yaptığını taklit ettiğinden bir baba olur, bir anne olur, bir kız çocuğu, bir erkek çocuğu olurmuş. Bazen misafirler gelir, o zaman da ayna misafir oluverirmiş.

Bir gün kız çocuğu oyun oynarken aynanın karşısına gelivermiş. Oyununu bırakıp ona dil çıkarmış, saçlarını dağıtıp onu korkutmaya çalışmış, ağzını açarak ona doğru kükremiş. Erkek çocuk bu sırada top oynuyormuş.

-Bak nasıl korkuttum aynayı!
demiş kız çocuk, topu sektirmeye çalışan erkek çocuğa.

-Saçmalama, ayna o! Sen ne yaparsan onu yapar, bir şey bildiği yok

demiş. İşte ayna o zaman kırılmış; çocuğun topu ona atması bahaneymiş.

-Ay, annem çok kızacak!

demiş kız çocuğu, kırılan aynaya bakarak.

-O da bizi taklit etmeseydi

deyip oyununa dönmüş erkek çocuğu, kız da peşinden… Aynanın kalbi parça parça olmuş. Üzgün, düşünmeye başlamış:

-Ben onları taklit mi ediyorum gerçekten? Ama onların yaptıkları şeyleri yaparsam beni severler sanmıştım. Ben şimdi ne yaparım, nasıl bulurum kendi yüzümü? Artık anneyle baba da bakmazlar bana.

Ayna durduğu yerde aklında onlarca yüzle kalıvermiş. Saçını düzelten anneyi,  dişine bakan babayı, kabanını giyen misafirleri düşünmüş. Kendine hepsinden bir parça seçip yüzünü oluşturmaya çalışmış:  Annenin saçı, babanın dişleri, misafirin gülümseye dudakları… Ama bir türlü olmamış:

mirror-2-1680-Bu ben değilim ki, başkalarının parçaları…

demiş. Sonunda yüzüne vuran güneş ışığı ile aydınlanmış: Arkasına bakmaya karar vermiş; öyle ya dışı hep başkalarını gösteriyorsa, arkası da içini gösterecekmiş elbette. Ayna içine dönüp bakmış ki kapkara.

-Aaa! demiş, içim ne kadar da çok sıkkınmış; kapkara!

Sonra biraz durup düşünmüş:

-Neden siyah için böyle kötü şeyler düşünür insanlar? Bundan böyle kendimi bulacak, siyaha kötü diyene mutlu karanlığımla gülümseyeceğim.

Böylece ayna ömrü boyunca hep düşünmüş, derinleşmiş. Bazen ‘keşke ben de diğer aynalar gibi hiç düşünmeyip hep karşımdakileri göstersem de onlar güldüğünde ben de gülsem’ demiş ama aslında mutsuz olduğunda bile mutluymuş.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: