Osman Hamdi Bey ve Altın Yaldızlı Portre

0
110

Türk sanatının ilk figüratif ressamlarından biri olan Osman Hamdi Bey, son yıllarda İngiltere ve Avrupa’da rekor fiyatlara el değiştiren eserleriyle sık sık gündeme gelmektedir. Osman Hamdi Bey’i sadece ressam olarak tanımlamak çok yanlış olur. O hem Türk sanatı hem de Türk tarihi açısından bir ressamdan çok daha fazlasıdır. Arkeolog, müzeci, ressam, Kadıköy’ün ilk belediye başkanı olması sebebiyle siyaset adamı gibi tanımlamaları içerisinde barındıran çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Ayrıca Sanayi Nefise Mektebi’nin de kurucusudur. Yaşamı boyunca birçok başarıya imza atan Osman Hamdi Bey 30 Aralık 1842’de İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Bir dönem sadrazamlık yapan babası Ethem Paşa tarafından hukuk eğitimi alması için oryantalizmin en yoğun yaşandığı Paris’e gönderilmiştir. Hukuk eğitimi alan sanatçı aslında Paris ‘te resme olan ilgisini, yeteneğini keşfetmiş ve bu yeteneğini eğitimlerle de birleştirerek sanat alanında daha sağlam adımlarla ilerlemiştir. Eğitimini Paris Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı bilinmektedir. Ayrıca dönemin ünlü ressamları   olan  Jean-Léon Gérôme ve Boulanger’den aldığı derslerle sanat eğitimine katkıda bulunmuştur. Sanata olan merakının Paris’ de bulunması ile yakından ilgili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Paris 19. yüzyıl Avrupa’sında sanat merkeziydi. Ülkesine döndüğünde resim çalışmalarına devam eder. Resimlerinde okuyan, tartışan, özlemini duyduğu Türk aydın tipini ele almıştır.

Çağın İlerisinde Kadın İmgeleri

Bugün Osman Hamdi Bey’in kadınlara yer verdiği tabloları Türk sanatı açısından oldukça kıymetli eserler olarak nitelendiriliyor. Dışa açılmış, entelektüelitesi gelişmiş, çağının ilerisinde kadın imgelerini tuvaline yansıtmıştır. Kadınlar her zaman giyinik, okuma yazma bilen, kitap okuyan, enstrüman çalan ve sohbet eden kadınlar olarak çıkıyor karşımıza. Ayrıca kadınları erkeklerin gerisinde değil onlara yakın ve eşit olarak göstermiştir. Bunun tek sebebi batının doğu olarak kabul ettiği Osmanlı’dan çıkan bir oryantalist olması değildir. Sanatçının doğuya tanıklık ediyor olması, onu tanıması önemli bir faktör. Ancak Meşrutiyetle başlayan bir değişim ve dönüşüm de söz konusudur ülkede. Bu tarihten sonra kadınların hem toplumsal hayatta hem de eğitim hayatında daha görünür bir hale gelmeye başladıklarını biliyoruz.

 

Gezintide Kadınlar, Kuran Okuyan Kız, İki Müzisyen Kız, İstanbul Hanımefendisi, Pembe Başlıklı Kız, Mihrap, Leylak Toplayan Kız, Mimozalı Kadın ve İki Genç Kızın Türbe Ziyareti adlı eserler Osman Hamdi Bey’in kadınları resmettiği tablolarlar arasında yer almaktadır.

