Tek Engelimiz: Kendimiz

Engel eşittir kendi potansiyelimizin önündeki biz diyebiliriz. Engelli olmak sadece herhangi bir uzvumuzun engelli olması değildir; eyleme geçmemizi engelleyen düşüncelerimiz de bizi engelli kılar. Olan biten her şeye olumsuz bakmaya alışmışsak, engelli düşünür, engelli davranırız. Çoğu zaman, içimizdeki dinamiğin gereklilikleri karşısında farkında bile olmadan aksi yönde bir direnç gösteririz. 

1

Sistem, beklentilerimizin dışında hareket ettiğinde dünya başımıza yıkılıyor.

Sonuca değil olumsuzluklara odaklanarak tepki veriyoruz.

Hayatımızın her alanında, uzun soluklu düşünme biçimini geliştirmemiz gerekli.

“Olan”ı olduğu gibi görebilme becerisine erişmeliyiz.

“Olan”ın karşısında, dışında durup, ona çemberin dışından bakabilmeliyiz. “Olan”ı olduğu gibi kabul etmek gerçekten zordur. Çünkü insan, tepkisel bir varlıktır. Duyularımızın, ruhumuzun bedenimize yansıması ile huysuz, inatçı, kavgacı, öfkeli, inatçı olabiliyoruz.

Peki, ne yapalım?

Duyularımızı yok mu edelim? İnsanoğlu duyularından mahrum kaldığında geride ne kalır sizce? Yaşam nasıl olur? Bana göre korkunç, amaçsız, ruhsuz, robotik bir yaşam olur.

O halde önce duyularımızdan beynimize giden bu yolculuğun; davranışlarımıza yansıyarak, tepkisel eylemlerle son bulduğu o nokta arasını, kontrol edebileceğimizin farkında olalım. Her ne olursa olsun sonucun bizim verdiğimiz tepkiye göre olacağını sakın unutmayalım.

Tepkimiz ne ise algımız odur. Algımız ne ise vereceğimiz tepkisel tutum ve davranışımızda o olur. Davranışlarımız tepkiseldir. Tepkilerimiz ise öğrendiklerimiz, aileden aldığımız inanç kalıplarımız, genellemelerimiz ve varsayımlarımıza karşı ürettiğimiz tutumlarımızdır. Duyularımızın da bir enerjisi vardır, bu yüzden düşüncelerimize dikkat etmeli, kaynaklarını keşfetmeliyiz.

Bireysel koçluk çalışmalarımda bu yaklaşım son derece etkili oluyor. Çünkü biz bilinç düzeyinde davranışımızın kökünü bulduğumuzda kabul noktasına geliyor, fark etmeyi fark ederek herhangi bir şeye körü körüne bağlı kalmaktan ve o olay ve kişi ile bağımızdan özgürleşiyoruz. Bu da bizi şimdi ve bu ana taşıyan en önemli dinamik oluyor. Bize bu farkındalığın kazandırdığı en önemli şey, şimdide ne var, nereye gitmek istiyoruz sorularının cevapları oluyor.

Böylece, sürekli ilerleme gerçekleşiyor.

Şu anın farkındalığına erişiyor ve Ecart Tole ‘un dediği gibi ŞİMDİNİN GÜCÜNÜ yaşamaya başlıyoruz.

Sevgilerimle

Öznur Yılmaz BERK

Profesyonel Koç

https://twitter.com/oznurum


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: