Sigmund Freud: Uygarlığın Huzursuzluğu

“İnsan ilişkilerinden kaynaklanabilecek ıstıraba karşı en kolay savunma, başkalarından uzak durmayı sağlayan gönüllü inzivadır.”

Sigmund Freud psikanaliz kuramının kurucusudur. Uygarlığın Huzursuzluğu adlı kitabı Zeynep Ünalan tarafından Türkçeye çevrilmiştir.  Yazarın hayatında babasının ölümü dönüm noktası olmuştur. Bundan sonraSigmund Freud benliğini çözümlemeye başlamıştır. Nitekim yukarıdaki alıntı da bu çözümlemenin ipuçlarıdır kanımca. Bu da Uygarlığın Huzursuzluğu dahil pek çok kitabın yazılmasıyla sonuçlanır. Freud’un çalışmaları, yirminci yüzyılın psikoloji, felsefe ve edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştır.

Kendi Benlik Çözümlememiz

Aslında bu kitabı okumaya başlamamım sebebi psikolojiye olan merakım. Özel bir üniversiteden aldığım psikoloji eğitimi beni bu konuda ayrıntı içeren spesifik kitaplara yöneltti. Tabii bu konuda şunu da söylemeliyim ki yaşama dair bazı sıkıntılar insanı bazen böyle yönlendiriyor. Eğer bu yönlenme fark edilirse bizi de benliğimizle çalışmaya itebilir. Freud baş tarafta yer alan cümlede insan ilişkilerinden kaynaklanan ıstıraplardan bahseder. Hepimiz çoğu zaman insan oluşumuzdan kaynaklı farkında olalım olmayalım, bu sorunları yaşarız.

İşte böyle zamanlarda yani fark ettiğimizde Freud’un dediği gibi bizim de inzivaya ihtiyacımız olabilir. Çünkü yalnız kalma ihtiyacı da genetiğimizde kodlanmıştır muhtemelen. Ancak burada önemli olan bu inzivanın nasıl değerlendirildiğidir. Belki de başta yalnız kaldığımızda kendimizi suçlayacağız. Sonrasında sıkıntıyı sindirmek bize benliğimiz ile ilgili başka kapılar açabilir. Bu yolla ulaşılabilecek mutluluk ise Freud’un dediği gibi sükunetin verdiği mutluluktur.

“Dış dünyanın dehşetiyle karşı karşıya kalan insan, çözüme tek başına ulaşmak istiyorsa ancak ondan uzak durarak kendini koruyabilir. Bundan daha iyi bir yol vardır ki o da insan toplumunun   parçası olmaktır. Böylece bilimin rehberlik ettiği tekniklerle doğaya karşı konularak onun insanlığın iradesine hizmet etmesi sağlanır. Bu sayede topluluğun iyiliği için toplulukla iş birliği yapılır. Fakat ıstırabı önlemenin en ilginç yöntemleri, kendi varlığımıza yönelenlerdir.”

Freud bu bölümde insan ilişkilerine bağlı olarak gelişen ıstırabın geçirilmesine dair yöntemlerden bahseder. Bunlardan biri de kimyasal ilaçlardır. Buna dair yaptığı açıklamalarda aslında bu kimyasal ilaçların kullanımına bağlı sorunları ele alır.Ayrıca Doğu’ya has dünyevi bilgeliklerde kullanılanyoga gibi yöntemleri belirtir.Fakat ilaç kullanılan durumlarda ve bu bilgelik yöntemlerindeki farklılıklar bizim hedeflerimize bağlıdır.  Yazar kitabın genelinde bu ıstırap ve buna karşı geliştirdiği tezleri anlatır.

Freud’un Mutluluk arayışı 

“Herkesin yararlanabileceği tek bir kural yoktur: İnsanlar, kendi kurtuluşlarının yolunu kendi bulmalıdır. Bireyin tercihini etkileyecek çok çeşitli etkenler bulunur. Önemli olan, dış dünyadan beklediği gerçek tatminin miktarı, ondan azade olabilmek için ne kadar ileri gitmeyi göze alabileceği ve nihayet, dünyayı kendi isteklerine göre şekillendirmeye ne kadar hevesli olduğudur. “

Yukarıdaki bölümde ve kitabın birçok yerinde Freud şunu vurgulamaktadır: İnsan ilişkilerinden kaynaklanan ıstırap ve bir kurtuluşun mümkün olup olmadığı…

“Mutluluk arayışının hiçbir yere varmadığını gören insan, ileriki yıllarda kendini sürekli uyuşturarak ya da psikoz durumunda görülebildiği gibi çaresizce asiliğe sığınarak teselli bulabilir.”

Burada olduğu gibi Freud mutluluk arayışına değinirken uygarlığın huzursuzluğu kavramını kullanır çoğu yerde. Burada mutluluk için tek bir yöntemin olmadığını söyler. Ve bu arayışın uygarlık tarihi kadar eski olmasından bahseder.  Dahası bu yaklaşımı kullanırken aslında bu arayışın çaresizce gerçekleştiğini anlatır.

Burada uygarlığın bu huzursuzluğunu anlatırken yıkım içgüdüsünü ve yaşam içgüdüsünü gündeme getirir. İkisinin toplamına yaşam adını verir. Ve burada iç içe geçmiş yıkım içgüdüsü ile yaşam içgüdüsünün yarattığı huzursuzluk uygarlık toplamıyla ilgilidir.

Kitaba Son Bakış

“Kanımca insanlığın kaderini belirleyecek soru, kültürel gelişimleri sayesinde topluluk olarak yaşamanın saldırganlık güdüsü ve öz yıkımdan kaynaklanan sorunların üstesinden gelip gelemeyeceği ve bunu ne ölçüde başarabileceğidir. Bu açıdan bakıldığında içinde bulunduğumuz zaman dilimi özel bir ilgiyi hak ediyor.”

Sonuç olarakFreud bu bölümde kendi çağının geldiği noktayı vurguluyor. Bu açıdan baktığımızda çağımızın geldiği noktada hâlâbu konuda sorunlar var. Toplu yaşamanın yarattığı sıkıntıların üstesinden gelmek zor. Sürekli insan ilişkileri canımızı acıtıyor.Buna rağmen ben burada yapılabilecek bir şeylerin olduğunu düşünüyorum. Freud’un mutluluk arayışının çaresizliğine karşı bir ümit beslediğimi söyleyebilirim. Çünkü insan isterse içindeki o saldırgan iç güdüyü yönetmeyi ve dönüştürmeyi başarabilir. Zaten burada amacım bu sorunların tamamen ortadan kalkacağı söylemek değildir. Baktığımız zaman mutluluk arayışı ve insan ilişkileri bizim benlik çözümlemelerimiz için yaratılan bir alandır. Bizim yapmamızgereken bu alan yaratıldığında onu iyi değerlendirip bir iyiye kanalize ederek dönüştürmek olacaktır. Belki bu şekilde uygarlığın huzursuzluğundan doğan ıstıraplar bireysel olarak dönüştürülebilir.  Ve bu yolculukta bir diğeride fayda sağlayabilir. Umut edelim ki atılan her adım bir tohum gibi yeşersin…

Yayınevi: Kapra yayıncılık           Sayfa sayısı: 88

Sigmund Freud (Psikanaliz kuramının kurucusu Sigmund Freud, 1856 yılında Moravya’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Tıp eğitimi aldı. 1896 yılında babasını kaybetti. Bu Sigmund Freud’u benliğini çözümlemeye yöneltti. 1900’de ünlü eseri Düşlerin Yorumu, 1910- 1920 yılları arasında Psikanaliz Üzerine, Totem ve Tabu ve Yas ve Melankoli yayımlandı. Bir yanılsamanın Geleceği 1927, Uygarlığın Huzursuzluğu ise 1930 yılında yayımlandı. 1939 yılında hayata veda ettiğinde Freud, ardında yıllar boyuna üzerinde düşünülüptartışılacak ve aşılması pek de kolay olmayacak büyük bir külliyata yayılmış eserler, düşünceler bırakmıştı.

Önceki İçerikRüyalar Gerçek Olsa
Sonraki İçerikŞikâyetten Çözüme: Fark Yaratan İnsanlar
Nurhayat Kayar
Nurhayat Kayar Eğitimci yazarım. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji öğretmenliği mezunuyum. 30 yıldır biyoloji öğretmeniyim. Aynı zamanda AÖF Yönetim Bilişim mezunuyum. Bunun yanında AÖF felsefe öğrencisiyim. Profesyonel koçluk eğitimleri aldım. Son dört senedir yazarım. Genesis ve Saklı Gerçekler (kişisel gelişim), Zamanı Uyandıran Saat (ortaokul roman), Varoluşun Sesi(yetişkin roman), Nefs Cevher (Deneme), Filozof Narval (ilkokul hikaye ) kitaplarım yayınlandı. Eğitim her yerde sitesinde Deliler Teknesi dergisinde yazarım. Yazarlık serüvenim Luna yayınevinde başladı. Daha sonra Aydın Şimşek yaratıcı yazarlık atölyesi ile Kanguru yayınevinde devam ettim yazarlığa. Halen çeşitli deneme, çocuk ve yetişkin kitapları yazmaya devam ediyorum. Geçtiğimiz yıl Gelişim Enstitüsü kurucusu, eğitmen, yazar Yasemin Sungur’dan Kitap ile Sohbet Liderliği eğitimi aldım. Martı Dergisinde yazılarım yayınlanmaya devam ediyor.