Martı Dükkânı’nda Martılar Uçuyor

Kişinin kendini anlatmasının değişik yolarından biridir yaratıcılık. Yeni ve bir şekilde değerli bir şey oluşturma olgusu da diyebiliriz aslında.

Hayatın bize öğrettikleri ile hayal gücümüzün uyumlu dansı, bize gördüklerimizin ötesinde sınırsızlığı tanımlayıp, adeta yaratım sürecine rehberlik ediyor.

Gözünle gördüklerine sakın inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış” demiş   Martı Jonathan Livingston kitabının yazarı Richard Bach.

marti-dukkani

Herkes aynı nesneye bakar ama herkes aynı şeyi görmezmiş. Ben de Martı Dükkanı’nın ilk ürünleri filizlenmeye başladığında etrafımda, heyecanla yeni ve farklı şeyler görmeye başladım. Yaratım süreci, içimde bir yerlerde başlamıştı, zor olan bunları elle tutulabilir hale getirmekti.

Martı Dükkanı kurucusu Yasemin Sungur’a konuyla ilgili sorduğum birkaç soruya aldığım cevaplar benimde bu sürece dahil olmama sebep oldu.

Hayat birbirine kenetlenen, uyumlu, birbirini besleyen zincirin halkaları gibi uzayıp giderken, yavaş yavaş zincire yeni halkalar eklendi.

Roman kahramanları ve onların yüreğe dokunan, en akılda kalıcı sözleri hayatımıza girmeye başladı. Bazen kahve içtiğimiz bir kupada, bazen gün boyu içine sığmaya çalıştığımız çantalarımızda.

Martılar uçuyor, martılar her yerde…

Bileğimizde, boynumuzda, parmağımızda. Bazen kulağımıza fısıldıyorlar. Bazen yakamıza konuyorlar.

İnce ince dokunan emekle yapılan her üründe, el emeği ve göz nuru ile… 

İşte size birkaç soruda Yasemin Sungur ile Martı Dükkanı…

Danışman, eğitimci kimliğinizden Martı Dükkânı fikri nasıl doğdu? Bu süreç nasıl başladı? 

Her şeyden önce bir Martı girdi hayatıma. Hayat dersleri veren, gelişimin sonsuz potansiyeline inanan ve aynı zamanda özgürlüğün temsilcisi. Hem de konuşan bir martı, sanki bir filozof.

Yaratıcısı Richard Bach’la okuru alıp bambaşka dünyalara götüren Martı Jonathan Livingston kanatlarında, ben de o bambaşka diyarları keşfettim.

Danışmanlık ve eğitmenlik sorumluluğuyla çalışırken bildiğimizi, tecrübe ettiğimizi daha çok insana yayalım düşüncesine odaklandık.

 “Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!” diyen Martı Jonathan’dan ilham aldık ve MartiDergisi.com adıyla iyi haber, olumlu içerikle, online bir dergi yayınlamaya başladık.

İşte bu yolculuk, benim martılara olan hayranlığım, martı figürü taşıyan aksesuarlar kullanmam ve çevremin buna ilgisi ile #kitapdaş ve #martıdaş’larla sohbet ederken Martı Dükkanı doğuverdi.

Martı Dükkânı’nın kitabı olmayan çocuklara kitap hediye etmek gibi naif, saf bir amacı var. Bu sosyal sorumluluk projesi hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Biz Kitap ile Sohbet üyelerimizle, yani #kitapdaş’lar ile bir süredir çocuklara ve okul kütüphanelerine kitap hediye ediyorduk. Bu başlattığımızın bir kıvılcım gibi parlayıp sönmesini istemedik. Kalıcı olmasını çok arzu ettik. Bunun için sürekli bir gelir kaynağı yaratma fikri vardı düşüncemizde zaten. Doğal olarak Martı Dükkânı bu oluşumun bir parçası oldu.

Benim Kitabım ve Kitapdaşım sosyal sorumluluk projesinin şu ana kadar neler yaptı? Bu proje ile ilgili hedefiniz nedir? 

Amacımız evinde kitabı olmayan çocuğa kitap hediye etmek. Benim kitabım diyeceği kitapları olsun, uzaklarda kitapdaş’ları olduğunu bilsin istiyoruz. Okullarda öğretmenler ile görüşerek seçtiğimiz kitapları çocukların adlarına gönderiyoruz. Şu ana kadar bin kadar kitap gönderdik.

“Martı” kitabını gönderiyoruz yaşı uygun olanlara. Lise öğrencilerine benim “Kariyerim Gelecek mi?” kitabımı gönderdik. Evinde kitabı olmayan çocuk olmasın, kitap okuma sevgisini çocukken aşılayalım isteğiyle çalışmaya devam ediyoruz. Bu konuda herkese çağrım siz de çocuklara kitap hediye edebilirsiniz. Yeni ve bizim seçtiğimiz kitapları hediye olarak kabul ediyoruz, kitapları çocukların adlarına yazılmış bir mektup ile ulaştırıyoruz.

Martı Dükkânı çoğunlukla kadın üreticilerle çalışılıyor. Bu bir seçim mi yoksa tesadüf mü? 

Bu bilinçli bir seçim. Biz kadınlar el ele verirsek neler yaparız neler. Daha çok yeni. Evinde oturan, üretken kadınlarla buluşmaya, onlara iş fırsatı yaratmaya devam ediyoruz. Yeni başladık. Umudumuz çok. 

Martı Dükkânı, daha yolun başında, az az çok olmaya, büyümeye devam ediyor.

Zaman gelir bulunduğumuz hayat zincirinde değişiklik yapmak gerekir. Yeni, sizin hayat düşünüze, hayallerinize uygun zincirin bir halkası olmak isterseniz eğer, öncelikle Richard Bach’ın “Martı” öyküsünü okuyup, düşlerinizle aramıza katılmak için lütfen yazın. Mail adresi ben@yaseminsungur.com

Huma Oktay


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKarşılaşmalar ve Yeni Bir Merhaba
Sonraki İçerikPeaceful Warrior
Hüma Oktay
Bir işletme bölümü mezunu olarak kurumsal hayattaki misyonumu tamamlayıp artık özüme döndüm. Yazarak yaşamaya... Hayat boyu bitmeyen bir öğrenme arzusu çok kitap okumaya ve kitapların yayına hazırlanması sırasında işin mutfağında olmaya yöneltti beni. Bazen görme engelliler için kitaplara ses verdim, bazen basılmadan önce kitapları çocuklarla birlikte irdeledim. Böylece çocuklar için eğlenceli kitaplar yazma serüvenim başlamış oldu. Her kitap yaşamımda bir iz bıraktı. Kafka’nın Dönüşüm’ü beni Prag’a sürükledi, Gülşah Elinkbank’ın Yalancılar ve Sevgililer’i Romanya’ya... Antoine de Saint-Exupéry’in Küçük Prens’i beni koleksiyoner yaptı, Orhan Veli’nin Şiirleri benim de duygularımı şiir ile ifade etmeme vesile oldu. Kitaplar ve seyahatler yeni şehirleri, yeni kültürleri ve yeni yazıları da beraberinde getirdi. Bu seyahatlerdeki yol arkadaşım kardeşim Baobab ve ben Albatros 2013 den bu yana kendi web sitemizde yazmaya başladık. Etkilendiğim kitaplar, doğal yaşam, geri dönüşüm, çocuklarla iletişim, çocuklarla hayata dair kaleme aldığım konuları 2015’den bu yana Martı Dergisi’nde paylaşıyorum. Dünyanın geleceğini bugünden görmek isterseniz bir eliniz çocuklara bir eliniz toprağa dokunur olsun... Sevgiyle kalın daima... Hüma Oktay