Tükenmişlik Sendromu Nedir, Nasıl Yenilir?

Tükendim, tükendim, tükendim artık…

“Hiç mi özlemedin, hiç mi hakkım yok, bir ara, bir sor, Allah aşkınaaa…” diye bu şarkı sözlerini, başlığı okuduktan sonra, içinizden geçirdiniz belki de…

İş aramaya devam edenler, görüşmelerden yanıt alamayanlar, iş bulamayan adaylar, yeni mezunlar, çok yoğun çalışanlar, anne olup stresli çalışmaya devam edenler, askerden gelenler de, tükenmişlik sendromu yaşayabilir.


1b7fa720df4218cd7a46d230b25d06be

Son zamanlarda, biz televizyon dizisinin oyuncusuyla gündeme gelen tükenmişlik sendromu, aslında, sadece iş hayatında değil, özellikle çalışma hayatında da üzerinde durulması gereken bir konu. Sevgililer Günü’nün kutlandığı bu ayda, ilişkileri yolunda gitmediği için de “tükenenler” olabilir…

Birlikte bir göz atalım dilerseniz; “NEDEN TÜKENİYORUZ?”

tukenmislik-sendromu-nasil-tedavi-edilir-meryem-uzerli-hastaligi-_644080_340_226

TÜKENMİŞLİK SENDROMU NEDİR?

Tükenmişlik (Burnout) olgusu, 1970’li yıllardan itibaren araştırmacılar tarafından araştırma konusu olarak ele alınmaya başlanmıştır. Tükenmişlik duygusal tükenme deneyimi sonucu yaşanan ve genellikle ‘çalışan insanlarda’ görülen bir sendromdur. Tükenmişlik; bireyin sahip olduğu değerlerde, itibar ve maneviyatta meydana gelen bir aşınmayı temsil etmektedir. Tükenmişlik yaşayan birey, yaşamın anlamını yitirdiğini ve tüm isteklerinin kaybolduğunu düşünür. Daha önce kendisi için anlamlı olan uğraşlar, artık sıkıcı gelmekte ve hiçbir ödül vaat etmemektedir. Bu bireyler garip, eleştirici, kızgın, katı, önerilere kapalı ve itici davranışlar içinde görülürler. Tükenmiş bireyler, bağlandığı bir yaşam tarzı ya da ilişkiden beklediklerini elde edememesine bağlı bir yorgunluk ve hayal kırıklığı içerisindedirler. Bireylerin yaşadıkları duygusal, fiziksel ve psikolojik tükenme, zamanla heyecanlarını kaybetmelerine yol açar. Bu durum onların kişisel başarılarında düşüşe ve ilişkide bulundukları kişilere karşı duyarsızlaşmalarına da sebep olur.

“Burnout” denilen mesleki tükenmişlik sendromu, kısaca kişinin kendisine büyük hedefler koyup daha sonra istediklerini elde edemeyip hayal kırıklığına uğrayarak, yorulduğunu ve enerjisinin tükendiğini hissetmesi olarak da açıklanabilir.

Tükenmişlik Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Duygusal tükenmişlik belirtileri; depresiflik, kendisini desteksiz, güvensiz hissetme, ümitsizlik, evde gerilim ve tartışma artışı, kızgınlık, sabırsızlık, huzursuzluk gibi negatif duygularda artış, nezaket, saygı ve arkadaşlık gibi pozitif duygularda azalma olarak sıralanabilir.

Fiziksel tükenmişlik belirtileri ise kronik yorgunluk, güçsüzlük, enerji kaybı, yıpranma, hastalıklara daha hassas olma, sık baş ağrıları, bulantı, kas krampları, bel ağrısı, uyku bozuklukları gibi değişik sorun ve yakınmaları içerir.

Zihinsel olarak tükenmişlik bulguları doyumsuzluk, kendine, işine ve genel olarak yaşama karşı negatif tutumlar içerebilir. Sonrasında da işi bırakma, işi savsaklama gibi davranışlar görülebilir.

Kimlerde Görülür?

Belirli bir meslek veya topluluk grubunu hedef almayan hastalık, her meslek grubunda görülebilmektedir. Kişi üzerinde tükenmişlik hissi yaratan rahatsızlık başta iş hayatı olmak üzere; sosyal hayatı ve aile hayatı üzerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır. Daha çok mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip olan insanlarda görülen bu sendrom, bu kişilik sınıfındakileri risk altına almaktadır. Her işe yetişmek ve kusursuz iş çıkarmak, kendisinden umulan beklentilerin yüksek olması ve bu yüksek beklentilere cevap vermeye çalışan mükemmeliyetçi kişilikteki insanları tehdit etmektedir.

Depresyondan Farkı Nedir?

Depresyonla, tükenmişlik zaman zaman birbirine karıştırılsa da bu iki durum arasında aslında ciddi farklar vardır. Depresyonda olumsuz duygular, neredeyse tüm hayata yayılabilirken, tükenmişlikte olumsuz yargı ve inanışlar, sadece yapılan iş veya o an içindeki durumla ilgilidir. Ayrıca depresyon ve stres ile tükenmişliğin semptomları birbirinden farklıdır. Örneğin stresli kişi, hızlı ve öfkeli bir hal alabilirken, tükenmişlik, kişide daha yavaş ve zamanla kendini gösteren bir süreci izler.

Tükenmişlik Evreleri Neler?

Aşırı yoğun ve stresli bir iş temposu neticesinde, kişi, kendi bireysel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale gelmiş ise, bir süre sonra, kendisini umutsuz, bıkkın, öfkeli, sinirli hissetmeye başlar. Zaman içinde de bu olumsuz duygular kronikleşir ve kas ağrıları, baş ağrıları, uykusuzluk, mide sancıları, kramplar, baş dönmesi, ağız ve boğaz kuruluğu, konuşmada zorlanma (kekeleyerek konuşma), ellerde titreme, dişleri sıkma, dişleri çok fazla gıcırdatma, çene kilitlenmeleri, kalp çarpıntısı, uyuşukluk, dinlenememe, enerji düşüklüğü, ilgisizlik, kendisi herhangi bir yere ait hissedememe gibi fiziksel ve psikolojik faktörlerle birleşir. Sigara/alkol tüketiminde artış başlar. Doktor kontrolü dışında bilinçli/bilinçsiz anti-depresan haplar alınır. Kâbus görme, sıçrayarak uyanma, sakarlıklar, dalgınlık, umutsuzluk, karamsarlık, memnuniyetsizlik gibi davranışlar da görülür. Sonrasında, başka işlerle meşgul olmak istese bile kişi, eski haline hemen dönemez.

Bu Cümleleri Sık Sık Kullanıyor Musunuz?

“Hiçbir şeyden keyif almıyorum”

“Parmağımı kıpırdatacak halim yok”

“Çok yorgunum”

“Sanki dünya üzerime üzerime geliyor”

“Elimdeki şeyi yerine koymak bile istemiyorum.”,

“Sürekli yatıp ağlamak istiyorum”

“Hiç bir şey tat vermiyor”

“Bir türlü konsantre olamıyorum”

“Kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum”

“Her şey, herkes üzerime yürüyor”….

“Ayaklarım işe gitmiyor, sabah kalkamıyorum”….

Bu ve benzeri cümleleri çok sık kullanıyor ise kişi, tükenmişlik sendromunun başındadır. Bu durumdan hemen nasıl sıyrılabilir peki? Uzmanların görüşlerine göre şöyle:

– Bu noktaya gelmemek için kişilerin günde en az bir saati, keyif alacakları bir şeyle uğraşarak kendilerine ayırmaları,

-Çok yoğun çalışıyorlarsa iki veya üç ayda bir en az iki gün tatile gitmeleri, yaşamdan her gün keyif almayı öğrenmeleri ve hayatlarının merkezine iş veya kişileri değil, kendilerini koymaları, dolayısıyla önce kendilerini sevmeleri gerekir.

Kimler Tükenmişlik Sendromu Yaşar?

Aslında, günümüzde potansiyel olarak hepimiz bu psikolojik durumla karşı karşıya kalabiliriz. Genellikle çok yoğun iş ortamında stresli bir şekilde çalışanlarda olabildiği gibi, yaşı 30-40 arasında olan kadın çalışanlarda da (evli/anne olan) fazlasıyla bu sendromun belirtileri görülmektedir. Ayrıca, iş ve özel hayatı arasında denge kuramayan, “hayır” demeyi bilemediği için, herkese koşmaya çalışan, yoğun olduğu kadar çok monoton bir işi olanlar da tükenmişlik sendromu yaşayabilir.

Bunların haricinde, askerlik süreci, askerden döndükten sonra hemen işe başlayıp ağır sorumluluklar üstlenme, hesapta olmayan bir evlilik, duygusal hayatın yolunda gitmemesi (sürekli terk edilmek, aldatılmak, yanlış kişiler ile beraber olmak vb) de, kişiyi depresyon veya tükenmişlik sendromuna götürebilir.

Nasıl Baş Edebiliriz?

-Önce bizi tükenmeye iten şeyin kaynağını bulmak gerekir. Gerçekten yaptığımız iş mi, maruz kaldığımız mobing mi, çalışma saatleri mi, destek görememek mi… Bunu netleştirmeliyiz kafamızda.

-Nedeni bulduktan sonra, sorunla ilgili kişi veya kişilerle görüşmek, karşılıklı konuşmak, nelerden memnun olmadığımızı belirtmek gerekir.

-Spor veya sevdiğimiz bir hobiye zaman ayırmak da iyi gelecektir. Yemek yapmak, el işleriyle uğraşmak, fotoğraf çekmek, balık tutmak gibi…

-Sosyal ortamlara katılmak da, “kafa dağıtmak” adına tavsiye edilebilir.

-Bunların bir kısmını bile yapmak, motoru yakmadan, beyne mola verdirtir. J

Çalışanlara İşveren de Destek Olmalı 

  • Şirketler veya işverenler, çalışanlarına destek olmalı, onların rahat, huzurlu ve keyifli bir ortam içinde çalışmasına olanak sağlamalı,
  • İstek ve şikâyetleri dikkate alınmalı, ihtiyaç ve beklentileri karşılanmalı, düşüncelerine önem verilmeli,
  • Sorunlarıyla yakından ilgilenmeli yani çalışanlara değerli oldukları hissettirilmelidir.

Ayrıca, terfi ve atama yolunun tüm çalışanlar için açık ve şeffaf olmalıdır. Başarılı performans sergileyen çalışanlar için adil ödüllendirme sistemi olmalıdır. Bu sistem tüm çalışanları kapsamalı ve zamanında verilmelidir.

Önemli olan olumsuz faktörleri azaltarak, arada sırada beynimize format atarak yola devam edebilmektir.

 

Bu çalışmada;

– KUTLU,L., “Tükenmişlik Ve Başa Çıkma Yöntemleri”, http://www.cayd.org.tr/tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/Tukenmislik_Basa_Cikma_Yontemleri.pdf

– BUDAK, G. ve SÜRGEVİL O., (2005). “Tükenmişlik ve Tükenmişliği Etkileyen Örgütsel faktörlerin Analizine İlişkin Akademik Personel Üzerinde Bir Uygulama”, Dokuz Eylül Üniversitesi, İİ.B.F. Dergisi, Cilt 20, Sayı2: 95-108

-ÜNER M. ve ARMUTLU C.,(2009), “Benlik İmajı Uyumu, Tüketici Tatmini Ve Marka Sadakati İlişkisi Üzerine Görgül Bir Araştırma”, Gazi Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 11 / 3 ,1 – 26.

kaynaklarından yararlanılmıştır.

 

 


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKadim Duygu: AŞK
Sonraki İçerikRuhumun Karanlığı…
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…