İnsanın Gerçek Soyluluğu Erdemden Gelir, Doğuştan Değil…

‘En az şeye ihtiyaç duymak’, insani değerler sınırında bir kavramsallıktır. Şöyle ki, insan doğası itibariyle eksik, tamamlanmamış bir oluşumdur. İstemek, hırs, ihtiras, bencillik, doyumsuzluk gibi duygular, her daim insanın cebinden çıkacakmış gibi ona yakındır. İnsana aittir. İnsan her şeye açıktır. Yönü sürekli değişebilir. Hayatta kalma, istediği yaşama ulaşma motivasyonuyla her daim bir şeylerin peşindedir. İnsanın yaşamı boyunca vardığı birçok yargının kaynağı olan değerler sistemi, aslında ‘rasyoneli kurulabilecek’ bir sistemdir. Bu sistem sadece maddi bir sitem değildir. İnsani değerler bütünü duygular, düşünceler, yargılar gibi manevi bir sistemi de içine alır.

Bu değerler olumlu yönü işaret edebileceği gibi her türlü olumsuza da dönebilir. İnsan özgür bir varlıktır. Bu özellik, onun söz konusu değerleri gerçekleştirmesine olanak tanıdığı gibi, verili değerlere aykırı eylemlerde bulunmasına da olanak tanır. İnsanın iyi ve kötü olabilmesi bu durumla ilişkilidir. İnsan eylemlerinin hem iyi hem de kötü olarak nitelenebilmesi bu duruma işaret eder.

Değerler insanın var olma koşullarını anlamlandırmakla birlikte, insanın kendini geçekleştirmesi konusunda önemli araçtır. İnsani değerlere sahip insan, bu farkındalıkla, eylemlerini olumluya yöneltme şansını elde eder. Aklımızdan çıkmamalı: Değerler, insanın kendi kendini yargılamasıdır. Değerler insanların kalplerine yazılıdır.

Montaigne, Seneca, Brecht, Sokrates, Arkhesilas… Tüm bu büyük düşünürler, insan doğası ve insani değerler ilişkisini irdelemişlerdir. Çok çarpıcıdır; büyük tiyatro yazarı Brecht, oyunlarında yeryüzünde kalan son iyi insanı aramaktadır. Montaigne “İnsan doğasının yetersizliği yüzünden hiçbir şeyi duru ve yalın halde tutamıyoruz…” derken, Arkhesilas, “Bütün iyilikler direnmekten, dediğinden dönmeyip dosdoğru gitmekten, bütün kötülükler de kadere boyun eğip her şeyi oluruna bırakmaktan gelir.” şeklinde görüş bildirirler. Farabi için “İyi insan ya da mutlu insan, iyiye uygun yaşayan, böyle yaşamayı alışkanlık haline getiren insandır.”

Eylemde bulunurken, başka bir amaçla değil; salt, iyi olduğu için iyiyi gerçekleştirmek isteyen insandır. İnsan varoluşunun temel anlamlarından olan değerler meselesi, her daim tartışma konusu olacaktır. Bunun önemli nedenlerinden biri, değerler dediğimiz kavramsallığın her daim öznel olabilme durumudur. Olumlu ve olumsuz arasındaki ayrımlar pek çok zaman net olmayabilir. Bu da durumu hepimiz için karmaşıklaştırmaktadır.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: