Kuzey Güzeli İrlanda (2.bölüm)

Günümüz İrlandası (1922-…)
Irlanda 1922’de sebest bölge haline gelmiş ancak, 1922’den 1923’e kadar süren bir iç savaşa maruz kalmıştır. Bu iç savaş, İrlanda’nın tam bağımsızlığından yana olanlarla serbest bölge olmanın yeterli olacağını ve ileride özgür bir ülkenin düşünüleceğini savunanlar arasında yaşanmıştır. Bu iki karşıt görüş, bugün bile İrlanda’nın politikasını şekillendirmekte ve “Fianna Fáil” ve “Fine Gael” adındaki iik öncü partiyle kendini göstermektedir. İrlanda 1949’da resmen bağımsız bir cumhuriyet olmuş ve İrlanda (Irlandaca’da Éire) adını almıştır. BirleşikKrallık’a bağlı Milletler Topluluğu’nu terk etmiştir. Günümüzde ülke, parlementer demokrasi ve anayasal cumhuriyet ile yönetilmektedir. II. Dünya Savaşı sırasında sessizliğini korumuş, ancak birçok İrlandalı asker, İngiliz taburlarında gönüllü askerlik yapmıştır. 1973 yılında İngiltere ve Danimarka’nın ardından Avrupa Birliği’ne giren İrlanda, ekonomisini 70’li yılların sonlarından itibaren aşamalı olarak geliştirmiştir. Ekonomisi yüksek oranda hayvaanlıcık ve endüstriye bağlı olan İrlanda’da refah seviyesi yüksektir. Turizm, İrlanda ekonomisini ayakta tutan temel etkenlerden biridir.

Günümüzde Avrupa’nın en çok göç alan ülkelerinden biri olmasının yanı sıra, son zamanlarda yaşanan ekonomik kriz nedeniyle özellikle Amerika ve Avustralya’ya ciddi anlamda göç vermektedir. Ülke, Katolik Kilisesi etkisinde uzun süre kaldığı için, bu alışkanlığından vazgeçmemiş ve Katolik geleneklerini yaşatmaya devam etmiştir. Ülkede kürtajin yasak olması bunun örneklerinden bir tanesidir; Kuzey İrlanda için hala sorun teşkil etmektedir. Nüfusunun çoğunluğu İrlandalı Katoliklerden oluşan Kuzey İrlanda, bugün Birleşik Krallık sınırları içindedir.

1937 yılında resmi olarak kullanılmaya başlayan üç renkli İrlanda bayrağı yeşil rengiyle Katolikleri, turuncu rengiyle Protestanları ve beyaz rengiyle de barışı simgelemiştir. Bayrağı, ilk kez halk içinde gözler önüne seren genç İrlandalı Thomas Meagher, yeşil ve turuncu renggin ortasındaki beyazın, İrlandalı Katolik ve Protestanlar arasındaki barışı ve kardeşliği simgelediğini söylemiştir. İrlanda bayrağı, Kuzey İrlanda’da yasal olmamakla birlikte, kullanılmaktadır.

DUBLIN TARİHİ
Bugün İrlanda’nın ekonomik, politik ve kültürel başkenti olan Dublin, bin yıldan uzun süren bir tarihe sahiptir. İrlandaca adı “Áth Cliath” olan Dublin şehrinin ismi tarihte ilk kez astronomist ve kartograf Claudius Ptolemy tarafından M.S 140 yılında yazılan yazılarda geçmiştir. Buna dayanılarak Dublin şehrinin tarihinin bundan da eski olduğu varsayılır. Şehir, zamanla değişen adını eski bir vviking yerleşim yeri olan Dyflin’den alır. Tarihsel süreçte, coğrafik konumundan ötürü Dublin’in en yakın ilişkileri, komşusu İngiltere ve Vikingler olmuştur.
İrlanda’nın Avrupada’ki ilişkilerden uzak durması da aslında coğraffi özelliklerinden kaynaklanır; zira İrlanda bir ada ülkesidir.

Dublin, Vikingg dönemi boynca köle ticaretinin başkenti olmuş, 1171’de Normanlar tarafından işgal edilince de Gallerr ve İngiltere’den gelen göçmenlere ev sahipliği yapmıştır.

İngilizlerin işgali boyunca Dublin Kalesi, İngilizlerin milliyetçi İrlandalıları kontrol etmek için kullandıkları bir güzergah olmuştur. Orta Çağ döneminde şehirde mimari açıdan önemli kaleler, katedraller ve kiliseler inşa edilmiştir. Bunlardan en önemlileri, St. Patrick Katedrali, Christchurch Katedrali ve St. Audoen Kilisesi’dir. İngiliz hakimiyeti boyunca Protestan yasaları ve kurallarıyla yönetilen Dublin, birçok kanlı ayaklanma ve Katolik infazları yaşamıştır.

I.Elizabeth, bugün dünyanın en önemli üniversitelerinden biri olan Trinity College Dublin’i 1592’de Protestanlığı yaymak adına inşa etmiş, ancak birçok zengin İrlandalı bunu reddederek çocuklarını Avrupa’nın Katolik okullarına yollamıştır. 18. yüzyılda şehirde mimari anlamda önemli değişimler yaşanmış ve Gregoryan tarsi binalar, caddeler ve meydanlar inşa edilerek Dublin’in çehresi değiştirilmiştir. Şehir, kırsal kesimden Dublin’e hızlanan Katolik göçleri sayesinde Protestan etkisini yitirmeye başlamış ve kentte zamanla nüfus üstünlüğü oluşmuştur. Dublin, 19. yüzyıla kadar hem gelişmiş, hem de ekonomik ve politik buhranlar yaşamıştır. Şehir endüstri devriminden Belfast gibi nasibi almış alamamış, ama kendi endüstri ürünlerini üretmeye başlamış ve sonucunda da bugün varlığını sürdüren Guinness, Jacob, Jameson gibi dünyada ünlü markalar ortaya çıkmıştır.

Dublin, bağımsızlığını kazanmasının ardından 2. Dünya Savaşı boyunca sessizliğini korumuş ve bu döneme de savaş değil, “acil durum” adını vermiştir.

Dublin, tarihinde olduğu gibi bugün de Avrupa’nın en kozmopilit kentlerinden biridir. Sağladığı istihdam sayesinde şehre, Avrupa, Afrika ve Güney Amerika’dan yoğun bir göç vardır. Göçmenlerin milliyetlerini en çok Polonyalılar, Brezilyalılar, Romanyalılar ve Nijeryalılar oluşturmakla beraber, son yıllarda Çin ve Hindistan’dan da yoğun bir işçi göçü söz konusudur.

Şehirde birçok İngilizce dil okulu mevcuttur ve u da Dublin’I İngilizce öğrenmek isteyen Avrupalı gençlerin uğrak mekanı yapmıştır. Sadece Avrupa’nın değil, dünyanın dört bir yanından birçok genç Dublin’e İngilizce öğrenmek ve çoğu kursun sağladığı yarı zamanlı iş olanaklarından faydalanmak için gelmektedir.

Bunların dışında Dublin, 70’li yıllardan itibaren uyuşturucu sorunu ile boğuşmak zorunda kalmıştır ve günümüzde de ilaç satıcıları ve uyuşturucu bağımlılarıyla mücadelesini sürdürmektedir. Bunun yanı sıra, artan işsizlik, alkol problem, göç, evsizlik ve dilenciler, bugün Dublin’in özellikle Dublin şehir merkezinin belli basil sorunlarını oluşturmaktadır.

Nüfus yoğunluğunun oldukça yüksek olduğu şehirde, bir milyondan fazla insan yaşamaktadır. Şehir, idari sorunları ortadan kaldırmak için 24 bölgeye verilmiştir. Liffey Nehri’nin kuzeyinde kalan yerlere Kuzey Dublin şehri denirken, güneyinde kalan kısma ise güney Dublin şehri adı verilir.

Kelt Kaplanı denilen ekonomik patlamadan sonra, Dublin, endüstri ve tarım alanlarında oldukça ilerlemiş ve 2009’da dğnyanın en zengin dördüncü şehri seçilmiştir. Bugün Grafton Street, Avrupa’nın en yüksek kiralarına sahip caddesidir.

Dublin’de kiralar ve yaşam giderleri pahalı olduğu için, burada çalışan birçok insan Dublin dışındaki Meath, Louth gibi bölgelerde yaşamakta ve Dublin’e günübirlik gidip gelmektedir. Bu da, şehrin trafik sorununu arttırmaktadır.
Avrupa’nın en genç şeehirlerinden biri olan Dublin, eğlence sektöründe de ilerlemiştir. The Temple Bar gibi ünlü eğlence mekanları ve barlar, her yıl binlerce turisti kendine çekmektedir. Ondan fazla üniversitenin bulunduğu şehir, her yıl binlerce yerli ve yabancı öğrenciye ev sahipliği yapmaktadır.

NERELERİ GEZELİM?
İrlanda doğal güzellikleri ve bünyesinde barındırdığı kaleleri, şatoları ve katedralleriyle her yıl binlerce turistin akınına yğramakta ve İrlanda’nın önemli geçim kaynaklarından turizm sektörüne katkı sağlamaktadır. İrlanda ve özellikle başkent Dublin’de gezip görülecek belli basil yerler şunlardır:

Dublin içinde gezilecek yerler:

Battle of Boyne
O’Connell Street
Georgian tarzı meydanlar
Oscar Wilde’ın Evi
Bram Stoker’ın Evi
Trinity College
Dublin Kalesi
St. Patrick Katedrali
Chester Beatty Kütüphanesi

Dublin dışında gezilecek yerler:

Cliffs of Moher
Kilkenny
Drogheda
Wicklow Dağları
Powerscourt ev ve bahçeleri
Glendalough
Galway
Cork


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: