Aylardan Ekim…

Merhaba

Yine bir martı dergisi, aylardan Ekim, mevsim sonbahar… Yapraklar minik bir rüzgarda bile yerlerde, renkleri yeşilden sarıya, kırmızıya dönmeye başladı. Biz takıldık martının
kanatlarına ve uçuştayız. Bakalım bizleri nerelere götürecek?

Derginin adı neden Martı? Çünkü ben Richard Bach’ın Martı kitabındaki Martı Jonathan Livingston’un hayranıyım.Neden bir dergi çıkartıyorsunuz? Çünkü yaşadıklarımızı, bildiklerimizi, seyrettiklerimizi, okuduklarımızı paylaşmayı seviyoruz. Her konuda yazı çıkabilir karşınıza bu dergide… Çünkü Martı dergisi bir beslenme çantası, canımız ne istiyorsa, neye ihtiyacımız varsa biz ulaşıyor, yaşıyor ve ulaştığımız herkes ile paylaşıyoruz.

Martı dergisinin yazarlarını sizlere tanıştırmaya başlıyorum bu sayıdan itibaren, her sayıda farklı yazarlarımıza onların duygularından bakarak tanışacağız. Bu sayımızda Ayhan A. Birlik, Sevil Mert ve Nurcan Örtügen Gök var.

Sinema köşesinde Meriç Renkver “Bir Zamanlar online casino Anadolu’da” filmini yazmış. Ustanın en sevdiğim filmi bu oldu, Ankara bozkırları ve sıradan insanların sıradan hikayesi beni de çarptı. Ödül töreninde yaptığı konuşmadan o unutulmaz replik zihnimde döndü durdu “Bu ödülü, tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme armağan ediyorum.”

Çok sevdiğim arkadaşım Mine Kılıç bizim için Koşan Adam’ın başarı hikayesini yazdı.

Kariyer sohbetinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Işık Akgöl var. Farklı bir kariyer hakkında daha ipuçlarını bulacaksınız.

Martı dergisini okuyun, okutun ve paylaşın. Martılar yol arkadaşınız olsun.

Sevgiyle mutlu olun…


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikEngeller Aşılmak İçindir – II
Sonraki İçerikKoşan Adam Kemal Özdemir
Yasemin Sungur
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben aslında bir “Hayat Öğrencisi”. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakamadım bir türlü. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri kahkahalarımla uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla hayat bir başka güzel. Şükür...