“Küçük hanımlar, küçük beyler
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.
Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.”
Mustafa Kemal Atatürk
Evet 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Atatürk’ün yukarıda bir örneğini sunduğum sözleri gibi pek çok sözü var. Bu sözlerinden yola çıkarak ben de çocuklarla iletişimden bahsetmek istiyorum. Bu konu sözlere bakarken dikkatimi çekti. Her sene bu bayramı coşkuyla kutlamaya çalışıyoruz okullarımızda ve tüm yurt genelinde. Bu konuda düşündüm. “Çocuklarla iletişim konusunda hangi noktadayız?” diye bir soru sordum. Ve bu konuda hemen kendimi yoklamak geldi aklıma. Ve aklıma gelenler benim gibi 50 yaş civarı insanların ortak düşünceleriydi. Hatta kendi annelerimize babalarımıza baktığımız zaman hayıflanmalarımızın arttığını gördüm. “Kız çocukları çok gülmez.” “Okula gitmez, evinde otursun.” ” Evin reisi erkektir.” gibi inançlar bu konuşmaların ortak noktaları. Ve sanırım bugün hepimiz bunun gibi inanışları kafamızda yaratıyoruz. Bugüne geldiğimizde ise yeni nesil kadınlar ve erkeklerde de eskisi kadar olmayan ama yeni farklı inanışlar mevcut. O halde ne yapmalıyız? Belki de işe kendimizi tanımakla başlayabiliriz. Aslında biz yetişkinler bir şeylerin farkına varabilirsek bu konuda öncelikle çocuklarımızı tanımakla başlamalıyız. Onlar zaten bize bizi çok daha iyi anlatacaklar.
Peki bunu nasıl yapacağız?
“Çocuk sevgisi insan sevgisi için bir ihtiyaçtır.”
Mustafa Kemal Atatürk
Belki de en birinci yöntem sevgiyi çocuklardan öğrenerek başlamaktır. Belki de en önemli yöntem olarak diğeri çocuklardan öğrenmektir. Burada kendi yazdığım bir çocuk şirinden alıntı yapmak istiyorum.
Yeni şeyler arıyorsan
Bir çocuğa bak
Yaratırsın yeniden azmini
Böylece yolun başına varırsın
DNA kodlarından yeniden doğarsın
Sonra bir eğitimci yazar olarak önerim çok kontrolcü olmaktan öteye gidip izlemeyi öğrenmektir. Ve çok iyi bir dinleyici olmaktır. Ama bebeklikten başlayarak aile olmadan önce aile-okul, aile ve çocuklarla ilgili eğitimleri almalıyız. Ülke çapında hamilelik öncesi ve sonrası eğitim çalışmaları yapılıyor elbette ancak bunun yeterli olmadığını görüyoruz. Yine ülkemizde düşük olan kitap okuma seviyesini arttırmak için çalışmalar yapılması gerekecektir. Kendi farkındalığımızı okuyarak arttırabiliriz.
Ve şunu söylemek gerekir ki çocuklara bakarak onları izleyerek de bir ülkenin geleceği hakkında umuda sahip olmak ve ilerlemek mümkün.
Çünkü çocuklar Atatürk’ün de dediği gibi birer yıldız ve güldür. Hepsi birbirinden bağımsız ama bir olan yıldızlardır. Hepsi özgürdür. Özgürce kendilerini gerçekleştirme hakları vardır. Çocuklar biz velilerin birer deneme alanı değillerdir. Biz onlara geleceği yeniden kurup değişime ayak uydurarak daha ileri adımlar atacak bireyler gibi davranmalıyız. Bu gerçeği görmezden geldiğimizde yerinde sayan ülkeler içerisine dahil olabiliriz. Çünkü her birey sonsuz bir yaratım sahibidir. Bu yaratıcılığın önü kapandığında değişime uyum sağlayacak gelişmeleri sağlamak mümkün olmayacak. O zaman belki de en büyük adımlardan biri de çocuklarla birlikte kendimizi her zaman geliştirmeye çalışmak olacaktır. Ancak bu şekilde inançlarımızı sorgulayıp kendi değer yargılarımıza bir bakmış oluruz. Böylece kendi içimizde hallettiğimiz önyargılarımız kalıplaşmadan değişebilir. Yılların tortularını üzerimizden atabiliriz. Ve bu sayede bir çocuğa bakış açımızı sadece sahiplikten kurtarıp özgür adımlara koşabiliriz. O zaman çocuklarda göklerdeki yıldızlar kadar parıltılı bir geleceğin peşinden koşacak gücü bulurlar kendilerinde.
O zaman hadi siz de bana katılın çocuklappr için bir hayal kuralım. Sadece bayramlarda değil ama özellikle 23 Nisan’da Atatürk’ün ikbal ışığı dediği çocuklara adanmış şiirler yazalım. Bugünü bu haftayı bir başlangıç yapalım. Ve bütün anne babalar ile insanlık çocuklara bu hafta boyunca yazılar, şiirler, resimler kaleme alsın. Belki böylece çocuklara koşulsuz sevgi içinde kendilerini gerçekleştirebilecekleri alanları hep birlikte açabiliriz. Ve ayrıca belkide bu bir başlangıç olur ve hepimiz içindeki çocuğu uyandırmanın bir yolunu bulabiliriz. Ne dersiniz?





















