Barış İçin Müzik’in Mimarı Mehmet Selim Baki

Bazı oluşumlar radarıma girer ve ben onları adım adım izlerim. Bazen kendime saklarım, ki gazeteci olduğum için saklamam lazım, bazen de büyük bir iştah ve keyifle anlatırım çevreme. Söz uçar yazı kalır derler ya, anlatmaktan ziyade yazmak her zaman daha etkili olur. Çok uzun zamandır Barış İçin Müzik Vakfı hakkında yazmak istiyordum. Neden Barış İçin Müzik Vakfı bu kadar ilgimi çekti? Tek bir yanıtı var: Kısıtlı ekonomik koşullara sahip istekli  çocukları  çok sesli müzikle tanıştırması bir enstrüman çalmayı öğretmesi, dünyanın en önemli festivallerine katılan korolar ve orkestralar sistemi oluşturması ve en önemlisi bunları karşılıksız yapmasıydı. Kısa bir özet ama büyük ve ulvi bir vizyon. Çünkü bir sanat dalıyla uğraşan çocuklar geleceğin yetişkinleri olarak bizi, üst liglere taşıyacaklar spor, bilim ve teknoloji eşliğinde.

Anne babalar için hazırladığım “Bilgiye ulaşmanın en eğlenceli yolu: Sanatı Sevdirmek” konulu sunumda Barış İçin Müzik’ten söz ettiğimde sunumun en ilgi çeken bölümü olmuştu. Vakfı anlatmıştım ama ben kurucusu Mimar Mehmet Selim Baki’yi merak ediyordum. Neden böyle bir vakıf kurmuştu acaba? Bu sorunun cevabını aslında Behiç Ak Barış İçin Müzik Vakfı’nın sitesindeki tanıtım yazısında veriyordu: “2005 yılında bir mimar, Mehmet Selim Baki, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin unutulan 27. Maddesinin önemini hatırlatmayı görev edindi. Bu madde, temel insan haklarından birini vurguluyordu: ‘Herkes, toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahiptir.’ Bu temel ilke, ne yazık ki, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de göz ardı edilmişti. Mehmet Selim Baki, kendi ilgi alanından, müzikten yola çıkarak, ‘müzik eğitimi’ konusunda küçük bir adım atabileceğini hayal etti. Çevreden herhangi bir maddi yardım beklemeden, sponsor arayışına girişmeden, kendi sınırlı bütçesiyle hemen çalışmalara başladı. Müzik eğitimi alma olanağı bulamayan çocuklara ulaşılmalıydı. Olanaklarının tümünü bu amaca vakfetti.”  Toplum için özellikle çocuklar için bir şeyler yapabilmeyi hep isteyen Mehmet Selim Baki’nin Barış İçin Müzik Vakfı’nı kurmasının nedenlerinden bir de genleriydi: “Babamın büyük dedemizle ilgili anlattıkları beni çok etkilerdi. Kendisi Saray Bandosu’nun şef ve hocalarındanmış. Emekli olunca Nevşehir’de, emeklilik parasıyla enstrümanlar satın alıp çocuk ve gençlerle bir bando kurmuş. Babam geceleri, özellikle mehtaplı yaz gecelerinde damlardan (düz toprak çatılar) korno, trompet, trombon sesleri geldiğini anlatırdı. Sanıyorum bunlardan çok etkilendim. Hep sanki kendim yaşamış gibi hissederdim.” Barış İçin Müzik Vakfı’nın 16. yılında kendisiyle kısa bir söyleşi yaparak tüm eksik parçaları tamamladım.

Behiç Ak’ın yazsısından son bir not: “Müzik eğitiminin yaygınlaşmasının evrensel barışa katkısı yadsınamazdı. Savaşlardan en çok etkilenen kesimin de çocuklar olduğu düşünülürse, bu girişimin ismi “BARIŞ İÇİN MÜZİK” olmalıydı.”

Küçüklüğünüzde müzikle ilginiz nasıldı?

Müziğe çocukluğumdan beri hep ilgi duydum. Fakat müzikle tek ilişkimiz radyo ile oldu. Babam bağlama çalar, türkü söylerdi, ama sanatçı bir aileden gelmesine, kendisinin de resim öğretmeni ve ressam olmasına rağmen çoksesli evrensel müzikle ilgilendiğini pek hatırlamıyorum. Zaten teknik olarak radyo dışında bir olanağımız yoktu. Sanıyorum ilkokul ikinci sınıftayken okuldaki mandolin kursuna gittim. Fakat çok sıkıldığım için kısa süre sonra ayrıldım. Sonra kendi kendime istediğim şarkıyı tek sesli çalabildiğimi fark ettim. Bir de bardak ve şişeleri, içlerine koyduğum su miktarlarıyla akort edip çalardım. Lisede de ucuz bir gitar aldım, ama yine hiç müzik dersi alma imkânım olmadığı için pek ilerleyemedim. Aslında gitar çalmaya hala ara ara devam ediyorum. Bir de birkaç arkadaşımla bazen birlikte müzik yapmaya çalışıyoruz.

Daha sonraki yaşamınızda müziğin yeri ne oldu?

Müzikle olan ilişkimde, eğitim için Berlin’e gidince bazı değişiklikler oldu. İlk defa küçük bir müzik seti aldım ve yavaş yavaş plaklar edinmeye başladım.  Berlin Filarmoni’ye ara sıra gitme fırsatım oldu. Orada klasik müzik, caz vb. konserler izledim. Örneğin ilk kez Herbert von Karajan’ın yönettiği konseri izlediğimde çok heyecanlanmıştım. Ayrıca Berlin’de çok güzel müzik lokalleri vardı, imkânım oldukça müzik dinlemeye o lokallere giderdim. İsimleri aklımda Folkpup,Go-in, Steve Club ve birkaç caz lokali. Mümkünsü her perşembe akşamı gitmeye çalışırdım. O dönemde, Berlin’de güzel bir gitar satın aldım. Hala duruyor. Okul arkadaşlarımızla kurduğumuz birkaç orkestra oldu. Onlar iyi müzisyendi, ben de aralarında kaynıyordum ama çok severek müzik yapardık.

Çıktığınız bu yolda yorulduğunuz oldu mu? Sizi ne motive etti?

Doğal olarak epeyce yorulduk, ama bunlar çok tatlı yorgunluklar. Sıkıntılar da yaşadık ama sıkıntılarla hiç zaman kaybetmemek lazım. Çocukların, gençlerin ve ailelerinin gözlerindeki pırıltı ve sevinç bizim için hep en büyük motivasyon oldu.

15.yılın sonunda hisleriniz neler?

15 yıl sonunda çok güzel duygular içindeyiz. Sadece bu sistemin ülkenin çok fazla yerine yayılmasını isterdik. Ama o günler muhakkak gelecek, bu hayal bizden sonra da devam edecek.

Barış İçin Müzik Vakfı’nın en büyük başarısı sizce nedir?

Barış için Müzik Vakfı’nın en büyük başarısı, hiçbir sınav, yetenek testi vs. olmadan, hayatlarında belki ellerine hiç enstrüman almamış çocuk ve gençlerin İstanbul, Selanik, Atina, Viyana, Salzburg, Leipzig, Milano, Birmingham gibi kentlerde çok önemli konser salonlarında çalacak düzeyde müzik yapabilir hale gelmesi oldu galiba.

Pandemi çalışmalarınızı nasıl etkiledi?

Pandemi doğal olarak zorlukları da beraberinde getirdi. Fakat bu dönemde de müzik devam etti. Zorluklar bizi yeni yöntemler geliştirmeye yönlendirdi. Mümkün olduğunca, “çocukların iyi olma halleri” üzerine odaklandık. Bugünün ve yarının koşullarına uygun karma (online-yüz yüze) bir eğitim ve performans yöntemini kurgulamaya çalıştık.  Teknolojinin imkanlarını vakıf programları içinde uygulamaya çalıştık. Birlikte pek çok şey öğrendik, yeni şeyler denedik ve denemeye devam ediyoruz. Bu dönemde öğrendiklerimizin sistemin tüm ülkeye yayılabilmesi hayallinin kapılarını açacağını umuyorum.

Kutu: 8 adımda Barış İçin Müzik Vakfı

  • Barış İçin Müzik Vakfı, müzik tutkunu mimar Mehmet Selim Baki’nin hayallerinin peşinden giderek ve tamamen kişisel imkânlarını seferber etmesiyle, 16 yıl önce Fatih-Edirnekapı’da kuruldu. Tüm çocukların sanatsal yaşama katılım hakkı olduğuna ve bu hakkın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine inanarak hayata geçirilen Barış İçin Müzik, kısıtlı sosyo-ekonomik şartlarda yaşayan çocuk ve gençlere karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlıyor.
  • Vakıf, her yıl daha fazla çocuğa ulaşabilmek hedefiyle yaptığı çalışmalar kapsamında Edirnekapı dışında, İstanbul Adalar’da Adalar Gelişim Derneği, Bursa-Nilüfer’de Uludağ Rotary Kulübü ve İzmir-Bornova’da Cevdet İnci Eğitim Vakfı işbirliğinde benzer modellerin oluşmasına ilham verdi, destek oldu ve olmaya devam ediyor.
  • Barış İçin Müzik, şimdiye kadar 2000 enstrümanı 7000‘den fazla çocukla buluşturdu.
  • Her yıl, Eylül ayının ilk haftası içinde web sitesi (barisicinmuzik.orgbilgi@barisicinmuzik.org) ve okullar üzerinden aldığı başvuruları bu doğrultuda değerlendiriyor.
  • Vakıf bünyesinde çalgı yapımı ve bakımı için kurulan lüthier atölyesi, önemli bir meslek alanında gençlerin farkındalığını arttırdı.
  • Bu donanımlarla çok sesli evrensel müzik çalışmaları yapan Barış İçin Müzik Edirnekapı Orkestraları ve Koroları bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında pek çok etkinliğe davet edilerek önemli sahnelerde performanslar sergiledi.
  • Fırsat eşitliğine sahip olmayan bu çocuklar, müzik sayesinde Atina’da, Salzburg’da, Leipzig’de, Londra’da kamplara katıldı, Avrupa’nın prestijli salonlarında alkışlandı. Barış İçin Müzik Vakfı, 16 yıldır, bağışçı desteklerinin katkılarıyla, her yıl daha fazla çocuğa ulaşıyor.
  • Bu yıl 200 çocuğun ücretsiz yararlanacağını, büyük kısmı dijital olarak gerçekleşecek eğitim programı kapsamında “Enstrüman ve Koro Dersleri”, “Beden Perküsyonu Dersleri”, “Müzik Kültürü Dersleri”, “Sosyal Atölyeler” ve “Ustalık Sınıfları”

Ajandanıza kaydedin: 5-6-7 Mart’ta çevrimiçi gerçekleştirilecek WOW- Dünya Kadınlar Festivali’nde Barış İçin Müzik öğrencilerinin performansı yer alıyor.  WOW Vakfı ortaklığında, Sabancı Vakfı ve British Council işbirliği ile 5-6-7 Mart tarihlerinde çevrimiçi düzenlenecek WOW- Dünya Kadınlar Festivali İstanbul’un program detayları açıklandı. Paneller, söyleşiler, atölyeler, müzik ve dans performanslarından oluşan festival “Şehirde Kadın Olmak” temasını ele alıyor. Ayrıntılı bilgi için: wowistanbul.org Festivalin konser bölümünde Barış İçin Müzik öğrencilerinin performansının çekimleri Tekfur Sarayı’nda Şubat ayında Pozitif Müzik organizasyonunda gerçekleştirildi.

Ayşe Dural


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikMSA BOX’la Kendi Mutfağının Şefi Ol
Sonraki İçerikToplumun Önünde Giden Bir İsim: Arzu Özev ve Kitabı Zehirli Masallar
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.