MODERN SANAT: Gerçeğin Ötesindeki Gerçeklik

Sanatı güzel bir manzarayı ya da nesneyi en iyi şekilde taklit etme olarak düşünüyorsanız Modern Sanat sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Peki nedir modern sanat?

“İğrenç!”, “Rezillikte sınır tanımadılar!”, “Ayıp”, “Galeri açılışında lezbiyen seks! “, “Yüzlerce kişinin önünde seks rezaleti”… Bu ifadeler, son günlerde Şükran Moral ile ilgili yazılan haber başlıklarından bazıları. Sanatla hiçbir ilişkisi olmayan birçok insanı sanata ve sanat galerilerine karşı doldurmaya yetecek ve artacak nitelikte ifadeler. Öfke ve nefretin ilk akla geldiği şekilde yazıya döküldüğü derinlikten uzak eleştiriler. Peki, sanat adına ya da bir şeyler anlatmak adına soyunacaksın, giyineceksin, konuşacaksın, giz-lemeyeceksin, açığa vuracaksın” diye öğütler veren birçok sanatçıya, gazeteciye, eleştirmene ne oldu da o geceden sonra saldırgan bir üslup takınıp bu olayı köşelerinde yazıp röportajlarında dile getirdiler. X yönetmen Y isimli filminde iki tanınmış oyuncuyu aynı Şükran Moral’ın yaptığı gibi beyaz perdeye taşıdığında ayakta alkışlanırken, oyunculardan övgüyle bahsedilirken aynı entelektüel kesim Şükran Moral’ın ortaya koyduğu gerçeklikten neden bu kadar rahatsız oldu?

Amemus’un DüşündürdükleriŞükran Moral’ın 8 Aralık gecesi Casa Dell”Arte davetlilerini fazlasıyla şaşırtan ‘Amemus’ sergisi ile ilgili yapılan ve hala yapılmakta olan eleştiriler “Bu bir sanat mıdır?”, “Çağdaş sanat nasıl olmalıdır” sorusu etrafında şekilleniyor.

Bu eleştirileri tekrar tekrar okuduğumda ‘Amemus’un sanatın ne olduğu hakkında insanları düşündürmesini 20. yüzyılın başlarında Dada akımının “Sanat Öldü” diyerek yaptığı işlere benzetmeden edemedim. Hatırlarsanız 1917’de Marcel Dunhamp’ın üzerinde R.Mutt imzası olan sıradan bir pisuarı sanata dâhil ederek ona alışılmışın dışında bir konum kazandırması o yıllarda sanata gönül veren birçok insanın sanatın ne olduğu konusunda hararetli tartışmasına ve fikir ayrılıklarına düşmesine neden olmuştu. Aynı olaylar son dönemde gecikmeli de olsa ülkemizde sıklıkla yaşanmaya başladı.

Modern Sanat müzeleri ve galerileri sayesinde son yıllarda sanata olan ilgilinin hızla arttığı ülkemizde, sanatta modern bir çizgi izleyen sanatçıların eserleri ve en önemlisi Modern Sanat hakkında bir farkındalık oluşmaya başladı. Dış görünüşü batılı; fakat tarihi, siyasi, kültürel kimliği ve içine kapanık karakteri ile doğulu olan, tam anlamıyla modernleşemeyen kimilerine göre modernleşmeden post-moderni yaşayan ülkemizde ‘Çağdaş Sanat’ çerçevesinde yapılan sanatsal etkinlikler “Bu da Sanat mı?” denilen birçok eserin kabul görmesini hızlandırdı.

Modern Sanat denildiğinde ilk önce akla güncel sanat gelebilir. Hatta bu iki kavram genellikle birbiri yerine de kullanılmaktadır. Aslında modern kavramı önüne eklendiği her kelime için yeni ve güncel anlamı katabilir. Her ne kadar bu kelime zamansal bir yapıyı ifade etse de günümüz sanatını anlatmak için kullanılan ‘Çağdaş’ ifadesinden daha geniş bir dönemi anlatmak için kullanılmaktadır, sonuç olarak Modern ve Çağdaş arasındaki ilişki her ikisinin birbirinden beslendiği karşılıklı paylaşım ile şekillenir. Arthur C. Danton Çağdaş kavramı üzerine ileri sürdüğü ‘şu anda olmakta olan… Çağdaşlarımızın ürettiği sanat’ şeklindeki ifade konuyu kısa ve öz bir şekilde açıklar niteliktedir. Yalnız her iki kavramı da başı sonu belli olan bir zaman diliminden farklı olarak düşünmek gerekir. ‘Modern’ nasıl ‘en yakın tarihli’ anlamına gelen sadece zamansal bir kavram değilse, çağdaş da şu anda yapılmakta olan anlamına gelen bir kavram değildir.   Bkz: Arthur C. Danton. Sanatın Sonundan Sonra-Çağdaş Sanat ve Tarihin Sınır Çizgisi, Ayrıntı Yay.

Bu Sanat Mıdır?

Sanatta modernleşme, sanatçıları özgürleştiren ve sanatın sınırlarını sonsuzlaştıran bitiş noktası olamayan bir süreçtir. Bu süreç kendi içinde gelişen akımlarla beslenerek günümüze kadar canlılığını korumuştur. Bana göre izleyiciye “bu sanat mıdır?” sorusunu sorduran performanslar, kolajlar, resimler, heykeller, enstalasyonlar, videolar vs hepsi izleyiciyi ‘Modern’ olan sanatın sınırları içine dâhil etmiş demektir. Modern Sanat insanlara sanat üzerine düşünme, onu sorgulama ve en önemlisi sıradan bir insan olarak sanata dâhil olma şansı vermiştir. Özne olarak insanı, günlük yaşantımızı, korkularımızı, ürettiklerimizi, tükettiklerimizi, nefretimizi, sevgimizi, en mahrem düşlerimizi, ayıplarımızı bize tüm çıplaklığıyla göstermeye çalışan bir aynadır. Sanatı güzel bir manzarayı ya da nesneyi en iyi şekilde taklit etme olarak düşünüyorsanız Modern Sanat sizi hayal kırıklığına uğratabilir.
Çağdaş Sanat sergisine gittiğinizde günlük yaşamda sürekli karşılaştığınız nesnelerin özel bir konuma taşındığını görebilirsiniz ya da izlediğiniz videolar size günlük yaşamdan alıntı sıradan görüntüler olarak gelebilir. Bunun en önemli nedeni, sanat uzun yıllar boyunca insanların algısında ulaşılmaz ya da insanüstü estetik bir konuma sahip olmasından kaynaklanır. “Sanatın konusunun sıradan şeyler olmalıdır” ve “sanatın estetik boyutu bizleri gerçekliğin ötesinde ulaşılmaz bir hayal alemine taşımalıdır” şeklindeki düşünceler bugünün çağdaş sanatıyla örtüşmeyen bir sanat anlayışıdır.

Şükran Moral örneğinde olduğu gibi, burada sanat en çıplak gerçekliğiyle göz önündedir. Sanat en iyi şekilde taklit etmek değil ‘Amemus’ da olduğu gibi gerçeğin ta kendisi de olabilir. Şükran Moral kimine göre televizyonda her gün şahit olunan bir şeyi yaparak ‘boşuna sevişmiş’ olabilir ya da her gün kadın cinselliğini aşağılayan imgelere maruz kalan beyinlerin ‘mahrem bölgelerine sızarak’ orada gizlenen ‘kadın cinselliğine karşı nefretin’ açığa çıkmasını sağlamış olabilir. Sonuç olarak, artık ülkemizde insanlar ‘sanatı’, ‘sanatın ne olduğunu ve ne olması gerektiğini’ konuşuyor. Yakın gelecekte ülkemizde insanlar sanat yoluyla ‘gerçeği’ tüm ayrıntısıyla görmeye, duymaya, konuşmaya ve tartışmaya başlamayacak…

Demet Ergin


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: