Soma’lı Çocuklara Psikolojik Yardım

soma-felaketinden-geriye-kalan-cocuklar_53391_bSoma’da baba ve belki yakınlarını da kaybeden çocukların psikolojik durumu, yapılan psikolojik yardımı ve “sınıf temelli müdahale programı” hakkında psikolog ve eğitimci Aylin Karabağ Sılığ ile konuştuk.
Aylın Karabağ Sılığ 1993 yılında Ege üniversitesi psikoloji bölümünden mezun. 1999’da beri Milli Eğitim’de psikolojik danışman olarak göreve başladı ve 2003 yılında Anadolu Ün. Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümünde uzmanlığını kazandı. Evli ve 6 yaşındaki bir erkek çocuğun annesi olan Aylın Karabağ Sılığ eğitimin kalitesini arttırmak ve her çocuğun hakkı olan kaliteli eğitimi almasını sağlamak amacıyla velilerin ve eğitimcilerin birlikte çalıştığı bir organizasyon olan Veli-Eğitimci birliğini kurdu.
Soma’daki facia bildiğim kadarıyla ülkenin en büyük iş kazasıydı. Babalarını kaybeden yüzlerce çocuk var. Çocuklar için bu, bizim tahmin edemeyeceğimiz boyuttaki bir travma olsa gerek. Bir psikolog olarak, çocukların durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var ki; babasını kaybeden çocukların yanı sıra birden fazla yakınını aynı anda kaybeden çocuklar da söz konusu. Bu travmanın şiddetini arttıracak bir durumdur.

Çocuklar henüz gelişimlerini sürdürdüklerinden travma ile baş etmede daha az iç desteğe sahiptir zaten bu özelliklerinden dolayı da travmatik olaydan etkilenmeleri yetişkinlere göre daha yoğun olabilir. Burada travmaya maruz kalan çocukların temel güven duygularının sarsılmış olacağını söylemek yanlış olmaz.

Bu kazada diğer bir nokta da bazı kişilerin öldüğünün netleştirilememiş olmasıdır. Çocuklar büyüklerinden etkilenme ve benzer tepkiler verme eğiliminde olurlar. Kayıp olan kişinin öldüğünden emin olamayan aile büyükleri ölümü kabullenmezlerse çocuklarda da kayıpla baş etme sürecinin başlaması ve sağlıklı yas tutma süreci engellenmiş olur.

Kazanın büyük çapta olması bu küçük bölgede kaosa neden olmuştur. Hayatın rutin akışı bozulmuştur. Bu ortam çocukların travmanın etkilerine daha uzun sure maruz kalmaları anlamına gelir ki bu da çocukların normalleşme sürecini olumsuz yönde etkileyecek bir faktördür.


fotoğraf 2Çocukların bu olayı profesyonel psikolojik yardım olmadan atlamaları güç. Buna yönelik şu anda ne tür çalışmalar yapılıyor?

Yardımları tek bir elden takip etmek güç ve yardım girişiminde bulunan kişi ve kuruluşların sayısı fazla olduğundan bu soruya kendi alanıma giren ve takip edebildiğim yardım girişimleri bazında cevap vermek istiyorum.

1997 depreminden sonra UNICEF ve MEB işbirliği ile oluşturulan Psikososyal Okul Projesinin bir bölümü olan psikoeğitim çalışmaları için Manisa’da okul psikolojik danışmanları toplandı ve hazırlıklar yapıldı. Bu bağlamda Türk Psikologlar Derneği, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği hem bağımsız olarak hem de Milli Eğitim ile işbirliği içinde gönüllü destek çalışmalarını yürütüyor.

İlk müdahale olarak psikoeğitim benim de yerinde bulduğum bir uygulama. Kısaca Psikoeğitimi şöyle tanımlayabilmek mümkün: Travmatik olayların normal psikolojik etkileri hakkında kişilerin bilgilenmesini sağlamak amacıyla öğretmenlere, velilere ve çocuklara verilen bir eğitimdir. Bu eğitim öğretmenler ve çocuklarla 3’er oturum, velilerle 2 oturum yapılarak uygulanır.

 

Sizce bu yeterli mi?

Anlık, spontane, birbiri ile koordineli gitmeyen ve bölgedeki halkın ihtiyaçlarını tespit etmeden yapılan yardımların daha çok “yardım kirliliği”oluşturacağını; plan dahilinde, ihtiyaca yönelik ve zamana yayılarak yapılan sistematik yardımların ise faydalı olacağını düşünüyorum. Bu anlamda Psikoeğitim çalışmaları psikolojik ilk yardım kapsamında etkili bir programdır. Ancak normalleşme sürecinin tamamlanması için yeterli değildir. İlk yardımdan sonraki aşama çocukların normalleşme sürecini ileri düzeyde destekleyecek olan Psikososyal Okul Projesinin diğer bölümünü oluşturan “Sınıf Temelli Müdahale” nin uygulanması olmalıdır.

 

soma-felaketinden-geriye-kalan-cocuklar_97838_bHem psikolog hem de eğitimci olarak siz psikoeğitim çalışmalarını takiben “sınıf temelli müdahale” programının uygulanmasının da sürecin tamamlanması adına gerekli olduğunu savunuyorsunuz. “Sınıf temelli müdahale” nedir? Biraz açıklar mısınız?

Sınıf Temelli Müdahale programı öğrencilerin yaşadıkları travma sonrası belirtilerin sınıf ortamında azaltılarak uyumlarının yeniden sağlanması amacıyla Amerika Birleşik Devletleri, Güney Amerika, Avrupa ve Asya’da yaşanan doğal felaketler sonrası uzun vadedeki deneysel çalışmalara dayanarak geliştirilmiş sessiz hikaye anlatma, oyunlar oynama, hareket, resim yapma, drama, müzik terapisi gibi sözel olmayan yöntemlerin kullanıldığı 18 saatlik bir program.

 

1999 depreminde bu uygulamayla oldukça deneyim kazandınız. O dönemden biraz bahseder misiniz?

2000 yılında birçok meslektaşım ile birlikte MEB ve UNICEF ortaklığıyla gerçekleştirilen psikososyal okul projesi kapsamında projeyi geliştiren R. Macy, D. Macy, S. Gross ve D. Rozelle’den sınıf temelli müdahale programı eğitimini aldım.

Biz Eskişehir ekibi olarak ikişer kişiden oluşan danışman ekipleriyle 2000 yılında Eskişehir’deki bazı okullarda bu programı uyguladık. Bu projenin uzman ekibi olan üniversite hocaları tarafından uygulamalarımız sürekli izlendi, değerlendirildi ve süpervizyon desteği verildi. Çocuklar ve danışmanlar olarak yoğun etkilendiğimiz anlar oluyordu ama etkinliklerin yapısı ve danışmanların desteği ile hiçbir çocuk etkinlik sırasında ortaya çıkan olumsuz duygusu ile gruptan ayrılmıyordu. Her zaman bir toparlanma, rahatlama ve güçlü hissetme duygusu ile ayrıldıklarını hatırlıyorum öğrencilerimizin. Bizim grupta çıkmadı ama diğer gruplarda ileri düzeyde destek almaya ihtiyacı olduğu gözlemlenen öğrenciler oldu. O öğrenciler ileri düzeyde desteklenmek üzere bu konuda ayrıca eğitim almış olan meslektaşlarımızın oluşturduğu grupla psikolojik danışma sürecine dahil edildiler. Biz danışmanlar ise projenin içerisinde ayrı bir bölüm olarak da çok önemsenmiş olan meslektaş dayanışması grupları ile birbirimizi duygusal yönden destekleyerek elimizden geldiğince sağlıklı şekilde yürüttük çalışmalarımızı. Sınıf temelli müdahale uyguladığımız günleri düşündüğümde çocukların da bizim de okula heyecanla ve istekle geldiğimizi, onlarla rahat, güvenli ve mutlu hissettiğimiz bir ilişki kurduğumuzu hatırlıyorum. Onların da en öncelikli ihtiyacı deprem sonrası kendilerini yeniden güvende, huzurlu ve mutlu hissedebilmekti. Şimdi gönlüm çok rahat söyleyebilirim ki bu program ile çocuklarımıza bunları verdik.

 

4770-ÇocukSoma’da babalarını kaybeden çocuklar için bu uygulama benzer mi yoksa farklı mı olmalı sizce? Tam olarak nasıl olmalı ve ne kadar sürmeli? Bu konuda şimdilik bir şey söylemek mümkün mü?

Deprem sonrası ortaya çıkmış ya da uygulanmış olan bu program aslında Travma Sonrası Stres Tepkileri’nin normalleştirilmesine hizmet eden bir program. Soma’daki kaza da travmatik bir yaşantı ve sonrasında oluşması muhtemel stres tepkilerinin normalleştirilmesi gerek. Dolayısıyla bu program bu amaca hizmet edecek. Paket bir program olması nedeniyle oturumların sayısı, süresi, içerikleri, kullanılacak malzemeler dahil bellidir.

 

Peki, Milli Eğitim Bakanlığı buna yönelik çalışmalar başlatmış mı ya da başlatacak mı? Bir bilginiz var mı?

Soma’ya ilişkin psikososyal yardım kapsamında MEB’ne verilen programda “Psikoeğitim” de “Sınıf Temelli Müdahale” de var. Şu ana kadar edindiğim bilgiye göre Psikososyal Okul Projesinin Psikoeğitim programı ilk müdahale için öncelikli olarak uygulamaya konuldu. Ancak bakanlık yetkililerinden henüz Sınıf Temelli Müdahale’nin uygulanması yönünde bir açıklama yok.

 

Milli Eğitim Bakanlığı bu programın uygulanmasına karar verirse hemen başlatılması mümkün mü?

Sınıf temelli müdahale programı uygulanacaksa bunun ön hazırlığı zaman alacak. Bölgedeki danışmanların eğitimi, önceden eğitim almış olan danışmanların bilgilerinin tazelenmesi, malzemelerin temini gibi konularda ön hazırlık gerekecek. Bölgedeki danışmanları eğitebilecek bir alt yapı var mı o konuda bilgim yok. Tek bildiğim sınıf temelli müdahale programı eğitimlerinin o dönemden sonra yaygınlaştırılmadığı.

 

Birçok okuyucumuz Soma’daki çocuklara yardım etmek istiyor. Vatandaş olarak nasıl yardım edebiliriz sizce?

Vatandaş olarak hepimiz yardım etmek istiyoruz ancak bölgedeki durumu takip eden ve ihtiyaçları saptayan kurumlara destek olarak yardımın sistematik ve yerinde olmasını sağlamalıyız diye düşünüyorum. Örneğin biz psikologlar ve psikolojik danışmanlar, bireysel hareket etmiyoruz, derneğimizin çağrılarına göre hareket ediyoruz gibi.

 

 

Konuyla ilgilenen okuyucularımız bu kaynaklara başvurabilir:

mebk12.meb.gov.tr/meb_iys…02/19034042_psikoeitimelkitab.doc
http://journal.qu.edu.az/article_pdf/1028_325.pdf


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: