Eskişehir İçin Teşekkür Ederiz Yılmaz Büyükerşen

unnamed-13

Kitap ile Sohbet grubumuz ile güzel bir gezi için yola çıktık. Bu sefer ki rotamız Yasemin Sungur’un Anadolu Üniversitesi’nde “Kariyerim Gelecek mi” kitabı ve konusunu içeren seminerine katılmak için Eskişehir’di. Elbette bu nedeni bir Eskişehir gezisine çevirdik. Arkadaşlarımızla Cumartesi sabah 7.30 da buluştuk. Yolda Atilla İlhan, Nazım Hikmet ve pek çok şair şiirleri ile bizlere eşlik etti. Dört saatlik keyifli bir yolculuğumuz oldu.

Eskişehir, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir ilimiz. Gelişen sanayisi ve şehircilik anlayışıyla önemli bir sırada. Avrupa’da ki kentleri andıran görüntüsü, büyük bir üniversitesi ve kültürel olarak sürekli gelişen ve iç turizmde rekorlar kıran bir şehir.

Eskişehir’e vardığımızda rehberimiz bizi karşıladı. Turumuz başlıyordu. Haller Gençlik Merkezi ilk durağımızdı. Eskiden yaş meyve ve sebze hali olarak kullanılan mekan, butik dükkanların olduğu, şık kafelerin bulunduğu turistik bir mekan haline dönüştürülmüş.

Devrim Otomobilinin üretildiği yer TÜLOMSAŞ fabrikası ikinci  durağımız oldu. Devrim Otomobili Türkiye’nin ilk ve tek yerli otomobilidir. Bu otomobilin yapımında insan üstü bir emek harcanmış. O dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel 1961 yılı Cumhuriyet Bayramı törenlerine yetişmesi şartıyla bir otomobil yapılmasını söylemiş. Bu projenin başına da Mühendis olan Engin Bozoğlu’nu görevlendirir. Engin Bozoğlu teknik ekibiyle birlikte otomobilin üretim yeri Eskişehir demiryolları tesislerine gelirler. Otomobil üretilir, fakat seri üretime geçememiştir. Otomobilde yan aynaların ve dikiz aynasının olmaması dikkatimizi çekti. O zamanlar araba bir iki tane olduğundan yan ayna ve dikiz aynası konulmamış.

Açlık sinyalleri vermeye başlayınca yemek yeme vaktimiz gelmişti. Yöreye ait bir lezzet olan Balaban Köftesini tatmak için, Eskişehir’i tepeden seyredebileceğimiz Şelale Parka gittik. Lezzetli köftelerimizi yedikten sonra şehir içinde turumuza devam ettik. Şehir merkezinden geçen Porsuk Çayı üzerindeki gondollar Venedik’teymiş hissi veriyor. Gondollarla gezme imkanı var. Vaperotta ile Porsuk çayı üzerinde gezdik. Adalar Bölgesi diye geçen çayın etrafı hareketli bir kalabalığa sahipti. Buradaki gezintimizi tamamladıktan sonra, Eskişehir’in en büyük parkı Sazova Parkına gidiyoruz.

Sazova Parkı, büyük bir alana sahip. Bu alanda Bilim Deney Merkezi, Korsan Gemisi, Sualtı Dünyası, Uzay Evi, Masal Şatosu, dinlenme alanlarına sahip açık hava müzesini andıran bir alan. Masal Şatosu, çocuklar için düşünülmüş masal şehri. Çocuklar kadar büyükleri de etkileyebilecek bir yer diyebilirim. İçerisinde, bir çok masal kahramanıyla karşılaşabilirsiniz.

Korsan Gemisi, korsanlar tarafından kaçırılmışsınız ve bir adaya yerleşmişsiniz gibi. Geminin içerisi çok etkileyici ve dikkat çekici. Hava kararmıştı. Bir hayli yorulmuştuk, otelimize gitmek için rehberimizin bize verdiği sürede toparlandık. Otelimize gitmek için harekete geçtik. Otelimiz, ağaçların içerisinde bir yerdeydi. Akşam yemeğimizi yedikten sonra, eşyalarımızı odalarımıza yerleştirdik. Bir saat kadar dinlendikten sonra, Beyoğlu’nu andıran , hareketi bir sokak olan Barlar sokağına gittik. Öğrenci şehri olan Eskişehir’de gençlerin çoğunlukta olduğu bir eğlence mekanıydı barlar sokağı. Küçük şık bir kafede oturup, mis kokan Türk kahvelerimizi içip sohbet ettik. Herkesin uykusu gelmişti, sabah da erken kalkacağımız için otelimize gittik.

Sabah dinlenmiş bir halde uyandık hepimiz.  Hava yağmurluydu. Güzel bir kahvaltıdan sonra, rehberimiz eşliğinde turumuza bıraktığımız yerden başladık.

Eskişehir’in diğer büyük bir parkı olan Kentparka gittik. Parkın içerisine girdiğimizde biraz şaşırıyoruz. Karşımıza büyük bir plaj çıkıyor. Denizi olmayan şehirde bir sahil görüntüsü, sanki denizi görüyoruz. Türkiye’nin ilk yapay plajı. Parkın içerisinde, yürüyüş parkurları, restoran ve kafeler bulunuyor.

Gezimize Anadolu Üniversitesinde  iki saatlik bir mola veriyoruz. Sevgili Yasemin Sungur’un üniversite öğrencileriyle yapacağı söyleşisine dinleyici olarak katılıyoruz. Gençlerin bizleri karşılaması çok sıcaktı. Seminere ilgileri çok yüksekti. Anadolu Üniversitesi gençleri de sorgulayan kendi hayatları ile ilgili bireyler olarak yetiştiriyor belliki.

Bizi etkileyen diğer bir yer Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykel Müzesi oldu. Türkiye’de ilk ve tek Balmumu Müzesi Eskişehir’de. Gerçeğe yakın ve canlı gibi duruyordu heykeller. İlk girişte Atatürk ve silah arkadaşları karşılıyor bizi. Bir çok ünlü yerli ve yabancı sanatçılar, siyasetçiler, devlet adamları bir arada toplanmış. Balmumu Müzesinden ayrılıp, öğlen yemeği için yöreye özgü “Çi börek” yemeğe gittik. Çi börek; kıyma, soğan ve baharat karışımının çiğ olarak açılmış yufkaya konulup yağda kızartılmasıyla yapılan geleneksel bir Kırım Tatar yemeğiymiş. Bu güzel lezzeti de tattıktan sonra açık hava müzesini andıran Odunpazarı semtine gittik. Burası Eskişehir’in en eski yerleşim yeri. Eski evler restore edilmiş. Tarihsel ve kültürel  açıdan zengin bir yer. Kurşunlu Külliyesi burada önemli  eserler arasında yer alıyor.   Eskişehir’de bulunan lüle taşından yapılmış çeşitli objeler, el sanatları ürünlerini hediye alabileceğiniz hediyelik eşya satan küçük dükkanlar bulunmakta.

Cam Sanatları Müzesin de ki hocalar camın işlenişini gösterdiler. Çok meşakkatli bir iş olduğunu gördük. Yüksek ısıdaki fırınlarda yapılan camlar, şık aksesuar olarak satılmakta. Odunpazarı’nda yöresel haşhaşlı ekmeklerimizi de alıp, Atlıhan Çarşısına gittik, büyük bir han içerisinde küçük dükkanlar yer alıyor ve hepimiz yorgunluk kahvelerimizi içtik. Saat ilerlemiş, dönüş zamanı gelmişti. Otobüsümüze binerek evlerimize doğru yola çıktık.

Bu güzel şehri, kendi imkanlarıyla  bir Avrupa şehrine  dönüştüren Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’e minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Kars yolculuğumuzda buluşmak dileğiyle…

 


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: