Mine Söğüt okumaya neden bir masalla başladım?
Evet, bu bir itiraf sayılabilir: Mine Söğüt’ü okumaya Ormandaki Kalpsiz Ceylan ile başladım. Bu kadar geç kaldığım için içimde bir burukluk var. Bazı yazarları çok istememize rağmen doğru zamanı bekleriz ya, işte benimki de öyle oldu. Kitaplığımda uzun süredir okunmayı bekleyen Deli Kadın Hikâyeleri sessizce sırasını kollarken, 2025’te raflarda beliren Ormandaki Kalpsiz Ceylan, artık bu dünyaya adım atmam gerektiğini fısıldadı bana. Belki de Yasemin Sungur’un önderliğinde başladığımız Kurtlarla Koşan Kadınlar okumaları, beni “masal en çok yetişkinlere gerekir” hakikatine hazırlamıştı.
Bugünün sert ve yorgun zamanlarında masalın iyileştirici gücünü hatırlayınca… Bu kitabı bir yerde görüp “çocuklara yazılmış bir masal” deyip geçerseniz, inanın kendinize büyük bir haksızlık etmiş olursunuz.
Söğüt’ün Kalpsiz Ceylanı bana, çocukluğumda tekrar tekrar okunan o masalların aslında hiç de masum olmadığını anımsattı ve içimde saklı bir kapıyı araladı.
Peki bu kitapta bizi ne bekliyor? Masalın kahramanı ceylanı aslında hepimiz tanıyoruz ama nereden?
Hikâye, neredeyse hepimizin bildiği Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalına geri götürüyor bizi. Hani, güzeller güzeli prensesi kurtarmak uğruna kalbi çalınıp ölüme terk edilen o masum ceylan var ya… Belki siz de benim gibi anımsamakta zorluk çektiniz ceylanın varlığını ama Mine Söğüt onu hiç unutmamış; ceylana duyduğu şefkatle hikâyesini içinde büyütmüş. Bahadır Baruter’in modern çizimleriyle de onu dantel gibi ince ince işlemiş.
Kalbimde taht kuran yan karakter: Mantıklı
Yedi cüceden biri olan bu karakter öylesine sahici ki… Kitabı okumayanlara fazla ipucu vermek istemem ama şunu söylemeliyim: Bir gün kızım olursa, onun Mantıklı gibi olmasını dilerim.
Her okuma sonunda sorduğum en önemli soru: Yalnızca 96 sayfa olan bu kitap bana ne yaptı?
Sayfaları çevirdikçe önümde bugünüme ışık tutan dersler belirdi. Yazar, doğaya yabancılaşmamızı öyle yalın ve sert yüzümüze çarpmış ki, bu tokat için teşekkür etmekten başka çarem yok. Onun cümlelerinden daha iyi de ifade edemem: “Kuşlara ve ağaçlara yabancılaşan bir dünyada yaşayan insan, hızla kendisine de yabancılaşır.”
Bununla kalmıyor; güzelliğe biçilen hoyrat değer, barış ve adalet gibi günümüzün yaralarına da dokunuyor. Kitabı kapattığınızda yalnızca farkındalığınız değil, bakışınız da değişiyor ve tüm bu sert gerçeklerin arasında, umuda da ince bir yer açıyor.
Peki ya siz?
En son ne zaman, sadece kendiniz için bir masal okudunuz?
Gamze Seda






















