Mayıs…

İşte bahar :) Mayıs ne etkili bir aymış. Öncelikle aklıma gelen çocukluğumuzda öğrendiğimiz ve kutladığımız bahar bayramı, sonra Hıdırallez, işçi bayramı, anneler günü, gençlik ve spor bayramı, İstanbul’un fethi, etik günü…

Hıdırellez; Hızır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan 6 Mayıs günü. Her yılın 6 Mayıs gününde kutlanan geleneksel bayram. Hıdrellez gecesi pek çok kişinin hala yaptığı, benim de zaman zaman yaptığım çok güzel bir ritüele sahip. Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır, yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılırmış. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi gül ağacının altına istediklerinin küçük bir modelini yapar, aynı zamanda dileklerini kırmızı kurdeleye bağlayıp gül ağacına asarlarmış. Bir yıl boyunca dileklerinin yerine gelmesini mobile casino beklerler. Bazı kimseler de ateş yakıp, dilek dilerler. Ondan sonra yaktıkları ateşin üstünden atlarlarmış. Uygulayan var mı aranızda?

Hayal edin, hayal ederken tüm bilginiz ile güzünüzde canlandırın ve olması için de elinizden gelenin en iyisini yapın diyoruz ya, işte aynen bu.

Anneler günü de bugün daha çok tüketimi destekleyen bir gün olmasına rağmen, herkese annesini bir kez daha düşündürdüğü için anlamlı. Bu vesile ile örnek aldığım canım anneme iyi ki varsın diyorum

19 Mayıs Gençlik ve spor bayramı olarak kullanılan resmi bayramımız. Atatürk’ün Samsun’a çıkarak kurtuluş savaşını başlattığı gündür ve Mustafa Kemal Paşa bu tarihi kendi doğum günü olarak kabul etmiştir. Kutlu olsun…

Kitap ile Sohbet etkinliğimizde okuduğumuz Kış Günlüğü kitabının yazarı Paul Auster’ın demokratlık tanımı ile nokta koymak istiyorum.

“Demokratlık, yasalar karşısında eşitliğe inanmaktır; herkesin ayrı bir ruhu, ayrı bir iç dünyası olduğuna inanmak, herkesin hayatının değerli olduğunu bilmektir.”

Sevgiyle adım atın…


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikNefes Al, Mutlu Kal
Sonraki İçerikMum Işığını Dibine Vermez
Yasemin Sungur
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben aslında bir “Hayat Öğrencisi”. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakamadım bir türlü. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri kahkahalarımla uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla hayat bir başka güzel. Şükür...