Yolumu Döşüyorum

Bugün 27 Kasım 2012… Martı Dergisi’ne yazımı çoktan teslim etmiş olmam gerekirdi. Zaten Sevgili Yasemin (Sungur) tatlı tatlı uyarısını yaptı. Bilgisayarın köşesindeki saate bakıyorum 23.09’u gösteriyor. Bu temiz sayfayı açalı bir kaç dakika oldu. Bir sayfaya bakıyorum, bir saate. Dakikalar geçiyor. Parmaklarım klavyenin üzerinde. Neyi bekliyorlar bilmiyorum, tuşlara dokunmaya başlasalar, su gibi akıp gidecekler oysa.

Okuduğunuz bu sayıyla, tam on iki aydır sizlerle birlikteyim. Geçen sene ocak sayısında buluştuk ilk kez. Ben size Tesadüf kitapçığımdan bahsettim. Sonra, her ayı kovalamaya başladım. İçimde birikenleri bu satırlarda sizlerle paylaşmaktan epey hoşlandım. Söyleyecek sözüm varmış, Martı, özgürce kelimelerimi uçurmama yardım etti. Sözlerimi benden aldı, uzaklara taşıdı. Bana başka sesler getirdi. Sayesinde eteğimdeki taşları da döktüm, müjdeler de verdim.

Bana dair şeylerden bahsettim çoğunlukla. Yasemin benim köşemin adını “C Vitamini” koydu, serbest yazıyorum diye. Evet, ben başka bir şey yazamıyorum. En iyi bildiğim şey olan kendi duygularımı, düşüncelerimi paylaştım. Geçen bir yılda pek çok şey yaptım diye sevindim. Ufak ya da büyük fark etmez, her biri hayatın köşelerinde yerini aldı, izlerini bıraktı. Benden sonra, benden uzakta o izler kalacak, bana bağlı olmayacak. İlerde ya da uzakta, bir gün birileri internetten belki bir sözümü, belki çektiğim bir fotoğrafı bulacak, paylaşacak, büyütecek.

Ufak defterime yazdığım notları, hiç aklımda yokken Tesadüf ismiyle kitap olarak yayınladım. En çok sosyal sorumluluk projelerinde işe yaradı. Kendi küçük kitapçığım, boyundan büyük işler yaptı. Okullarda, derneklerde söyleşiler ve imza günleri gerçekleştirdi, sosyal faydasını büyüttü.

Seyahatlere çıktım. Fotoğraflar çektim. Bu fotoğraflar sandık bekleyen çeyiz gibi olmasın, bir işe yarasın diyerek fotoğraf sergisi hazırlığına başladım. 2013 yılının ilk aylarında müjdemi buradan tekrar okuyacaksınız.

İş hayatımda makas değiştirdim, buna aslında altı yıl önce başladım. Zihnimdeki yolun raylarını döşüyorum yavaş yavaş. İşimi severek yapmanın ötesinde, ben gerçekten sevdiğim işi yapıyorum, sevdiğim insanlarla çalışıyorum. Bugün bakınca belirsiz görünebilir. Oysa benim kafamda nereye gideceğime dair net bir resim var. Acele etmeden, hırsa kapılmadan, ileri yaşlardaki geleceğimiz için bir şeyler yapmaya uğraşıyorum. Hobilerimi, işime dönüştürme gayretim yavaş yavaş oluşuyor.

Fotoğraf çekmeyi neden bu kadar önemsiyorum? Bana ait bir emek, sadece benimle ilerleyen bir iş olduğu için. Kendi ellerimle yaptığım, ortaya çıkardığım somut bir şey olduğu için çok sıkı tutunuyorum fotoğrafa. Yelken ve sörf eğitimleriyle çok keyif aldığım hobilerimi yine geleceğe taşımaya çalışıyorum.

Hayat amacımı özetlersem şöyle diyebilirim: “Hayatta ilham alıyorsak, başkalarına ilham vermeliyiz. Bu zinciri canlı tutmalıyız.” Evet, benim kendilerinden ilham aldığım çok sevdiğim, çok değerli kişiler var. Hayatlarımda olmaları ve bana kattıkları inanın bir lütuf. Bu lütuf için sevinirken bir gün kendi kendime dedim ki, “Armağan, bu bencillik. Eğer sen birilerinden ilham alıyorsan, birilerine de ilham vermelisin. Bunun için daha çok paylaşmalısın. O zaman bu enerjiyi hareketli tutabilirsin. Yaptıklarına ufak ya da önemsiz deme. Paylaşmak için mükemmel olmayı bekleme. Elinden geleni paylaş. Seni gören başkaları aynı şeyi yapsın. Üretenler çoğalsın. Üretmek insanı güçlü kılar. Söz sahibi yapar, en önemlisi sözünün arkasında durmayı sağlar. Çünkü bir tutam alın teri ve emek kemikleri güçlendirir, insanı dik tutar.”

Saat 23.38 oldu. Bu yazı sizinle bir hasbihale dönüştü. Şimdi olduğu gibi, paylaşmak için mükemmel olmayı beklemedim. Zamana yenilmeden ve samimiyetle aktardım.

Bana, ilham veren Martı Dergisi’nde birinci yılımı dolduruyorum. Hem Martı’yı uçurmak, hem Martı’nın kanatlarında uçmak, hem de Martı ile sizlere uçmak! Burada olmak inanın çok güzel.

Yeni yılda, yolumuz aydınlık olsun.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: