Koşan Adam Kemal Özdemir

Çoğu insan için yeni bir dünyanın kapısıdır koşmak… Onları özgür kılan, bir amaç için emek vermenin kutsallığını gösteren ya da sadece “kendilerini buldukları”, “kendileriyle oldukları” özel bir uğraştır… Kemal Hoca için bunların hepsi de olabilir hiçbiri de… Ama onu ayrıcalıklı kıldığı kesin.

İnsanın doğayla imtihanı, insanlık tarihiyle başladı.
Nüfus arttıkça kaynaklar azaldı, “topraktan gelen” insan kendini inkar etti, doğayı katletti.
Elbette “bunları biliyoruz”!
Bunları okumaktan da dinlemekten de “çok sıkıldık”!
Bu satırların yazarı da yazmaktan sıkıldı elbet.

Biz “sıkılanlar” yerimizde oturup sıkılmaya devam ederken bir grup insan “ait oldukları yere” gittiler.
24 ekim – 2 Ekim arasında doğayla savaşmak yerine, sevişmeyi seçtiler.
Fethiye’den Antalya’ya uzanan tarihi Likya üzerinde 250 kilometreye yakın yol kat ettiler.

Dünya çapında en zorlu parkurlardan biri kabul edilen Likya Yolu Ultra Maratonu’na (LYUM) 27 kişi başladı, 18 kişi bitirdi.
Galiptir bu yolda mağlup!
Bu işe cesaret etmek bile bitirmek kadar değerlidir.

LYUM yarışmacıları arasında bir tanesi çok özel bir amaç için oradaydı.
Bu amaç olmasa da orada olacaktı aslında.
İkinci kez katıldığı LYUM’a farklı bir anlam katmak istedi yalnızca.
Hem kendisi hem de toplum için…

Milli sporcu Kemal Özdemir, LYUM’da TEMA yararına koştu.
TEMA, bu anlamlı projeyi duyurmak için Antalya’da bir basın toplantısı düzenledi.
Özdemir’in arkadaşları ise sosyal medyada örgütlendi, LYUM için facebook sayfası açıldı, twitter’da mail gruplarında duyurular yapıldı.

Özdemir koştu, fidanlar dikildi…
Yarışla ilgili bilgiler, sıralama, Özdemir’in neler yaptığı gün be gün sosyal medyada paylaşıldı.
240 kilometrelik yarış bittiğinde, 2 bin ağaca ulaşılmıştı bile…
Projenin hedefi gerçekleşti, TEMA erozyon sorununa, çölleşmeye, katledilen doğaya bir kez daha dikkat çekti.
Bu yazının amacı ise bu özel insana, Kemal Özdemir’e dikkat çekmek…

Aslında herkes ona “Kemal Hoca” diyor.
Bir de “Koşan Adam”!
Hoca unvanı uzun yıllardır var.
Yıllardır atletizm antrenörlüğü yapıyor, kendini spora adamış biri o.
10 yaşında da öğrencisi var, 60 yaşında da…
Onlarca sporcu onun özgün programları ile yıllardır başarıdan başarıya koşuyor.

Sürekli öğrencilerinin “ensesinde”…
LYUM’da yarışırken bile çoğunu tek tek arayıp hesap soracak kadar takipçi, disiplinli.

Günün 24 saati, sabırla, hepsine bilgi verecek kadar enerji dolu…
Enerji derken, “güneş enerjisi” gibi sınırsız bir şey düşünün…
Herkese yeten, her yere yetişen…

Yaptığı işe aşkla bağlı olmakla ilgili bir bey belki de bu…
Her güne heyecanla uyanmak, sürekli emek vermek, merak etmek, tutkulu olmak, karın ağrısı çekmek, coşku duymak…

Öğrencilerine de bu duyguyu geçiriyor: “Sevmeden koşamazsın ve zaten niye koşasın?”

Kemal Hoca solak…
Ama sol kolu yok…
Küçücük bir çocukken geçirdiği tren kazası hayatının akışını bambaşka bir yöne çevirmiş.
Koşmaya başlamış…
Küçük bir parantez açalım ve koşan her insana sorulması gereken soruyu soralım: Neden koşuyorsun?
Çoğu insan için yeni bir dünyanın kapısıdır koşmak…
Onları özgür kılan, bir amaç için emek vermenin kutsallığını gösteren ya da sadece “kendilerini buldukları”, “kendileriyle oldukları” özel bir uğraştır…
Kemal Hoca için bunların hepsi de olabilir hiçbiri de…
Ama onu ayrıcalıklı kıldığı kesin.
LYUM’da sırtında 20 kiloluk bir çantayla koştu.
İstanbul’da düzenlenen bir yarışta, triatlona katılan ilk engelli sporcu oldu, yüzdü, bisiklete bindi, koştu…

Onu tanıyan herkesin aklına şu soru geliyor: Peki dengesini nasıl sağlıyor?
Dengesinin arkasında ne mucize var ne de Allah vergisi bir yetenek…
Kendi kendine geliştirdiği yöntemler var sadece.
Emek var, istek var, hırs var, yaşama sevinci var.
Öyle bir denge sağlamış ki maratonlarda inanılmaz dereceler elde ediyor ve bunu sürekli yapıyor.

Çok başarılı bir sporcu…
Çok başarılı bir eğitimci…
Spor akademisinde ve Deniz Harp Okulu’nda çalışmış.
Milli takıma kadar yükselmiş.
Hollanda’da, Çek Cumhuriyeti’nde, Pekin’de düzenlenen farklı organizasyonlarda ön sıralarda yer almış, Türkiye’yi başarıyla temsil etmiş.

Demiştik ya, “güneş enerjisi” var onda…
Gelecek günlerde bu enerjiyle ortaya çıkacak yeni projelerle karşılaşmaya hazır olun.

Şirin Mine KILIÇ


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: