Ayna: Kendini Tanımanın Yolu

Yaşam da bir sanattır. Bu sanatı çocuklara öğretmenin en iyi yolu da tiyatroyu çok küçük yaşlardan hayatlarına katmak. 

Çocukluğunuzu bir düşünün. Hiçbir şey bilmeden geldiğiniz bu dünyada ne çok şey öğrenmek zorunda kaldınız. Öğrenmek hiç bitmediği gibi hep yepyeni kapıları açtı önünüzde. Tam bilmediğim bir şey kalmadı dediğiniz bir anda, bir de baktınız bildikleriniz okyanusta bir su damlasıymış.

Hayata dokunan, sokaklarda çocuk oyunları oynayan, ilk kitabı Çocuk Kalbi olan çocuklar yetişmiyor artık. Artık her istediklerini istedikleri zaman bulabilecekleri bilgisayarları var ellerinin altında. Oyunları da o, arkadaşları da.

Hem çok şanslılar, hem de çok şanssız.

Pekiyi biz nerede, neyi eksik yapıyoruz? Çocuklarımız bu uçsuz bucaksız okyanusta nasıl güvenle yol alacaklar? Nasıl öğrenecekler bu kocaman dünyayı?

Hemen söyleyeyim: Tiyatro ile.

Tiyatro; insanı, insana, insanla anlatma sanatıysa eğer bu minik varlıklara dünyayı öğrenebilmeleri için daha büyük bir araç sunulabileceğini sanmıyorum ben.

Aslında her bebek, her çocuk doğuştan oyuncudur. Oyunlar kurarlar, kendilerine karakterler yaratırlar. Kimi tren sesi çıkararak makinist olur, kimi ise en sevdiği masalın prensesi. Ama hep yaratırlar. Söyler misiniz hanginiz beş yaşındaki bir çocuğun yaratıcılığı ile yarışabilirsiniz?

Çocukların yetişme çağında mutlaka bir sanatla ilgilenmeleri gerektiğine inanırım. Ruhunu besler sanat, hayata başka açılardan da bakılabileceğini gösterir. Hele tiyatro.

Yapılan birçok araştırmada küçük yaşlardan itibaren tiyatro alışkanlığı ve bilgisi edinen bireylerin empati kurma ve analiz etme yeteneklerinin daha gelişmiş olduğu, estetik anlamda algılarının daha da açık olduğu ortaya çıktı.

Özellikle drama eğitiminin çocukların sosyal ve ruhsal gelişimine neler kattığını gözlerimle görebiliyorum. İnsanlarla iletişim kurma konusunda ciddi sıkıntıları olan bir ilköğretim öğrencisinin okul gösterisinde sunuculuk görevini üstlenebilmesi azımsanacak bir katkı olmasa gerek.

Evet zaman zor. Maddi olanakları kısıtlı, tiyatroyu lüks bulan önemli bir kesim var. Ama inanın -özellikle ödenekli tiyatrolar- öyle küçük bilet fiyatlarına oynuyorlar ki. Bir paket sigara parası ile çocuğunuzu bir oyuna götürebilirsiniz mesela.

Unutmayın; çocuklarımızın önünde upuzun bir yol var ve biz, belki de her yol ayrımında, her tümsekte yanlarında olamayacağız. Onların haritalara, fenerlere, heybelerinde bilgilere ihtiyaçları var.

Hayatlarını bir “Yaşama Sanatı”  haline getirebilmeleri için…


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: