Evet mi Hayır mı?

‘Evet’ bir kabullenmeyle başlayalım.

Günler hızlı geçiyor, beynimiz her an uyanık ve bir saniye bile alıkoyamıyor kendini düşünmekten.

Gün içinde sayısız yargıda bulunup, sayısız karar alıyoruz.

Ve bu kararları, sonsuz enerjisiyle otomatik bir pilot gibi çalışan, son günlerde bilimin çokça kafa yorup araştırma konusu ettiği bilinç/bilinçaltı yansımalarımızdan doğan ‘EVET’, ‘HAYIR’ sözcükleri şekillendiriyor.

Niyetlilik, gönül verme, hayaline kendini adama, koşullara uyum sağlamaya çalışma, zor durumlara rağmen pes etmeme gibi bir çabayı hayatım boyunca kutsal sayanlardanım. ‘Evet’ insan isterse, her şey mümkündür.

Öte yandan olmazı oldurmaya çalışırken, bir yeniliği, bir fikri, ürünü, projeyi hayata geçirirken; yolda, yöntemde, bilgide, üslupta eksiklik varsa ona da her zaman ‘Hayır bunu böyle yapmalıyız’ diyenlerdenim.

Yani bu dilemma, günlük koşturmacamın ta kendisi.

Filmlere konu olan, kitapları çok satan, en popüler kişisel gelişim yaklaşımlarına, dünyadaki tüm şirketlerin stratejilerine yön veren, EVET’ler ve HAYIR’lar.

Bu paylaşımda çalışma hayatındaki EVET’lerden bahsedeceğiz.

Ve evet, yine bir kabullenme ile devam edelim.

Pek çok çalışan için bir şirkette çalışıyor olmak, orada oldukları süre boyunca ‘evet’ demektir. İşini kaybetme korkusu, eleştirilme korkusu, minnet duygusu, ikramiye-zam konusunda hırslı olmak, terfi hevesi gibi nedenler buna sebep olabilir. Ya da bireylerden ziyade, şirketin kültürü bu şekilde olabilir, tıpkı Japonya’da bazı şirketlerin çalışma kültüründe herşeye evet diyen çalışanların işe alınması gibi. Tüm bu nedenlerle çalışanlar genellikle iyi haberleri iletirler, kötü haberleri iletme konusunda gönülsüz ve çekingen davranırlar.

Bu durum, tecrübeden ve kişilerin titrinden bağımsız gerçekleşebilir. Yani CEO’ya raporlayan bir CMO ya da CIO da bu refleksle davranabildiği gibi, şirketteki herhangi bir reel ya da sanal takımın üyesi de yöneticisine karşı aynı refleksle davranıyor olabilir. Kritik bir karar ya da olay anında, sessizliğin korunarak durumun onaylanması da fiili olarak -evet- denmesi de ‘Evet’ demektir aslında.

Yönetimin egosu açısından zaman zaman iyi hissettirebilen bu durumun aslında yönetimin en büyük düşmanı olduğu gözden kaçar. Şirket için doğru zamanda doğru kararların verilmesi engellenmiş olur ve bu görünmez etki uzunca bir süre yine ‘herşey yolunda’, ‘YesMan’ (EvetEfendim) kültürüyle şirkete çok büyük zararlar verildiği fark edilene kadar devam edebilir.

Ve ‘Evet’ yine bir kabulle devam edecek olursak, burada da farkındalık en güçlü ışıktır.

Fark etmek konusunda tüm içgüdülerini ve kaslarını geliştirmiş iyi liderler;

 ‘Kötü haberlerin tolere edildiği ve bu şeffaflığın sağlandığı ortamı yaratmak için ekiplerini cesaretlendirir, hatta zaman zaman zorlarlar.’

‘Birini suçlamak yerine, problemi adreslerler. Burada amaç hem çözümü bulabilmek hem de aynı şeyin tekrar yaşanmasını önlemektir.’

Bulunduğunuz şirketlerde, topluluklarda ‘YesMan-Evet Efendim’ kültürünü oluşturmaktan kaçınmanın yolu kolektif bilinçle hareket etmeyi öğrenmekten ve öğretmekten geçer.

Bu bilinç oturmadığı durumda, ekipler ekip olmayı beceremez, ‘Hayır’ lar eleştirilir, farklı düşünenler sessizce ötekileştirilir. Bu durum, çoğu zaman günlük koşturmacada yönetimin fark edemediği, kemikleşmiş bir kültürel DNA bozukluğuna yol açar.

Tüm bunlara rağmen kötü haberi verebilmek, iyi bir yetenektir. Bunu çözüm ile desteklemek her zaman beklenmemelidir fakat mümkün olursa elbette çok daha faydalı olur.

Yeni iş gününe, Evet ve Hayır’lara biraz da bu açıdan bakmak dileğiyle…

Gülçin Gürses Eroğlu


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikYaşayanların Dilinden Son Yüzyılın Hikayesi Eyüp
Sonraki İçerikSürekli Başkalarını Memnun Etmeye Çalışanlar
Gülçin Gürses Eroğlu
Gülçin Gürses Eroğlu 1985, Ankara doğumlu. Evli ve bir çocuk annesi. Müzik sever, okur, yazar-çizer-boyar, derinleşme telaşında. Bilgisayar Mühendisi, Pazarlama İletişimcisi. İtalya'da Leadership üzerine eğitim aldı. “Dünya için Geleceğin Liderleri” bursunu kazanan sayılı kişilerden biridir. 11 yıllık iş hayatı süresince birçok farklı sektörde teknoloji, inovasyon, iş geliştirme, ürün geliştirme ve proje yönetimi alanlarında çalıştı. Çalıştığı kurumlarda inovasyon öncülüğü yapmış ve çok sayıda ödül almıştır; halen kurum içi inovasyon, iletişim, motivasyon odaklı çalışmalara katkı sağlamaktadır. Hayalini kurduğu;insanların hayatında mutluluk ve enerji yayabileceği bir hareket için Joimove topluluğuna katıldı. UNESCO ve CID'in desteklediği, sertifikalı Joimove Bebeklerle Dans eğitmenidir. Halen bir teknoloji şirketinde kurumsal çalışma hayatına devam etmektedir, ürün yönetimi eğitmeni olarak; zamanının çoğunu yeni ürünler üretmek üzerine çalışırken ve ekiplere ürün yönetimi eğitimleri verirken geçiriyor. Martıdergisi'nde hayata,liderliğe, pazarlamaya, iletişime, marka iletişimine ve inovasyona dair yazılar kaleme alıyor.