Bir Çocukluk Hayalinin Peşinde: “İstikbal, göklerdedir.”

En son el yazısı bir mektup aldığınızda neler hissettiniz? Peki, o mektupta ya bir çocuğun hayali yazıyor olsaydı neler hissederdiniz? Ya o hayal, bu ülke çocukları tarafından hiç gerçekleştirilememiş olsaydı, ne yapardınız?

Siz hiç çocuk oldunuz mu? Peki, hiç çocukken hayal kurduğunuz oldu mu? Hepinizin “Evet” dediğini duyuyorum. Peki ya hiç büyüyünce çocukluk hayaline yeniden “Merhaba” diyen oldu mu? “Evet” diyenlerin sayısı birden azaldı sanki… Soruyu bir adım daha öteye taşıyalım. Merhaba demekle kalmayıp o hayali gerçekleştirmek için harekete geçen oldu mu? Peki ya gerçekleştiren? Sayı iyice azaldı değil mi? Olsun, sorun değil, biz yine de devam edelim.

Bir çocukluk hayalinin peşinde istikbal göklerdedir

Diyelim ki, büyüdünüz, çocukluk hayalinize büyüdüğünüzde, ne bileyim, belki 40, belki 50, belki 60 yaşında yeniden merhaba dediniz. Ne olsun misal hayalimiz? Dünyayı dolaşmak? Araba almak? Evlenmek, bir yuva sahibi olmak? İyi bir doktor olmak? Birçok hayal sıralayabiliriz değil mi? Neyi sıraladığımız, inanın ki mühim değil. Yok, yanlış anlaşılmasın hepsi özel, hepsi değerli hayaller bunların. Ve tek bir gerçek var ortada: “SİZ O ÇOCUKLUK HAYALİNİZİ GERÇEK YAPAMASANIZ DAHİ, O HAYALİ BU ÜLKEDE GERÇEK YAPAN BİRİ, BİRİLERİ VAR DEĞİL Mİ?”

ilk teleskobum (1)

Peki, size onlarca yıldır bu ülke çocuklarının kurduğu ve gerçek olamadığı bir hayali söylememi ister misiniz? Zengininden fakirine, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine hiçbir yerde gerçek olamayan bir çocukluk hayali?

Siz hiç çocukken astronot olmanın hayalini kurdunuz mu? Cevabınız “Hayır” mı? Olsun siz yine de okumaya devam edin lütfen bu yazıyı. O hayali ben kurdum. Otuz sene önce… Üç yüz sene önce de bu hayali kuruyordu insanoğlu. Bir yerlerde gerçek oldu. Benim ülkemde olamadı. Bugün de hala gerçek olamıyor. Otuz sene sonra da gerçek olamamasını istemiyorum.

ilk teleskobum (2)

Tamam. Bireysel hayallerimizi bir kenara koyalım yavaşça şimdi… Sadece bu hayale odaklanalım. Bir çocuğun hayalini gerçek yapma fikri size ne hissettiriyor? Yaşadığınız her gün, yeni güne uyandığınız her sabah ya bir çocuğun bu hayali gerçek olursa bir gün diye düşünmek size neler hissettiriyor?

BEN okuyamadım, ÇOCUĞUM okusun.

BEN doktor olamadım, ÇOCUĞUM olsun.

BEN gezemedim, ÇOCUĞUM gezsin.

Peki, şu cümle nasıl?

BİZ astronot olamadık, ÇOCUKLARIMIZ olsun.

OLACAKLAR…

38 yaşındayım. Üç senedir çocukluk hayalimin peşindeyim. Evet, kelimenin tam anlamı ile taktım. Madem olmasını bu kadar istiyorum dedim, e bu yaştan sonra olamam (uzay turisti olarak gidebilirim belki ama işi gücü bıraktığımdan mütevellit artık bir maddi gelirim yok gidemem, gitmem de) o halde başka birilerinin hayalimi gerçekleştirmesi için bir şeyler yapmalıyım, bir ucundan tutmalıyım.

2010 Mart ayından bu yana ülkemin doğusundan batısına 81 ilde delikli boru (teleskop) dikmeye baş koydum. Dokuz ilde 12 delikli boru diktim. Ben madem oraya gidemedim, o bana gelsin diyerek ve bir teleskop alarak başladığım yolculuğum bugün beni hiç eğitimini almamış olsam da elleriyle teleskop üreten biri haline getirdi. O çocuklar erken yaşta evrenle tanışacak, astronomi belli bir kesimin hobisi olmayacak, tüm çocuklar faydalanacak ve bir gün biri o uzay mekiğini inşa edecek dedim.
EDECEK…

Senelerdir çeşitli e-postalar alıyorum öğretmenlerden. Okullarına teleskop istiyorlar. Şırnak’tan Edirne’ye değin. Bu noktada, aman okulların her şeyleri tam da bir teleskopları mı eksik kaldı diyenleri Tatuni gezegenine gönderiyoruz sevgi ile…

Bir haftadır ekmek parası için eski işimle ilgili olarak bir proje  için İstanbul’da çalıştım. Çalıştım, zira maddi durumlar söz konusu hepimizde olduğu gibi.

satellite-67718_960_720

Döndüğümde Balıkesir Manyas’tan bir köy okulundan yazılmış 57 adet el yazısı mektup vardı önümde. Hepsini ağlayarak okudum. ‘Ben yokluk içinde büyüdüm, çocuğum yokluk yaşamasın’ cümlesini kurarken içindeki sızının nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Evet, ben de gerçekten yokluk içinde büyüdüm. Üniversiteye giderken o gün yanımda mavi kartım dışında simit ve çay param varsa, kendimi şanslı hissederdim. Rahmetli babacığım da bana o cümleleri kurardı. ‘Kızım ben okuyamadım, sen oku…’ Çok şükür okuttu anacığım ve rahmetli babacığım beni. Ve bu mektupları okurken işte öyle sızladı içim benim…

Gelen mektupların birkaç örneğini paylaşıyorum. Hepsini buraya koyamadım sevgili küçük arkadaşlarım özür dilerim.

Aşağıda ismi geçen küçük arkadaşlarım, size söz veriyorum, sizi hayallerinize kavuşturacağım.
Ve Şevket Erdoğan öğretmenim tek cümlem var kurabileceğim; “İyi ki varsınız”. Ve lütfen olmaya devam edin.

Ve sen bu yazıyı okuyan sevgili okur, bir şeyler mi yapmak istedin? Yapabilirsin.

Bir yerde mi çalışıyorsun? Patronundan benim için randevu al, belki beraber bir sponsor bulabiliriz. Korkma, en fazla Uzaylı Zeki/Zekiye muamelesi görürsün, dert değil. Çantamda bu çocukların mektupları… Gelir görüşürüm.
Sen de sponsor olabilirsin. http://ilkteleskobum.org  İletişim formundan ulaşabilirsin istersen bize. Biz eşim ve 7 yaşındaki oğlumla o teleskobu üretmek için emeğimizi koymaya hazırız.

Paran yok, pulun yok değil mi? Ama bir zamanlar çocukluk hayalin vardı, eminim. Bu yazıyı Facebook / Twitter gibi sosyal ağlarda önüne gelen yerde paylaş. Birileri görsün. Ne bileyim istersen Seda Sayan’ı falan ara.

Bu yazıyı okuyup 100-150 liralık teleskoplardan alıp yollayayım madem diye mi düşündün? Sakın yapma. Bu çocukları ilimden bilimden soğutacak bir şey yapmaya bizi alet etme. Nedeninin cevabını burada bulabilirsin.

ilk teleskobum (4)

Başka seçenek aklıma gelmedi. Senin geldi ise paylaş lütfen.
Bu yazıyı okuyup iç geçirmekten başka yapacak bir şeyin yok mu? Sağlık olsun, canın sağ olsun.
Aşağıdaki o 57 adet mektubu yazan küçük arkadaşlarımın isimleri var. Umarım eksik yazmamışımdır.

Ahmet İnanç
Aleyna Gözetlik
Alperen Bayram
Bilge Baykal
Burcu Öğün
Busenur Yılmaz
Çağla Çelik
Damla Akın
Derya Karayılmaz
Eda Pamukçu
Elif Ergin
Emircan
Emrah Pamukçu
Emrah Türkhan
Evra Sidat
Eyüphan Filiz
Filiz Barotçu
Gizem Nur Yılmaz
Gülşah Sevimli
Havva Acar
İlayda Karan
Mehmet Başkan
Mehmet Tahsin Mutlu
Mert Can Karaman
Merve Özek
Mervenur Özdemir
Muharrem Özkan
Mücahit Bekdemir
Nazlı Kaplan
Nurdan Şahin
Nurhan Şahin
Onur Ceylan
Onur Küçükaslan
Rabia Ceylan
Rabia Sevimli
Sadettin Mirza
Sadettin Sevimli
Seda Sarıarslan
Sedanur Akyar
Sena Şen
Simge Övün
Sinem Tan
Şahsanem Baykal
Tolgahan
Tuğba Selçuk
Ümran Dağlı
Vesile Barı
Vildan Eser
Volkan Akbaş
Yaren Gündoğan
Yasin Ardıcı
Yasin Mutlu
Zarife Ardıcı
Zeyneğ Ögel
Zeynep Öz
Zeynep Tunç

Sevgili küçük arkadaşlarım ve Şevket öğretmenim. Hepinizi sevgimle kucaklıyorum. Orta vadede gerekli finansmanı sağlayıp size o teleskobu yapamazsam dahi bir gözlem etkinliği için köyünüze geleceğim. Hepinizi sevgi ve evrenin ışığı ile kucaklayacağım.

Sayın fabrikatör müdürüm diye başlayan mektuplar yazmışsınız. Ne yazık ki ben fabrikatör değilim. O kadar param yok. Hiç olmadı da… Ama bir fabrikatörün belki de para ile dahi sahip olamayacağı bir şeye sahibim. O da sizin mektuplarınız ve o mektuplarda yazan hayalleriniz.

Çoğu büyüğümüzün kavrayamadığı içinizdeki ilim, bilim sevgisi sakın solmasın. Hepiniz bir bilim insanısınız. Çevrenizde olan biteni merak ediyor, sorguluyor ve araştırıyorsunuz. Büyüyünce bunun ezilmesine sakın izin vermeyin.

Gökbiliminde ve teleskop yapımında sahip olmanız gereken en önemli özellik beklemeyi bilmek yani sabırdır. Güneşin batmasını bekleriz. Güneş batar. Satürn’ün doğmasını bekleriz. Doğar. Tam o an etrafı bulutlar kaplar. Bulutların dağılmasını bekleriz. Hava soğuktur. Üşürüz. Karnımız acıkır. Uykumuz gelir. Ama beklemeye devam ederiz. Bekleriz… Bekleriz… Bulutlar dağılır. Bir bakarız güneş doğmuş. Ertesi akşamı bekleriz. Lütfen izin verin ve beni de bekleyin.

Unutmayın, ben büyüdüm ama sizin hayaliniz hala benim de hayalim… Benim hayalim sizin hayallerinizin gerçek olması. Ve imkânlar elverdiği ölçüde peşini bırakmayacağım.

Görüşmek üzere.

Sevgi ve ışıkla.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: