Mucizevi Mandarin

Lacivert tülden bir elbise giymiş olan gece, umutsuz bir kadına yoldaşlık ediyor. Gece ve kadın. Gece,

kendinden daha gizemli bu kadının dert ortağı oluyor. Sol gözünü kaybetmek üzere olan kadın,

sadece geceleri karışıyor şehrin sokaklarına. Karanlıkta güvende hissediyor kendini. Yürüyor

Cenevre’nin sokaklarında. Zaman zaman memleketini özlüyor. Nereye gittiğini bilmeden, bunu da

umursamadan geziniyor. Öyle amaçsız, başıboş dolanmak özgürlük demek onun için.

nisan 59252

Bu kentin özgür kadınlarına nasıl gıptayla baktığını anımsıyor ilk geldiğinde. Onlar gibi olmadığı için ne çok

hayıflandığını düşünüyor yeniden. O kadınların gözlerinde gördüğü o ışıl ışıl kendine güve duygusunu

kendi memleketinin kadınlarında asla göremeyeceğini bilmenin burukluğu içini yakıyor.

Hayatını aklından geçiriyor sık sık. Kendini sorguluyor. Bu şehirde bulup, yine bu şehirde yitirdiği aşkı

özlüyor. Aşkı acısının ona öğrettiklerinden bahsediyor okuyucusuna.

Bu kitap bir kadının isyanı. Kimseye duyuramadığı çığlıkları. Aslı Erdoğan melankolik bir yazar.

Anlatımı kimilerine göre oldukça karamsar ama ben o karamsarlığın içinde arada bir görünen

gökkuşağı sevinçlerini buluyorum.

Mucizevi Mandarin bir öykü mü yoksa bir anlatı mı, karar veremedim. İç kapakta şiirsel düzyazı diye

tanımlanmış olsa da, edebiyatta böyle bir kategori duymamıştım daha önce. Çok da önemi yok

bunun, kitap bende bir roman lezzeti bıraktı. Yazılar birbirinden kopuk deği, tam tersine bağlantılı.

Kitaba ismini veren Mucizevi Mandarin, üç beş satırlık kısa bir öykü. Gel gelelim o bir kaç satıra

sığdırılan mana öylesine derin ki. Bu ismi duyar, hep mandarinin ne demek olduğunu merak ederdim.

Okumaya başlayınca araştırdım. Mandarin, eskiden Çin’de üst düzey memurlara verilen isimmiş. Bir

kitap için sıradışı bir ad. Mucizevi Mandarin Aslı Erdoğan’ın ilk öykü kitabı. Ünlü bir fransız dergisi

tarafından geleceğin elli yazarı arasında gösterilen bir yazarın kitabını elinde tutmak bambaşka

keyiflere sürüklemiyor değil insanı. Bunun dışında Aslı Erdoğan Sait Faik Öykü ödülünü ve

yurt dışında bir çok ödülü almaya hak kazanmış, kitapları bir çok dile çevrilmiştir. Ama ne

yazık ki, bu ülke böyle sanatçıların değerini hiç bir zaman bilememiştir, bundan sonra da

bileceğini sanmıyorum. Zaten bize, uzun uzun bakarak oyunculuk yaptıklarını zanneden dizi

oyuncuları ile, avaz avaz bağırarak iyi şarkı söylediklerini sanan şarkıcılar yeter de artar bile!

 

Yazan : Aslı Erdoğan

Türü : Öykü

Sayfa Sayısı: 143

Baskı Yılı: 2013

Yayınevi: Everest Yayınları

 

ARKA KAPAK YAZISI

Dünya okurlarınca “geleceğe kalacak elli yazar” arasında sayılan Aslı Erdoğan’ın ilk öykü

kitabı: Mucizevi Mandarin. Yalnızca Türkçe’de değil çevrildiği yabancı dillerde de aynı ilgiyi

uyandırmış bir kitap. Hoyratlığın karşısındaki ince ve güçlü bir direnç…· Yitik gözün

boşluğunda· Mektup, size· Giderken· Aynanın dibine yolculuk (imgeler)· Unutulmuş

topraklar· Geçmiş ülkesinden bir konuk· Bir aşk öyküsü· Hüzünlü kahveler· Mucizevi

mandarin· Sırp lokantası ve Michelle· Varlık · Gökyüzü· Unutulmuş topraklar” Yaşlı ve

çirkin bir mandarin, karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş

kalpli bir fahişeye gitmiş. Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç

kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki mandarin, tilki uykusundan fırladığı gibi

olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin

ehliymiş. onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayıf,

çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin iz bırakmadığını görmüşler. Bıçaklarını,

kılıçlarını çekmişler, ama en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile mandarine hiçbir şey

yapamıyormuş. Sonunda korkup kaçmışlar. Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi

gücünden etkilenmiş, bir kez daha, bu sefer aşk adına sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla,

arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış. Gelgelelim güzel kadının her donuşunda mandarinin

bedeninde yeni bir yara beliriyormuş, dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı

yaralarmış bunlar. İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda mandarin kanlar

içinde kadının kollarında yığılmış, ölmüş. Bir zamanlar izlediğim Mucizevi Mandarin

adındaki bir balenin, eski Çin efsanelerinden alınma öyküsünü, ilk sevişmemizden hemen

sonra Sergio’ya anlatmıştım. Nedense anlattıklarımdan pek hoşlanmadı, ama bu öykü benim

en sevdiklerimden biridir.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: