Güvenmek ister misiniz?

Zihince_Nisan_2111014_Güvenmek ister misiniz-1

Piyasalar durgun, insanlar mutsuz, herkes patlamak üzere…

Neden? “Ortamda bir güvensizlik ortamı var.” Onlar haksız biz haklıyız; ben haklıyım, sen haksızsın.
Haklı olduğunda testesteron hormonu salgılayan bir beyin ve belirsizliği sevmediği için her şeyin sabit ve kendi dilediği gibi olmasını isteyen bir zihin…

 

Güven konusuna detaylı bakalım. Herkesin kendine göre bir adalet sistemi var ve kendini haklı çıkarmak istiyor; bu sebeple bunun aksine bir davranış genellikle bir güvensizliğe sebep veriyor.

Aslında aynı şekilde ama size uymayan bir davranış güvenilir olarak değerlendirilmelidir. Bir kişi hep geç kalıyorsa bu kişi güvenilirdir, çünkü erken gelerek sizin güveninizi yıkmaz. Bu kurumlar için de geçerlidir, her sene enflasyon düzeyinin altın %5 zam veren bir firma sizi hiç şaşırtmaz ve gayet güvenilirdir.

Bu örneklerden açık bir hakikat ortaya çıkar; çelişki, olan olay veya olgunun kendisi değil kişinin kendi bakış açısı ile olayı analiz etmesinden doğar.

 Zihince_Nisan_2014_Güvenmek ister misiniz-1

Analiz etmenin yerini gözlem ve farkında olmak alırsa; yılanı yargılamak yerine yaklaşınca sokacağını bildiğimiz ve bu şekilde algıladığımız bir hayvan olarak görünür. Gözlemleyenin önemi kalmaz, her gözlemci için durum aynı olur. Gözleyenin yargısı, düşünceleri ki bunlara geçmiş deneyimlere dayalıdır, olan hakkında imge oluşturmadan tarafsız bir şekilde algılama gerçekleşir. Bu olumlu olaylar için de önemlidir.

“Biz onları hoşgörüyoruz, onları oldukları gibi kabul ediyoruz” cümlelerinin altında bir “ayrım” yatar ve bu samimi bir düşünce olmaktan uzaktır. Yılan yılandır. Sadece yanına yaklaşmamak da fayda bulunur. Eleştirmek, hoşgörüde bulunmak onu diğer statüsüne koyacaktır.

 Zihince_Nisan_2bbb014_Güvenmek ister misiniz-1

Sonuç olarak, analiz yapmadan salt gözlem yapıldığında, ortada yılana güvenip güvenmeme diye bir konu kalmaz.

Tüm bunların ışığında güven arayışımız sadece bir illüzyondan ibaret midir?
Korkusuz bir şekilde özgür yaşamanın karşıtı mıdır?
Zihnin kendine yaratmak istediği konfor alanın bir aleti midir?

Tüm bu sorular, Eckhart Tolle’ün sözlerini hatırlattı bana:

“Güven arayışı içindeki endişemiz gerekli gibi gözükür ama faydalı bir amaca hizmet etmez.”


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikUykusuzlar
Sonraki İçerikThe Monuments Men
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.