Nasıl yaşlandım ama…

Yaşarken fark etmediğimiz, birileriyle ilişkide görmeyi, anlamayı seçtikçe fark ettiğimiz bir konu bu.

Hayati Bey 76 yaşında, emekli esnaf. Şeker rahatsızlığı ve yüksek tansiyonu var. Her iki hastalık içinde düzenli sağlık kontrollerine gidiyor ve düzenli ilaç alıyor. Fiziksel aktivitelerini engelleyecek sağlık sorunu yok. Yürüyüş yapmaktan, eşiyle beraber şiir okumaktan, hafta sonları çocukları ve torunları ile buluşmaktan, eşi ve arkadaşlarıyla tiyatro, sergi ve seminerleri takip etmekten hoşlanıyor. Gemi maketi yapmak ve küçük mobilyalar tasarlamak onun tutkusu. En son torununun bebekleri için bir oturma grubu yaptı. Sabah yedide güne başlıyor. Mahallesindeki parkta yarım saat yavaş tempolu yürüyüşünü yapıyor. Yürüyüş yaparken, akşamdan kalan yiyeceklerin olduğu poşetten mahallenin kedilerine yemeklerini yediriyor, su kaplarına sularını dolduruyor. Sonra fırınına uğruyor, karşılaştığı komşusu ile öğleden sonra tavla oynamak için sözleşiyor ve evine gidiyor.

Melek hanım 74 yaşında, Hayati Beyin 50 yıllık eşi. Ev hanımı. Kitap okumak onun için nefes almak kadar önemli bir ihtiyaç. Okuduğu kitapların özetlerini bilgisayara aktarmak için haftada üç gün bilgisayar kursuna gidiyor. Tarhana, reçel, salça, ekmek, yoğurt gibi tüm temel ihtiyaçları kendi yapıyor, çocuklarının çoğu çalıştığı için onlarında bu yöndeki ihtiyaçlarına katkıda bulunuyor. Hayati Beyin sağlığı için diyetine uygun yemekler yapıyor. Saç boyamak, manikür gibi kişisel bakımını evde yapıyor. Evde olsa bile hafif makyajlı oluyor. Vücut ölçülerine uygun kıyafetler tasarlayıp dikiyor. Dışarıya çıkmayı çok sevmediğinden evde yarım saat hafif tempolu jimnastiğini yapıyor, duşunu alıp Hayati bey eve gelene kadar kahvaltısını hazırlıyor. Hayati Bey ve Melek Hanım kahvaltılarını ederken gün içinde neler yapacaklarını paylaşıyorlar. Akşam yemeğini beraber yemek kaydıyla, kimi zaman beraber program yapıyorlar, kimi zaman ayrı program gerçekleştiriyorlar. Hayati bey Melek hanıma her fırsatta hayatı için ne kadar değerli olduğundan bahsediyor, Melek hanımda aynı şekilde karşılık veriyor.

Saffet Bey 66 yaşında, emekli memur. Şeker rahatsızlığı ve yüksek tansiyonu var. Her iki hastalık içinde düzensiz sağlık kontrollerine gidiyor ve ilaç takibini yapmıyor ve diyetine dikkat etmiyor. Her geçen gün eklem yerlerinin ağrıdığından dışarıya çıkmak istemiyor. Sadece arada doktora gitmek için dışarıya çıkıyor. Genelde evde olduğundan günlük pijaması ile dolaşıyor ta ki ertesi gün diğer pijamalarını giyene kadar. Günlük gazete alıyor ama hiçbir köşe yazarının yazısını tam okumuyor. Sabah kalktığı gibi televizyonu açıyor. Odasından çıkmıyor. Eve misafir geldiğinde bir an önce evlerine gitmeleri için surat asıyor. Dünyasına kimseyi almak istemiyor. Ekmeğini apartmandaki görevli getiriyor.

Hasret Hanım. 65 yaşında. Saffet Beyin 42 yıllık eşi. Tüm gün evini temizliyor, yağlı ve tuzlu yemek yapıyor. Saffet bey nedeniyle eve misafir davet edemiyor. Akşamları kuruyemiş eşliğinde dizi seyrediyor. Gün geçtikçe kilo aldığından dışarı çıkarken sadece bol eşofmanlar giyiyor, saçlarını sadece önemli günlerde boyayıp kişisel bakımını o zamanlarda gerçekleştiriyor. Gençliğinde çok güzel olduğundan artık aynalara bakmak istemiyor. Saffet Bey sürekli oturduğu için, ev temizliği için ne kadar yorulduğundan hayıflanıyor, zaman zaman Saffet Beyle bu konuda şiddetli tartışmalar yaşıyorlar. Evdeki gerginlik, komşularına ve çocuklarını da yansıyor.

Umutlu ve faydalı yaşlı bir birey olabilmeyi nasıl başarabiliriz?

Hayatını bir hayat arkadaşı ile ya da tek başına sürdüren yaşlı bireylerin ilk ihtiyacı umutlarının canlı olmasıdır. Umudunu yitirmiş yaşlılar hayatlarında eksik kalan şeylerin olduğunu ve artık telafisi için vakit kalmadığını düşünenlerdir. Umudu olanlar ise, son ana kadar hayatın olabildiğince güzelliklerinden faydalanan ve çevresine de bilgi ve tecrübesi ile fayda sağlayanlardır. Sosyal ve profesyonel ortamlarda bir tecrübeye danışma ihtiyacı her zaman vardır. Profesyonel konularda danışmanlık sağlayabilirler. Sosyal aktivite anlamında ise, 65 yaş ve üzeri için çoğu hizmet ücretsiz olarak sunulmaktadır. Müzeler, belediye tiyatroları, sergiler, seminerler ve daha pek çok hizmet ücretsiz olarak sunulmaktadır. Hafif spor aktivitelerinde bulunmak, sağlıklı beslenmek ve her daim bakımlı olmak hayata tutunulduğunun en güzel kanıtıdır.

Gençlik ve yaşlılık arasındaki en güçlü farklar, deneyim, olgun yaklaşım, aceleci olmayan tavırdır. Her anımız ‘bizim zamanımız’, her yaş dönemi, farklı güçlü yanlarımızı keşfettiğimiz dönemimizdir.

Didem Pektok


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikOrada Mısın?
Sonraki İçerikİnci Aksoy’dan Sergi Haberleri
Didem Yeşim Pektok
“İşim: İnsan Konu: Le’biderya. Ufuk çizgisiyle arkadaşlığımda ‘İnsan’ a dair en güzel manzarayı mekan edindim. Olumlu fikir üretir, iyi paylaşım yaparım.” Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat ve Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümleri mezunu Pektok, 1993 yılından beri reklam, satış, bankacılık ve eğitim alanlarında çalışmıştır. Bilişim teknolojileri alanında eğitim veren bir kurumun ortağıdır ve kurumun insan kaynağı, finansman, eğitim koordinasyon birimlerinden sorumlu yöneticisidir. Aynı alanlarda kurumsal eğitimler verir. Kadınların toplum içinde eşit haklara sahip olması için çalışan sosyal sorumluluk platformunun lideridir. 2014 yılından beri Martı Dergisi’nde insan, kadın, çocuk konularında yazar ve okuduğu kitaplarla ilgili okur gözünden yorumlarını paylaşır.