Naile Hanım Portresi

Osman Hamdi Bey’in kadın resimleri arasında bir portre var. Adı Naile Hanım Portresi. Eseri ilk Sakıp Sabancı Müzesi ziyaretimde inceleme şansım oldu. Diğer figürlerden farklı olduğu için bu eseri daha detaylı incelemek istedim. Bu eser Osman Hamdi Bey’in çok sayıdaki kadın tablosundan bir tanesidir fakat çok özel bir tablo, portredir. Nedeni ise altın yaldızlar. Portreye ismini veren Naile Hanım, Osman Hamdi Bey’in ikinci eşi Fransız Marie Palyart’dır. Zaten Osman Hamdi’nin pek çok kadın tablosunda gördüğümüz modeller eşi ve kızlarından oluşmaktadır. Osman Hamdi Bey Marie veya Naile Hanım ile bizzat Sultan Abdülaziz tarafından görevlendirilerek gittiği Viyana’da tanışır. Aslında o sıralar yine ismi Maria olan bir başka Fransız Hanımla evli olan sanatçı 10 yıl süren bu evliliğini sonlandırarak Viyana’da tanıştığı Marie ile evlenme kararı alır. Evlendikten sonra da eşi Naile ismini kullanmaya başlar. Aile fertlerinin portrelerini sıklıkla resmeden Osman Hamdi Bey, eserlerinde en çok Naile Hanım’ın portrelerine yer vermiştir. Naile Hanım’ın sağ veya sol profilden, önden ya da arkadan farklı kıyafetler içerisinde, değişik yaşlarda betimlediği bu portrelerden genel hatları birbirine benzerlik gösterse de Naile Hanım Portresi için kullanılan az önce de değindiğim altın yaldızlar sebebiyle diğerlerinden ayrı tutulur. Sol profilden resmedilen figürün giysisi ve başındaki siyah örtü, yüzün durağan ifadesinin tersine hareketli fırça darbeleriyle gerçekleştirilmiştir. Tuvalin yarısını kaplayan yoğun siyah renk kullanımıyla resmin geri kalanındaki altın yaldızın arasında belirgin bir kontrast oluşmuştur. Portreyi çevreleyen altın yaldız, Antik Mısır’dan başlayarak, İslam sanatında, Ortaçağ Avrupası’nda ve erken Rönesans’ta daima kutsal kişilerle ilişkilendirilmiş olan bir renktir. Türk sanatında kadın temasını tuval resminde ilk ele alan sanatçılardan olan Osman Hamdi Bey, Bizans ikonlarında figürlerin tanrısallığını vurgulamak için uygulanan altın yaldız fonunu, eşi Naile Hanım’ın portresinde kullanmıştır. Osman Hamdi Bey’in bu uygulamasını kadındaki kutsallık algısının onun hayatında son derece önemli bir yere sahip olması olarak yorumluyorum.

Başarılarla dolu bir hayat, kadına verdiği değer ve önemi eserlerine taşıyan, kendinden sonra gelecek kuşaklara birçok alanda katkıda bulunan, ilklere imza atan, yürüdüğü yolda etrafını aydınlatmayı hiçbir zaman terk etmeyen Osman Hamdi Bey’in ilhamından feyz almak dileğiyle…

Sanatla kalın.

Rabia Çolak

Önceki İçerikOkurun Gözünden: Stoner, John Williams
Sonraki İçerikVan Gogh ve Karanlık Olmayan Gece
Hayatımın en güzel iki eylemi yazmak ve okumak. Yazarken ve okurken dünya bir süreliğine sessizliğini koruyor. Dünya sessizlik anını yaşarken ben hayallere dalıyorum. Hayal kurarken de bir şeyler öğrenebileceğimi biliyorum çünkü. Bu yüzden var olduğum süre boyunca hep öğrenci kalmaya talibim. Sanat ,edebiyat ,flamenko , tarih, arkeoloji ilgi alanlarım arasında yer alıyor. Çok yönlü bir kişiliğim olsa da tek bir alanda, finans alanında uzun yıllar sektör deneyimi elde ettikten sonra sanat tarihi üzerinde araştırmalar yapmaya başladım. Şu an Gebze Teknik Üniversitesi’nde ekonomi yüksek lisansı yapıp, eş zamanlı olarak İtalya’da bulunan Bari Üniversitesi’nde Prof.Mariantonietta Intonti’ nin yürüttüğü ‘Sürdürülebilirlik Finans’ çalışmalarında gönüllü araştırmacı olarak yer alıyorum. Sanat tarihine olan ilgimi ekonomi eğitimimle harmanlayarak araştırmalarıma sanat ekonomisi üzerinden devam etmek hayallerim arasında. Pablo Picasso’nun da dediği gibi ‘Hayal ettiğiniz her şey gerçektir.’