Pop-Art: Andy Warhol ve Diğerleri

Andy Warhol’un filmleri İstanbul’daydı geçtiğimiz aylarda. Pop Art ve Andy Warhol üstüne yazmamak olmazdı. Bu ay ve ağustos ayında Pop Art’ın ilk nerede ve neden ortaya çıktığını, kimlerin ardılı olduğunu, temsilcilerinin ortaya koydukları eserleriyle neyi amaçladıklarına yer vereceğiz.

Bir sanat akımı olarak Pop Art 1950’li yıllarda ilk kez sanat sahnesinde adını duyurmaya başlamıştır. O yıllara kadar adının bile anılmadığı Pop Art’ın gelişip serpilip modern sanatın kronolojik tarihinde, galerilerde ve müzelerde yerini alışı iki farklı ülkede aynı dönemde; fakat birbirinden bağımsız gelişmeler sonucunda gerçekleşmiştir. Pop Art adı 1950’lilerin ortalarında İngiltere’de ve 1950’lerin sonuna doğru ABD’de dillere dolanmaya başlamıştır. Modern sanat tarihini anlatan birçok kaynakta bu iki ülkedeki gelişmelerin paralelliğinin altı çizilmektedir.

Kronolojik açından incelendiğimiz İngiltere’nin başlangıçta Pop Art’ı uygulama, benimseme ve eserler ortaya koyma açısından ABD’ye göre bir-sıfır önde ilerleme sağlar; fakat biraz sonra sözünü edeceğim nedenlerden ötürü kısa bir süre sonra Amerikalı sanatçılar, zaten Amerika’nın bağrından kopup gelen bu akımı sahiplenip İngiltere’nin skorunu katlamak suretiyle ülke kültürünün bir parçası ve tüketimin sanatı haline getirirler. Peki, neydi Pop Art’ın hızlı yükselişinin sebebi? Bu ayki ve ağustos ayındaki devamı olam yazımı Pop Art’ın ilk nerede ve neden ortaya çıktığını, kimlerin ardılı olduğunu, temsilcilerinin ortaya koydukları eserleriyle neyi amaçladıklarını ve son olarak da hangi açıdan eleştirildiklerine yer vereceğim.

Pop Art’a dair ilk örnekler İngiltere’de 50’li yılların ortasında, kendilerini ‘Bağımsız Grup’ (The Independent Group) adı altında toplanan sanatçılar (ressamlar, heykeltıraşlar, mimarlar, yazarlar, eleştirmenler) tarafından ortaya konulmaya başlanmıştır. Bu grubun başlıca amacı süregelen modernist kültür yaklaşımına ve güzel sanatlar görüşüne meydan okumaktı. Grubun temsilcileri bu amaçla reklamcılık, sinema, ürün tasarımları, karikatür, bilim kurgu ve teknoloji gibi popüler kültür öğelerine yönelerek ve kitle iletişim ve popüler kültür elementlerini sanatlarının malzemesi ve konusu haline getirmişlerdir.

Eserlerin genellikle Amerikan Popüler kültürünün özellikle reklamcılık sektörünün öğelerini kullanan Eduardo Paolozzi’nin Bunk! Adlı kolajı Pop – Art anlayışıyla İngiltere’de yapılmış ilk eserdi, ardından yaptığı “Bir zengin adamın oyuncağıydım” adlı kolaj çalışmasında ‘Pop’ kelimesinin ilk kez kullanarak yaptığı işin ismini koymuştu.

‘Pop’ sözcüğü Lynton’un da desteklediği üzere sanat etkinliklerinde geniş bir anlamı kapsar. Aslında Pop Art için birçok isim önerilmiştir. Bu akımdan tiksinen birçok eleştirmen ‘Yeni Bayağılık’ adını tercih ederken, onları ardılı olduklarını düşündükleri akımlar doğrultusunda değerlendiren eleştirmenler ‘Yeni Gerçekçiler’ ve ‘Yeni Dadacılar’ olarak adlandırmışlardır; ama Pop Art ad konusunda gelinen son nokta olmuştur. Pop sözcüğünün tutmasının nedeni, televizyon, radyo, gazete gibi kitle iletişim araçlarına ilgiyi çekmesidir. Kitle iletişim araçları (televizyon, radyo, gazete, dergi vs), başka hiçbir sanat akımında görülmemiş bir katılımla, Pop Art adlı hareketin gelişimine destek olmuştur. Çünkü Pop Art savaşçı olduğu kadar eğlendiriciydi de.

Sanatın İç Dünyasının Dışa Vurumu
Öyleyse, birçok sanatçıyı, popüler kültürün, tüketim kültürünün ve en önemlisi kapitalizmin çığırtkanlığını yapan kitle iletişim öğelerini sanatında konu ve malzeme olarak kullanmaya yönelten nedenler neydi? Bu nedenlerden ilk göze çarpan; devletin desteğiyle büyük bir üne kavuşan içine kapanık; ama bir o kadar maddi ve manevi yönden tatmin olmuş soyut dışavurumculuğun aşırı kişiselliğinin geri kalan sanatçıların canını sıkmaya başlamasıdır. Soyut dışavurumculuğun yorum gerektiren, karışık ve derin içeriğine karşılık, Pop Art sanatçıları insanların aşina oldukları ve günlük yaşamlarının parçası olan – çoğu zaman olmazsa olmazı olan- nesneleri, reklamları, billboard afişlerini çizgi romanları, karikatürleri, teknolojik ürünleri ve popüler kültür öğelerini kullanarak sanatı soyut dışavurumcuların manevi, psikolojik dünyalarından çekip alarak gerçekler dünyasına taşımaya yönelmişlerdi. Artık sanatın iç dünyasını dışa vurmanın zamanı gelmişti. İşte bu özelliğinden ötürü dadacıların ardılı olarak anılmışlardır.

Özellikle sanatın ne olduğu konusunda derin tartışmalara neden olmaları durumu açıklar niteliktedir. Sanatçıların birçoğu geleneksel halk sanatının motiflerini modern toplumun kültürel öğeleriyle birleştirerek yepyeni bir sanat anlayışı yaratmaya çalışıyorlardı ve sanat aracılığıyla topluma mesaj verme dönemine geri dönüş başlamıştı. Yerleşik kültür ve sanat anlayışı yıllar sonra yeniden sarsılmaya başlamıştı. Bu defa tartışmalar “Sanat nedir?” ekseninden sanatın seviyesini belirlemeyi amaçlayan “Yüksek – aşağı kültür nedir?” tartışmalarına kaymıştır.

Neden Kitle İletişim Araçları
Amerika’da Jasper Johns ve Robert Rauschenberg ve Londra’daki birkaç sanatçı, tasarımcı ve sanat tarihçisi; sembolizmi ve filmlerdeki, resimli dergilerdeki, reklamlardaki, tüketiciye yönelik tasarımlardaki kitle imgelerinin sunuluşunu inceliyorlardı. Onlara göre bunlarda değişik bir dünya vardı; kendi yaratıları dışında kimse tarafından değerlendirilmiyorlar ve sıkı sıkıya irdelenmiyorlardı. Bu imgeler büyük bir ciddilikle ve şevkle meydana getiriliyor, sanatın daha önce hiçbir zaman erişemediği kadar geniş bir insan toplumuna hitap ediyorlardı. Aslında bu demek oluyor ki sanayileşme ile birlikte, gelişimini tamamlayan ülkelerin toplumlarını- özelikle ABD- tüketici kimlikleri sanata yansımıştır. Michel Ragon “ Pop Art, Amerika’nın gündelik gerçeğine adanmış bir sanattır” der ve “Avrupa’nın sanat tarihinden kopuk görünür” diye eklemektedir. Bu kopukluk ilerleyen dönemlerde kendini gösterir ve Avrupa’da Pop Art ilk zamanki parıltısını kaybeder. Sonuç olarak Pop Art adı altında sanatçıların yapmak istedikleri tüketim kültüründen yararlanarak hayatın maddi ve manevi her alanını içine alan bir akım yaratarak toplumun bayağı yaşantısına, bencilliğine, tüketim bağımlılığına, manipüle edilişine yapıtlarıyla eleştirel bir bakış geliştirerek var olan bu imge saldırısına dikkatleri çekmekti.

Yararlanılan Kaynaklar:
BÜRGER, Peter
Avangard Kuramı, İstanbul, İletişim Yay., 2007

FOSTER, Hal
Gerçeğin Geri Dönüşü; Yüzyılın Sonunda Avangard, Çev. Esra Hoşsucu, İstanbul, Ayrın Yay., 2009

GOMBRICH, E. H.
Sanatın Öyküsü, İstanbul, Remzi Kitapevi, 2007

LYNTON, Norbert,
Modern Sanatın Öyküsü, İstanbul, Remzi Kitapevi, 2009


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: