Motivasyon ve Motive Olmak

İnsan kaynakları, iş dünyası ve hayata dair bazı kelimeleri bu ay itibariyle sorgulamaya ve konuşmaya başlıyoruz. İşte ilk kelimemiz: Motivasyon

Bir çok yerde artık karşımıza sözlükler çıkıyor. İş dünyası, güzellik, sağlık, kadınlar gibi konularda birçok konu yazılıp çiziliyor. Bu sayfalarda, aslında işin içine girdiğimiz zaman sadece kelimelerin ne olduklarını sorgulamak yerine, neyin nasıl olması gerektiği konuşup, tartışacağız, fikir yürüteceğiz, düşünceleri paylaşacağız. Biraz insan kaynaklarından, biraz iş dünyasından, biraz da hayattan bahsedeceğiz.

Bu sefer öncelikle ‘motivasyon’a ağırlık vermek istedik.

Kelime Anlamı: (Motivation) Belirli bir eylemi yerine getirmek için bir insanın bazı içsel ve dışsal faktörlerden aldığı güçle coşku, canlanma, davranışlarda kararlılık göstermesi ve davranışlarını yönetmesi demek sözlük anlamıyla.

Örneğin “bahar” ya da “yaz” deyince, aklımıza ilk gelen kelimelerden biridir motive olmak, öyle değil mi? Tatili, pırıl pırıl havayı, dinlenmeyi, hangi gün izne ayrılacağımızı düşünmek bile bizi motive etmez mi ? Şimdi sözlük anlamının yanı sıra, çalışan ve patron(işveren) gözünden de bakalım motivasyona :

İşverene Göre Motivasyon
Bir çağrı merkezinde çalışıyorsanız, ekip lideriniz yapacağı ilk toplantıda: “Böyle büyük bir şirketin üyesi olmaktan gurur duymalısınız. Satışlar sizin çalışmanızla daha da artacak. Böyle olunca, primleriniz de artacak. Size güveniyorum, şirketimizi sizlerle çok daha iyi yerlere getireceğimizden eminiz” gibi bir konuşma yapabilir. Ne kadar motive olursunuz? Şirketin büyüklüğü mü, yoksa alacağınız prim mi sizi motive eder?

Ya da şöyle bir örnek verelim: Şirket toplantılarında veya eğitimlerinde bazen, çalışanın motivasyonunu artırmak amacıyla A Man Of Honour, Gladiator, The Pursuit Of Happyness filmlerinden kesitler izlettirilir. Çalışanda olumlu duygular oluşturur bu filmler ve genellikle ivme kazandırıcı filmlerdir. Bazı iş yerlerinde de, duvarlarda, çalışanın harekete geçmesini sağlayacak cümleler veya afişler yer alır.

Ama işverenin çalışanına içten bir ‘teşekkür etmesi’ tüm motivasyon çalışmalarına bedeldir belki de.

Çalışana Göre Motivasyon
Olumlu cümleleri duydukça veya davranışlarla karşılaştıkça, daha başarılı olmak için kendisinde uyanan cesaret duygusudur; atağa geçmektir, kendini iyi hissetmektir. İşini şevkle yapmaktır. Başarıyı getiren, yaratıcılığınızı artıran bir duygudur. Sıkıcı bir hafta başı toplantısında, arada gelen çay ve kurabiyedir belki. Maaşlara zam yapılacağının duyulmasıdır. Mola vermektir. Tatile çıkmaktır. Başınızı kaldırmadan çalışırken, size teşekkür edilmesidir. Kaldığınız mesaide, çalışma arkadaşınızın ısmarladığı kahvedir. Konser bileti, piknik, tekne gezisi gibi şirketteki etkinliklere gidebilmektir.

Bunların dışında motivasyon: Yapacağınız işin olumlu sonuçlarını ve getirisini düşünmektir. Kimse sizi ödüllendirmiyorsa, elde ettiğiniz küçük başarılar karşısında, kendinize küçük hediyeler vermektir. (İyi bir yemek yemek, bir arkadaşınızla sohbet etmek gibi).


Motivasyonun başarısı, biraz da davranışların sonucuyla ölçülür. İş hayatının dışında neler bizi motive ediyor düşündük mü hiç? 

İşte bazı örnekler:

  • Çocukken annemizin, “O tabak bitecek” demesinden hoşlanmasak da, sonrasında bize alınacak dondurmayı düşünüp, zar zor da olsa bitirirdik tabağı. Bizi aslında ‘dondurmayı hayal etmek’ motive ederdi.
  • Bir askeri, ailesinden ya da sevdiğinden gelen bir mektup veya telefon motive eder. Sayılı günlere, özleme biraz daha dayanmaya çalışır duyduklarından ya da okuduklarından güç alarak.
  • Rejime başladığınızda, tartının üzerindeki rakam, biraz eksilere doğru ilerlemişse, bu da sizi pekala motive edebilir. Buzdolabındaki canım pastaya gözününüz ucuyla bakıp, rotanızı büyük su şişesine doğu çevirirsiniz. Tartı, sizi motive etmiştir, tabii kararlılığınız da.
  • Kendi doğum gününüzün, hiç beklemediğiniz bir sürprizle, coşkulu bir şekilde kutlanması mesela?
  • Çalışmakta zorlandığınız dersten geçtiğinizi görmek, diğer derse çalışma konusunda sizi motive etmez mi bir bakıma?
  • Sevdiğiniz adam / kadın, son telefonunda “Seni çok özledim” demişse, ertesi sabah, sırf onun yanında olabilmek için, onca saat otobüsle yol tepmeyi göze alırsınız. Özlemek de, özlendiğini bilmek de motivedir, öyle değil mi?
  • Ve…. Aşık olmak motive eder. Haksız mıyım?

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Motivasyon iyi bir dürtüdür; daha iyinin olacağına inandıran, bazen dış etmenlerden kaynaklanan, bazen de ta içinizden gelen, sizi eyleme geçirme hareketidir. Özgüveninizle, konsantrasyonunuzla çok yakından ilgilidir. Tüm bu örnekler arasında bir sıralama, bir hiyerarşik düzen yoktur, sizi motive eden bir sebep, aslında diğerinden çok da üstün değildir; sadece birbirlerinden farklılardır, o kadar.

İnsan kaynakları ve iş hayatı açısından kısaca şunları söyleyebiliriz:

Ücret, saygınlık, makam şoförü, araba, ek sosyal haklar, unvan, özel oda, seyahatler, tatiller, v.s., tabii ki bir çalışanın hayalinde olan imkanlardır. Bunların olması için çalışmaya devam eder.

Bunların yanı sıra, iş yerinde karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış, yardımlaşma, açık ve net olma, birlikte hareket edebilme, ‘RUH’ u oluşturur. Bunun sağlıklı bir şekilde işlemesi, yönetimin olumlu tutumu, çalışanına güvenmesi, tutarlı ve sabırlı davranmasından geçer. Motive etmek adına olmayacak kişiye, olmayacak ödüller verilmemelidir. Bilhassa yönetici konumundaki kişiler, çalışanların değer yargılarına ve karakterlerine göre motivasyonun değişken olduğunu göz önünde bulundurabilmeliler. Bu ayrıntılar göz önüne alınmadan, yersiz veya haksız yere motive edildiğinizi, size saçma gelen ya da doğru gelmeyen bir amaca yönlendiğinizi görüyorsanız; bunun ‘motive etmek’ adına yapıldığını fark ediyorsanız, üzgünüm fakat buna ‘gaza getirmek ‘ denir. Bunu da, motivasyonla karıştırmamak gerekir.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikAşk ve Tutku Üzerine Derin Bir Film
Sonraki İçerikGençler Onu Okuyor: İpek Ongun
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…