Martı Olmak, Martı’da Olmak…

-Martı Maynard; sen kendin olma, gerçek kimliğini bulma özgürlüğüne sahipsin… burada ve şu anda ve hiçbir şey engelleyemez seni. Yüce martı yasası, var olan tek yasa budur.

– Yani uçabileceğimi mi söylüyorsun?

– Özgürsün diyorum! İstersen yapabilirsin diyorum(…)


Her birimizin sanırım bir zamanlar da olsa okuma ihtimali en yüksek okuduğu kitap Martı’dan bir bölümle başladım. Sanırım Martı’da yazmaya başladım diye yaptım bunu. Aslında Martı, hiçbir zaman aklımdan çıkmayan bir kitaptı. Beni gerçekten etkileyen ilk kitaplardan biri olduğunu hiç unutmadım. O nedenle ağzımdan tadı hiç eksik olmadı. Ama asıl Bach’ın hiç vazgeçmeden kitabı hakkında çabalaması hep aklımdaydı. Kitap, “Martı Jonathan Livingston”un kendini aşarak martı sürüsünden sıyrılma ve özgürlüğe ulaşma mücadelesini anlatıyor. Bu aslında biraz da kitabın yazarı Richard Bach’ın bizzat kendi öyküsü. Bach, özgürlük, direnç ve umut kavramlarını bir martının kanatlarına bindirirken, umutsuzluk ve boşluk içinde günlerini geçiren insanların serüvenlerini ustaca ortaya koyuyor. Bu hikâyenin içinde kendi de var. Bach, tüm zamanların en çok satan kitaplarından birini yazdıktan uzun zaman sonra bastırabiliyordu. Çünkü Martı, tam on sekiz yayınevinden ret cevabı almıştı. Bach, vazgeçmemişti. 19. yayınevi kabul ettiğinde, onlar da bu kitabın milyonlarca satacağını bilmiyordu.

Sadece Bach da değil. Şu an kendilerini hayranlıkla yad ettiğimiz pek çok yaratıcının yeteneklerinden öte hedefleri vardı. Ve bu hedefleri gerçekleştirmek için azimleri vardı.

Beethoven’e ne dersiniz? Bir müzik efsanesi… Dahi… Ludwig’in keman kutusunu gören hocası, kendisine ilk derste müziği bırakmasını önermişti.

Tüm zamanların en fazla satan kitaplarından ABD’nin en çok okunan yazarlarından William Saroyan. İlk kitabı basılmadan yayınevlerinden yüksekliği 75 cm’ye kadar ulaşan ret mektupları almıştı.

Peki, Margaret Mitchell’in filmleştirilen ünlü̈ romanı Rüzgâr Gibi Geçti’nin tam 38 defa reddedildiğini biliyor musunuz?

Örnekler, dünya döndükçe çoğalacak. Her biri de, insanın bir hedefinin olmasının değerini ortaya koyacak. Unutmamak gerekir ki, insan sonuçta inandığı, ortaya koyduğu şeydir. Bu anlamda başarılı olanlar nereye gittiklerini bilen kişilerdir!
 
Bu ilk yazıyı Martı tavrında bitirelim. “Her şeyden önce şunu unutmamalıyız ki” “bir martı hiç vazgeçmeden yaşayabilme kararlılığıdır. Ve bir kanadından öbürüne, tüm bedeni, düşüncelerimizin ta kendisinden başka bir şey değildir. O zaman hep birlikte Martı olmanın(!) Martı’da olmanın keyfine varalım. ”

Uğur BATI


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: