Bu yazı, bir süredir içimde taşıdığım sessiz çığlığın, göz kapaklarımdaki ağırlığın, kelimelere dökülmüş hâlidir. Uykumda kabuslar görüyor, sabahları kalbim sıkışarak uyanıyorum. Henüz gözlerimi açmadan “Bugün yine kim gözaltına alındı?” “Kimlerin başına ne geldi?” soruları zihnimde çınlıyor. Yaşamaktan değil, güvende hissedememekten yorgunum. Yazmak belki anlamaya bir kapı aralar diyerek sevgili Şengül Hablemitoğlu’nun yazdığı bir tweetden yola çıkarak başladım.
-
Kayıpların Ardında Kalan Sessizlik
Bu çağın yasları sadece mezarlıklarda tutulmuyor. Bazen bir halkın susturulan sesi, yok sayılan adaleti, bastırılan hafızası da matemini tutuyor. Türkiye uzun süredir, görünmeyen ama derinden hissedilen bir yas sürecinin içinde. Adına “politik yas” deniyormuş. Bu, sadece kaybedilen canların değil, aynı zamanda kaybolan hakların, yok edilen umutların ve yarım kalan adaletin yasıymış.
Ben de bu yazıyla hem kendi içimde hem toplumun içinde yankılanan bu sessiz ağı anlatmak istedim. Çünkü yaşananları “normalleştirmek” istemiyorum. Çünkü yas da direnmenin bir biçimidir.

-
Politik Yas: Tanım ve Kuramsal Arka Plan
Politik yas, bireylerin ya da toplumların siyasi kararlar veya toplumsal olaylar sonucu yaşadıkları kayıplara verdikleri duygusal tepkidir.
Klinik terapist Darcy L. Harris, bu kavramı şöyle tanımlar:
“İnsanların iktidar sahiplerinin kararları ve eylemleri sonucunda yaşadığı doğrudan ya da dolaylı kayıplara verdikleri duygusal yanıt.” (Harris, 2010)
Bu kayıp sadece fiziksel ölümle sınırlı değildir. Susturulan bir gazeteci, sansürlenen bir şarkı, ertelenen bir adalet talebi de yas üretir. Politik yas çoğu zaman tanınmayan yas kategorisindedir; toplum tarafından meşru görülmez, paylaşılması teşvik edilmez. İnsan içine atar, içine çöker.
Jeffrey C. Alexander’a göre, toplumsal travmaların iyileşmesi için önce tanınması, sonra da kültürel hafızada yer bulması gerekir. Aksi halde toplum hafızası bastırılmış öfke ve inkârla zehirlenir. 
-
Boğulmuş Yas ve Süregelen Kayıplar
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’nun yazısından alıntılayarak
Politik kayıpların döngüsünde “yas”tan çıkamıyoruz…
Her sabah yeni bir kayıpla uyanıyor, her gece başka bir eksikle uyuyoruz.
Her güne ve geceye, bir öncekinin yasını da taşıyarak giriyoruz.“Yas, sadece ölüme mi düşer?”
Hayır. Yas yalnızca bedensel ölümlerle sınırlı değildir. Gerçi bizde o da var, fazlasıyla…
Kaybın olduğu her yerde, yas da vardır. Ve bazı kayıplar toprağa değil, gündelik hayatın dokusuna gömülür.Her sabah bir haberle —bir gözaltı, bir baskı, bir hukuksuzlukla—
eski acıların üzerine yenisini ekleyerek güne başlıyoruz. -
Türkiye Bağlamı: Sessizliğin Çığlıkları
Türkiye’nin yakın tarihinde politik yasın yüzleri çok fazla. Gezi Parkı’nda genç yaşta yitirilen hayatlar,
Ankara Garı’nda dağılan umutlar… Ama bunlar kadar yüreğimize kazınan başka kayıplar da var.
Çorlu tren kazasında adalet arayan ailelerin mücadelesi,
6 Şubat Depremleri sonrası hem yitirilen canların hem de geç kalan, sistemsiz ve güvenilmeyen çalışmaların açtığı yara,
Kartalkaya otel yangını gibi sorumsuzluk ve insani hatalarla yaşanan olaylarda yaşanan duyarsızlık…
Ve bitmek bilmeyen kadın cinayetleri, adeta topluma “bir kadının hayatı her an yarım kalabilir” duygusunu ezberleten bir sistemsel sorun hâline geldi.
Bu olaylar sadece can kaybı değil; adaletin sağlanmadığı, yasın bastırıldığı, hafızanın silinmeye çalışıldığı anlar.
Her birinin ardından ben de bir yurttaş olarak yalnızca üzülmedim, pek çok kişi gibi içime çekildim. Yazmak, konuşmak bile zor geliyor.
Çoğu insanın şöyle düşündüğünü biliyorum. “Benim sevdiklerimin başına ne gelebilir?”
Bu düşünce, artık sadece entelektüel kaygı değil; gündelik bir iç sıkıntısı, bir ruhsal daralma.
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, bu ruh halini şöyle özetliyor:
“Türkiye’de özellikle muhalif gelenekteki birçok birey için umut etmek artık neredeyse bir ahmaklık belirtisi gibi görülüyor.”
Ve evet, bazen umut etmek gerçekten de cesaret istiyor. Belki de bu yüzden bu yazıyı yazmak da başlı başına bir iyileşme adımı.
-
Psikolojik Etkiler: Toplumda Kırılan Güven
Politik yasın en derin etkisi, içsel güveni sarsması.
Psikolog Judith Herman, travmanın bireyde dünyayı “güvenli, öngörülebilir ve adil” bir yer olarak görme becerisini zedelediğini söyler. Bu tam da bizim yaşadığımız şey.
Güvendiğin kurumlar bir bir çökünce, sabahları gelen haberlerle kalbin sıkışınca, yas bedenine yerleşir. Benim için bu yas; bir haber başlığında, bir tweetde, bir gülümseme yüzümde donarken kendini gösteriyor.
Toplumlar bu tür travmaları işlerse iyileşir; bastırırsa çöker. Politik apati, işte bu bastırılmış yasın çürümüş sonucudur. İnsanlar “zarar görürüm” diye susuyor.
Ve belki de en acı olan şu: Bu yas sadece bizimle kalmıyor. Sessizce çocuklara geçiyor. Aktarılan bir duygusal miras gibi. Psikoloji bazı travmaların kuşaklar arası nasıl geçtiğini bilimsel olarak inceliyor. Benim yaşadığım ruh hali, belki de bir zamanlar büyüklerimden bana aktarıldı…
-
Umut ve Dayanışma: Yas Tutmak, Hatırlamak ve Direnmek
Yas, sadece bir ağıt değil; aynı zamanda bir direniştir.
Unutmamak, hatırlamak, konuşmak… Bunlar politik yası dönüştürmenin yollarıdır. Çünkü ancak yas tutulursa, kayıplar anlam kazanır. Sessizliğe mahkûm edilen yas ise sadece çürümeye neden olur.
Ben bu yazıyı sadece içimi dökmek için değil, hatırlamak ve hatırlatmak için yazdım. Umut, bazen en çok ihtiyaç duyulan ama en az sahip olunan şeydir. Ama belki de tam da bu yüzden en çok korunması gerekendir.
Bugün Türkiye’nin bir bölümü hala yas içinde yaşıyor. Ama bu yas, belki de bir sabah yeniden canlanacak bir halkın sessiz direnişidir. Çünkü yas da bir direniş biçimidir.
-
Politik Yas Karşısında Psikolojik Dayanıklılık Nasıl Geliştirilir?
Politik yas içinde yaşarken tamamen çaresiz değiliz. Bazı içsel ve toplumsal stratejilerle psikolojik dayanıklılığımızı yeniden inşa edebiliriz:
-
Yasın Varlığını Kabul Etmek
Yası bastırmak ya da “güçlü görünmeye çalışmak” iyileştirmez. İlk adım, hissettiğin üzüntüye, öfkeye, korkuya alan açmaktır. Bu duygular doğaldır.
-
Anlam Arayışı ve Yazmak
Yaşananları yazıya dökmek, yalnızca ifade değil aynı zamanda bir iyileşme sürecidir. Yazmak, zihni düzenler, travmayı yeniden anlamlandırır. (Bu yazı da bunun tam bir örneği)
-
Dayanışma Ağları Oluşturmak
Yalnız olmadığını bilmek, yasın yükünü hafifletir. Benzer duyguları yaşayan insanlarla konuşmak, birlikte etkinliklerde bulunmak iyileştiricidir. Sessizliği kolektif sesle kırmak gerekir.
-
Sosyal Adalet ve Aktivizm
Dayanıklılık, bazen harekete geçmektir. Küçük de olsa bir şey yapmak – bir mektup yazmak, bir yürüyüşe katılmak, bir konuşmaya gitmek, bir boykotu desteklemek– insanın ruhuna direnç kazandırır.
-
Ruhsal Beslenme: Sanat, Doğa ve Anlamlı Ritüeller
Müzik, şiir, doğa yürüyüşleri, meditasyon ya da inanç sistemleriyle kurulan bağ, travma sonrası yeniden yapılanmaya destek olur. Kimi zaman bir şarkı, bir nefes, bir dua bile iyileştirici olabilir.

-
Kitaplarla Dayanışma: Okuyarak Anlamak, Anlatarak İyileşmek
Yas yalnızlıktır. Ama bazı kitaplar bu yalnızlığı alır, yerine anlam bırakır.
Bazı cümleler, içinden geçilen zor dönemlere eşlik eden bir dost gibi olur. Hele bu kitaplar başka insanlarla paylaşıldığında, yas bile hafifler.
Politik yas, kadın cinayetleri, toplumsal kayıplar ve travmalar gibi ağır temaları birlikte anlamlandırmak için önerdiğim bazı kitaplar:
📘 Kurtlarla Koşan Kadınlar – Clarissa P. Estés
📘 Yas – Uzun Bir Veda – Şengül Hablemitoğlu
📘 Travma ve İyileşme – Judith Herman
📘 Hakikat ve Onarım: Travma Mağdurları Nasıl Bir Adalet Tasavvur Eder?
Nerede Birlikte Okuyabiliriz?
Bu kitapları yalnız okumak zorunda değilsiniz. Sizi, Instagram’da aktif olan, her ay bir kitap sohbetiyle sosyal sorumluluk duyarlılığıyla online buluşmalar yaptığımız topluluğumuza davet ediyorum:
İnsani meseleleri derinlemesine konuşan, kitaplarla ruhumuzu besleyen bir topluluk. Bu topluluklar, bazen bir kitapla, bazen bir kelimeyle “yalnız değilsin” der. Çünkü bazen yasın ilacı kelimelerdir. Ve kitaplar, dayanışmanın en güçlü biçimlerinden biridir.
-
Profesyonel Destek Almak
Psikolojik destek almak bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Özellikle süreğen kaygı, umutsuzluk ve travma belirtileri taşıyan bireyler için bu çok önemlidir.

-
Yalnız Değilsiniz: Dayanışma ve Destek Ağları
Politik yas, insanın iç dünyasında sessiz ama derin bir yara açar. Fakat bu yalnızca bireysel bir yük değil; kolektif bir sorumluluktur. Yalnız olmadığınızı bilmek, dayanıklılığın ilk adımıdır. İyileşmek için bazen bir cümle, bazen bir insan yeter.
Aşağıda, Türkiye’de ücretsiz ya da gönüllü temelli psikolojik destek sunan bazı sosyal sorumluluk ağlarını bulabilirsiniz:
-
Psikoloji İstanbul – Psikolojik Dayanışma Ağı
Afetler ve toplumsal travmalarda gönüllü uzmanlarla ücretsiz destek sunar.
📍 psikolojiistanbul.com
-
Türk Psikologlar Derneği (TPD)
Gönüllü psikolojik ilk yardım ve online destek programları yürütmektedir.
📍 tpd.org.tr
-
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
Şiddete uğrayan kadınlar için ücretsiz psikolojik ve hukuki danışmanlık sağlar.
📍 morcati.org.tr
-
İstanbul Psikodrama Enstitüsü
Kriz zamanlarında gönüllü psikodrama seansları düzenler.
📍 istanbulpsikodrama.com
-
Hayat Boyu Gelişimdeyiz Platformu
Her ay farklı konularda 2 saatlik seminerler ve atölyeler düzenler.
-
Online Psikolojik Dayanıklılık Eğitimi (İngilizce – Ücretsiz Seçenekli)
Coursera’daki bu bilimsel kurslar, psikolojik dayanıklılığı artırma, stresle baş etme ve ruhsal iyileşmeyi destekleme konularında ücretsiz olarak erişilebilir.
Hatırlayalım:
Yas tutmak bir zayıflık değil, yaşama bağlılığın göstergesidir.
Sessizlik içinde kaybolmaktansa, birlikte hatırlamak ve iyileşmek mümkündür.
Bu yazıyı, kendi içsel yas sürecime bir not olarak yazdım. Belki yaslarımız birbirine sarılır. Birlikte hatırlayalım, birlikte iyileşelim. Birlikte mümkün…
Yasemin Sungur
Kaynakça
- Harris, D. L. (2010). Counting Our Losses: Reflecting on Change, Loss, and Transition in Everyday Life. Routledge.
- Alexander, J. C. (2004). Cultural Trauma and Collective Identity. University of California Press.
- Herman, J. L. (1992). Trauma and Recovery. Basic Books.
- Hablemitoğlu, Ş. (2020). Politik Yas ve Toplumsal Tükenmişlik Üzerine Görüşleri, Çeşitli Röportaj ve Söyleşilerden Derleme.
- Hablemitoğlu, Ş. (2024). Politik Yas: Adı Konmamış Kayıpların İçinde.
- Somay, B. (2012). Bir Ruhun Hikâyesi: Türkiye’de Umudun Çöküşü. Metis Yayınları.
- Coursera – Political Psychology & Trauma Healing Courses
İlgilenen okuyucular için şu kurslar bu alanda oldukça destekleyici olabilir:
The Science of Well-Being veya Resilience Skills in a Time of Uncertainty – her ikisi de psikolojik dayanıklılığı bilimsel ve uygulanabilir yollarla ele alıyor.





















