Çalışanlar için Meditasyon

İster kurumsal bir şirkette çalışalım ister kendi şirketimiz olsun, eğer en az haftanın beş günü, sabah işe gidip akşam eve dönüyorsak, iş yerinde yaşanan stresli ortama maruz kalıyoruz demektir. Maalesef çok azımız hayallerini süsleyen bir işte rekabetten ve stresten uzak çalışıyor. Kapitalist bir sistem genellikle ‘serbest rekabeti’ sistemin kalbine koyar. Oysa rekabet kalbimizi yorar. Rekabet şirketler arasında başlar, çalışanlar arasında devam eder. Rekabetten doğan karşılaştırma, durmadan artan hedefler, gelecek ile ilgili belirsizlik yaratırken, kendimizde büyük bir baskı hissederiz.

Bu karşılaştırmanın kökeninde ise zihin vardır. Her şeyin yolunda gittiği günlerde bile kendimizi başkaları ile kıyaslamaya başlarız. Kimseyi bulamazsak, eski işimizle, geçen seneki maaşımızla ve hala elde edemediğimiz pozisyonla kıyaslarız kendimizi… Zihin ya geçmiştedir ya da gelecekte geçmişe takılırsa depresyona doğru, gelecek takılırsa endişeye doğru sürükler bizi.

Zihinde Yaşamak

Bu şekilde zihinde yaşamaya devam edersek ne olur?

  • İç çelişkiler bizi yemeye başlar. Lakin zihin tek bir merkezden oluşmaz; birbiri ile çelişen birçok düşünce bizi bitirmeye başlar. Sevdiğiniz iş arkadaşınız, müşteriniz veya iş ortağınızı sırf yükselmek için etik olmayan bir davranışla yalnız bırakmakla ilgili bir çatışma…
  • Sağlımızı kaybetmeye başlarız. Zihindeki düşünceler beynimizi devamlı yüksek frekansa taşır. Bu da savaş veya kaç durumundaymışız gibi enerjimizin bağışıklık sistemine gitmesini engeller. Bir süre sonra hastalıklar ortaya çıkmaya başlar.
  • Psikolojik rahatsızlıklar da yaygın bir şekilde bizi ele geçirebilir. Depresyon veya endişe en fazla görünen iki durumdur.
  • Öfke, sıkıntı gibi daha az zararlı gibi görünen durumlar artık kişiliğimiz bir parçası haline gelir. Yaratıcılığımız düşerken, herkesi kendimize düşmanmış gibi görmeye başlarız.
  • Hayatın anlamsızlığını düşünmeye başlarız. Sanki tüm çaba anlamsızlaşır. Neden yaşadığımızı, neden çalıştığımızı ve neye dönüştüğümüzü sorgulamaya başlarız.

Bu son aşama önemlidir. Sorgulamayan biri kurbağanın ısıtıldığı tenceredeki gibi hiç bir şeyin farkına varmaz. Artık buramıza geldiğiyse, mevcut durum anlamak için yapılacak ilk adım sorgulamaktır. 

Neden Meditasyon?

Yeteri kadar sorgularsak, tüm sıkıntılarımızın kökeninde zihni buluruz. Bilinçaltı ve kolektif bilinçaltımız neredeyse tüm düşünce yapımızı etkilemektedir. Düşüncelerden özgürleşmek tek ve kalıcı çözümdür. Meditasyon, düşüncelerden bağımsızlaşmak demektir. Çeşitli tekniklerle yapılan meditasyonlar, yapılan bir şey olmaktan çıkıp sadece olan bir hale geldiğinde gerçek anlamda düşüncelerden bağımsız bir öze kavuşuruz. Dingin bir zihin artık bizim kontrolümüzdedir. Buna ister ruh, ister öz-benlik, ister bilinç diyelim, artık sürücü koltuğunda geçmişten ve çocukluğumuzdan getirdiğimiz duygu ve düşünce kalıplar yoktur.

Bizim gibi bireyselliğin ön plana çıktığı toplumlarda, kişilerin sadece oturarak meditasyona girmesi başlarda zor olabilir. Belki annelerimizin stres altında yaptığı gibi evle meşgul olmak gibi hareketli meditasyonlar bizler için daha uygundur. Meditatif hal günlük hayatımızın tümüne yayılmadan önce bu tip hareketli meditasyonlar zihnin gözlenmesi ve zihnin sakinleşmesi ile bire birdir. Özellikle dans meditasyonu hem bedende taşıdığımız strese bağlı yüklerin atılmasında hem de düşüncelerden özgürleşmede kullanılabilecek harika bir araçtır. 

Çabayı Bırakmak

İşte tam bu noktada kurnaz zihnimiz devreye girip bizi ruhsal araç gereçlerle ve yeni hedeflerle aldatabilir. Onun için yeni hedefler, yeni amaçlar vardır. “En iyi meditasyonu ben yaparım, en iyi dansı ben yaparım. Oğlum ben doğuştan yetenekliyim. Ninem de şifacıymış.” demeye başlayan bir zihinle karşılaşırsak tüm hedefleri bir kenara koyup yeniden başlamak gerekir.

Amaç, hedef her zaman zihin kökenlidir. Pratikleri yaptıkça, ne olmadığımız hakkında daha fazla iç görüler elde etmeye başlarız. Bunun yanında birçok fayda yanında gelir:

  • Meraklı olma düzeyimiz artar. Hiçbir şeyin kişisel olmadığını fark ettikçe, önyargılardan kurtulur ve tarafsız bir çocuk gibi merakla hareket ederiz.
  • İç huzur önemli bir şekilde artar. Biliriz ki başımıza olayların ötesinde birçok farklı sebepler yatar. Her duygu doksan saniye içinde gücünü kaybeder ve içimizde değişmeyen kalıcı bir huzurlu özümüz vardır.
  • Yaratıcılık ve açıklık, içsel birer parçamız haline gelir. Dingin bir zihinle iç-sesimizi duymaya başlarız, yaratıcılığımız artar ve diğer görüşlere açık hale geliriz.
  • Hayatın anlamı artık bir muamma olmaktan çıkar. Ya yaptığımız işten zevk almaya başlarız ya da sevdiğimiz işler, insanlar bizi bulmaya başlar.
  • Sağlığımız hem bedensel hem de ruhsal olarak iyileşme gösterir. Kabul görmemiz, bütünün bir parçası olmamız bizi daha sevgi ve güvene dayalı ilişkilere sürükler. Dolayısıyla bağışıklık sistemimiz güçlenir.
  • Takım oyununa yatkınlığımız bizi daha başarılı kılar ve iş arkadaşlarımıza ve girdiğimiz ortama bağlılığımız kuvvetlenir.

Meditasyona başlamanın önünde tek bir engel kaldı; o da adım atmak. Sonrasında içtenlikle ve sabırla devam edersek işimiz kolay…

Deniz Öztaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikTribünlerin Sevil Annesi- II
Sonraki İçerikKendime Yolculuk: Bir GERÇEK, Bir DÜŞ, Bir MASAL
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.