Bir Dans, Bir Kişilik Analizi: Tango

Tangoyu bir dans olarak biliriz hepimiz. Aşağıda tango aşığı bir doktorun, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Işık Akgöl’ün tangodan yola çıkarak yaptığı kişilik analizini okuyacaksınız. Ve tangoya bakış açınız değişecek. 

Arjantin’in dünyaya armağan ettiği Tango, ilk olarak Buenos Aires alt kültürünün dansı olarak başlamış. Yıllarca bu nedenle kendi ülkesinde hor görülüp, Paris’te baştacı edildikten sonra Arjantin’de itibar görebilmiş.

Dans “leader” (erkek) ve “follower” (kadın) rolleri ile yapılıyor. Kadın dans süresince geri yürürken, koreografiyi müzik ve pistin akışına göre erkek kurguluyor. Kadın ise kurgulanan dansı hemen kavrayıp zarifçe karşılık vermeyi üstleniyor. Hızlı ama acele olmayan, hınzırca ama düşmanca olmayan bir soru-cevap şeklinde akıyor dans. Dışarıdan izleyenler çok durgun bir dans görebilirken, içeride fırtınalar kopuyor olabiliyor.

Tango dışarıya veya izleyiciye yapılan değil, partnere yapılan bir dans. Bir ustanın söylediği gibi tangoda kişiler üç şeyle dans eder: Partner, müzik ve zemin. Müzik dans eden için öylesine önemlidir ki her dansçı dans ettiği şarkıyı kendi şarkısı haline getirir. Aynı şarkıyı, aynı partner ile her seferinde aynı şekilde yapmaz, yapamaz.

Üç farklı tutuş ile dans edilen tangoda iletişim beden, nefes ve tutuş ile sağlanıyor. Böylece erkek planladığı koreografinin niyetini kadına hissettirebilmeli, kadının anlayabilmesi için kendini iyi ifade edebilmeli. Anlaşılamama durumunda sorunun kadının anlamaması değil, kendisinin iyi anlatamaması şeklinde yorumlaması gerekiyor. Kadına düşen ise erkeğin ne ifade ettiğini hemen kavrayıp, hassasiyetle yorumlaması ve erkeğin bedenine sanki kendi bacakları takılıymış gibi ustaca adımlar atması. Bu sırada ayaklarıyla dansı dekore etmesi ve süslemesi  işin en hoş tarafı oluyor. Kadın ustalaştıkça kendi niyetini belli ederek erkekten dansın kurgusunu bu şevke göre yapmasını istiyor. Ustalaşan erkek bu çok hızlı zihinsel, ruhsal ve bedensel alışverişi yerine getirebildiğinde tangonun nirvanası ortaya çıkıyor. Son zamanlarda kadın için “follower” yerine “allower” denmeye başladı.

Erkek dört şarkı süren bir “tanda” boyunca geri yürüyen, çoğu zaman gözü kapalı dans eden kadının pistteki emniyeti ve iyi vakit geçirmesinden sorumlu. Arjantin’de çok kalabalık pistlerde çarpışmadan, itişmeden, bir balık sürüsünün aynı anda dalgalanan ahengini görebilirsiniz. Tangoda partnere gösterilen özen kadar pistteki diğer çiftlere de özen göstermek gerekiyor. Bu nedenle Geleneksel Arjantin Tango; şov yapmadan, kendisi küçük duygusu büyük hareketler ile dans ediliyor. İleri yaşlarında bu güzel ve ilkeli dansı yapabilen çiftler yıllarca pistlerde kalabiliyor ve izleyenlere ilham veriyor.

İstanbul dünyanın önemli tango merkezlerinden biri. Her yıl birkaç uluslararası festival düzenleniyor ve dünyanın her tarafından gelen tangocuları ağırlıyor. Yurt dışında dans ederken Türk olduğumuzu duyan yabancılar İstanbul’dan itibarlı bir tango merkezi olarak söz ediyorlar. Haftanın her günü “Milonga” adı verilen, en az iki tango dans gecesi İstanbul gece hayatını süslüyor.

Bedensel ciddi bir disiplin ve kondisyon geliştiren tango, üst düzey konsantrasyon ile zihnimizi, müziğe tutku ile eşlik eden ve partner ile uyumu yakalayan ruhumuzu besliyor. Ben Tango’ya iskambil oyunlarının Briç’i diyorum. İkili iletişim için bir test sürüşü, terapi alanı olması nedeniyle gelecekte yeni açılımlara gebe olduğunu da biliyorum.

www.serotonin.com.tr


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikAyna: Kendini Tanımanın Yolu
Sonraki İçerik( melek )
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.