Kariyer Danışmanı Ceviz Ağacı

Güzel, pastırma yazı tadında, güneşli bir Eylül günüydü. Toplantı odasının güneş alan ön penceresinden içeriye bir ceviz ağacının dalları girecek gibi oluyordu, hatta arada rüzgârla birkaç dal açık pencereden içeriye giriyordu. Ceviz ağacı her gün çok sayıda insan görüyordu bu toplantı odasında. Kimler gelmişti kimler. Yüzlerce takım elbiseli insan geçmişti bu toplantı odasından. ceviz ağacı1Bekliyorlar, bekliyorlar ve bekliyorlardı. Bir asistan geliyor, onları çağırıyor, sonra içeride arka bahçeye bakan odaya giriyorlar ve en sonunda binanın ana çıkış kapısından geçip yine ceviz ağacının yanından geçerek uzaklaşıyorlardı. Ceviz ağacı onları hissediyor ama onlar ağacı görmüyordu bile.

Burası, bahçesinde büyük bir ceviz ağacı olan, 5 katlı bir apartmanın 2. Katına kurulmuş bir işe alım ve danışmanlık şirketiydi. Tüm İstanbul bu şirketten geçip giderdi sanki. İş bulanlar sevinir, bulamayanlar üzülürdü. Bilirdi ceviz ağacı bazılarının işe alınmayacağını ama her yıl cevizlerini almak için dallarını kıran çocuklar gibi severdi de bu insanları. Çünkü umut vardı burada ve ceviz ağacı umudu çok severdi.

Son on yıldır, birkaç kez haricinde hiç yanılmamıştı ceviz ağacı. İyi bir işe alımcı kadar uzmandı bu konuda. Hatta iyi bir kariyer danışmanıydı artık. Çünkü toplantı odasının içinde beklerken okurdu o yüzleri. Kiminde heyecan, kiminde yapmacık bir enerji patlaması, kiminde korku, kiminin alnında ter, kiminin dudaklarında binaya girmeden içilmiş o son sigaranın kokusu vardı. Kot pantolonla gelen de vardı, kirli sakalla gelende. Terliklerini çıkarıp parmaklarının arasını kaşıyanı da görmüştü, annesi ile geleni de. Bazen arka odadaki işe alım danışmanlarına acırdı, ne çok tuhaf insanla karşılaşıyorlardı.

Ceviz ağacı ilk zamanlar yukarıdaki odayı göremezdi, küçüktü o zamanlar ve merak ederdi odanın içindekileri. Niye beklerler, neyi seçerler bilemezdi. Sonra yılar geçtikçe büyüdü ve odanın içini görmeye başladı. Bekliyorlar, arka odaya gidiyorlar ve çıkıp gidiyorlardı.

Ceviz ağacı açık pencereden içeriyi yokladı. Odada yeni mezun bir genç kız oturuyordu. 20 dakikadır bekliyordu. Bir çağrı merkezi işi için gelmişti. Aslında sosyoloji mezunuydu ama iş bulamayınca ailesinin de ısrarına dayanamamış ve bu görüşmeye gelmişti. Oysa bu işi yapmayı hiç istemiyordu, çünkü telefonda konuşmaktan nefret ederdi. İlan da kariyer mariyer bir şeyler de yazıyordu ama çağrı merkezinde kariyer olsa ne olacak olmasa ne olacak diye düşünüyordu kız. Annesi sabah evden çıkarken kendisini süslemiş, zor bela makyaj yaptırmış, dağınık saçlarına fön çekmiş ve şık bir kadın haline getirmişti. Genç kız şimdi mülakat için sıra bekliyor ve bir işe alımcı ile karşılaşacağı için büyük kaygı duyuyordu.

ceviz ağacı2

Oysa ne hayalleri vardı genç kızın, yurt dışından burs kazanmıştı ama ailesini ikna edememişti bir türlü. Kızım sen İngiltere’de ne yaparsın bizsiz, sabah yumurta bile pişirip yiyemezsin demişlerdi ona. Oysa yumurta sevmezdi zaten. Hem burslu yüksek lisans yaparken bir de sokakta yaşayan insanlar üzerine bir yardım kuruluşunda çalışacak olmasına çok kızmıştı ailesi. Allah korusun sarhoşun, tinercinin biri bıçaklar ölür gidersin demişti babası. Sana mı kaldı İngilizleri sokaklardan kurtarmak. Oysa genç kız tüm evraklarını toplamıştı ve vize için başvurmak dışında başka bir işlemi kalmamıştı.

Hayallerinin solup gittiğini hissetti kız. Öyle çok acı duymaya başladı ki acısını ceviz ağacı bile fark etti. Sırtını kambur yapmış genç bir kızcağız odanın içinde acı çekiyordu. Kurbanlık koyun gibi oturuyordu koltukta.

ceviz ağacı3

Hayatını değiştirecek ses birden kafasının içinde konuşmaya başladı. Kız ilk başta sese anlam veremedi ve iç sesinin bu kadar baskın olmasına şaşırdı. Sonra ses içinden ama başka birinden geliyormuş gibi bir hisse kapıldı. İlk başta biraz ürperdi ama sonra dikkatini toplayıp sese yoğunlaşmayı başardı.

ceviz ağacı4“Hadi, sana diyorum. Git, hayallerin var senin ve hayallerin solmamalı. Hadi git, yoksa çok acı çekersin. Bunun için ihtiyacın olan tek şey cesaretin ve umudun. Hadi git, hayatını sadece sen değiştirebilirsin, sadece sen…«

Genç kız bir an durdu, koltukta dikleşti ve pencereden dışarıya baktı. Ceviz ağacı rüzgarda hafif hafif sallanıyordu. Kız birden koltuktan kalktı ve çantasını kaptığı gibi odadan çıktı. Hızla merdivenlerden aşağıya indi, binadan çıktı. Ceviz ağacının önünden hızla geçip giderken içinde büyük bir ferahlama ve özgürlük hissi vardı. Adımlarını koşarcasına atıyordu. Konsolosluğa doğru yola çıkmıştı, kararını vermiş, hayatını değiştirecekti, kendi istediği gibi değiştirecekti.

Danışmanlık firmasındaki asistan, bekleme odasına girdiğinde, gözü elindeki tabletteydi. Heyecanla gönderdiği tweete bakıyordu. Çok sayıda mention gelmişti. Asistan gülümseyerek kafasını tabletten kaldırdı ve odada kimsenin olmadığını fark etti.

“Aaaaa.. Gitmiş… Hem iş arıyorsun hem de mülakattan kaçıyorsun…” Asistan kafasını yine tablete gömdü ve o şekilde toplantı odasından çıktı. Yere savrulmuş birkaç ceviz yaprağı ezdi ama bunu fark etmedi.

Ceviz ağacı ise o sırada uzaklaşan kızın ardından bakıyor ve kızın ardından neşe yapraklarını sallıyordu. “Ne yapayım, umudun kokusunu seviyorum ben…” diye homurdandı kendi kendine…

Cengiz Çatalkaya


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: